SOSYAL MEDYA

BETON BİNALARLA GELEN BETON İNSANLAR..!

Yazarlar

BETON BİNALARLA GELEN BETON İNSANLAR..!

İnsanoğlu göçebe yaşamdan yerleşik düzene geçtiğinde modern şehirlerin doğmasına sebep olmuştur. İnsanoğlu yaşamda ayakta kalabilmesi, için barınabilmesi için, korunabilmesi için, yeme, içme zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilmek için hep mücadele vermiştir ve hala vermektedir. İlerleyen dönemlerde ise gelişen düşüncelerle, ilerleyen bilgilerle ticari durumlarla sosyal alanda kendini hissettirmiş. Böylece ticaret ile değişik toplumsal guruplar arasında kültürel alış verişlerde birlikte doğmuştur.

Modern yaşam çağdaşlaşmaktır. Diyenlere, sözüm şudur ki; yabancılaşarak mı? Çağdaşlaşacağız.
Savaşlar, doğal felaketler, ölümler kalımlar, güçlü güçsüz, zengin fakir,
çirkin güzel derken modern yaşam kapılarını açtı insanoğluna. Teknolojinin
gelişmesiyle, evimize destursuz giren teknoloji ile yaşamımız alt üst oldu.
Küreselleşmeyle birlikte köylerin şehirlerin, kendilerine ait olan özgü hali
doğallığı her geçen gün kayboldu. Yavaştan yavaşa insanoğlu elini, ayağını,
topraktan çekti ve köyler, doğal yaşam kayboldu. Hazıra konmaya koşan bir
nesil, tüketen bir insan olmaya başladık. Artık modern toplumlarla, modern
dediğimiz metropol şehirler doğdu. Bu şehirler daha önceki yazılarımda da , belirtiğim gibi ” Koca, koca yükselen binalar. Betonlaşan alanlar.
Birbirimize yabancılaşan, betonlaşan biz insanlar. Doğanın, yeşilin
kaybolduğu yerde betonlaşmamak mümkün müdür? Yaşamımızdan çok
şeyleri alıp götüren, yaşam mücadelesi merdivenlerde maratonların, olduğu
acımasız, yaşam savaşı alanıdır metropol yaşam.” Metropol yaşamı getiren de
modern yaşama olan özentidir. Modern yaşam çağdaşlaşmaktır diyenlere, sözüm
şudur ki, Yabancılaşarak mı? Çağdaşlaşacağız.
Modern yaşamda Beton binalarla, beton insanlar doğdu.
Beton binalar beton insanlara ayna tuttu. Artık şehirleri bırakalım dünyanın
hemen hemen büyük sayılabilecek ülkelerde terör kol gezmekte, bombalar
patlamakta. Dünya ülkelerinde, şehirlerin, insanları koruma gücü maalesef
ortadan kalktı. Ruhsal bunalım içinde olan insanlar. İnsanlar arasında eşit gelir
dağılımdan uzak rakamlar modern yaşamda daha bir göze çarpmaktadır. Gelişen
teknolojiyle elektronik cihazlara olan bağımlılık her yanımızı sarmış durumda.
vurdum duymazlık, aynı binada oturup ta modern yaşamın getirdiği,
güvensizlikle bananeci, sananeci tavan yapan egolar.. Sosyal medya da
hepimizin yaptığı yapmakta olduğu kebap, mangal görüntüleri şelfiler. Görme,duyma ,karışma evden işe, işten eve laf baskıları. Aşkı sevgiyi yaşamadan,
yaşanılan duygusal durumlar. Küresel sermaye ,güçlerinin, küresel ülkelerin,
güçlerin, dünya ülkeleri üzerinde oynadığı rant oyunları bin bir entrikaları.
Saymakla bitmez modern yaşamın bizden alıp götürdüklerini. Modern giysilerle,
modern dilencilik günümüzde çok yaygın olan bir yaşam şekli olmuştur.
Modern dilencilikten kastettiğim, beyinde modern düşünüp, giyimde kuşamda
modern giyinip, özenti bezentiyle, maalesef modern dilenmek te yaygınlaşmakta
her geçen gün toplumuzda. İdeal bir toplum maneviyatından geleneğinden
,milli değerlerinden yerli içeceğinden , yemeğinden uzaklaşmadıkça asla sırtı
yere gelmez. Modernlik yabancılaşmadan yaşanmalıdır.
Ülkemizin maneviyatı ve inanç duyguları, paylaşımı dayanışmayı, daha bir
önemsemektedir. Gelişmiş çağ atlamış sözde ülkelerin , gerçekte gelişmiş olmadıklarını
görmek mümkündür. Gelişmiş ülkeler başında, Amerika, Almanya, Fransa vb.
ülkelerin insanlığa, dünyaya hak, hukuk, adalet konusunda daha iyiyi
getireceğiz dediklerinde, getirdiklerinden çok neleri daha da götürdüklerini
görüyoruz. Arap baharı altında gelen sömürü kıyımları savaşlar. Al sana Irak,
alsana Mısır, Libya, Suriye. Ortadoğu ateş çemberi. Neymiş? Modern yaşamı
getireceğiz. Neymiş? hak hukuk adalet getireceğiz. Tek amaç şudur silahlarını
satmak ve aman petrol canım petrol. Çıkar çıkar ve yine çıkar. Milyonlarca
çocuk ilaçsızlıktan, susuzluktan , ekmekten yoksun hala ölmektedir. Dünya
küresel açlık raporu açıklandı. Raporda, “Açlıkla mücadeleye rağmen durum
kötü” deniyor. Rapora göre, 4 çocuktan biri yetersiz besleniyor, saatte 300 çocuk
açlıktan ölüyor. Özellikle Afrika’da bazı ülkelerde durumun daha da kötüleştiği
belirtiliyor raporda. Ülkemiz Türkiye ise maneviyatı ve inanç duyguları,
paylaşımı dayanışmayı, daha bir önemsemektedir. Buda insanlarımız arasında
vicdan ve merhameti sağlamaktadır.
Save The Children, “Eğer önlem alınmazsa 2025 yılına kadar 450 milyon
çocuk açlıktan etkilenecek” diyor.
İngiliz Save The Children adlı insani yardım kuruluşunun hazırladığı 2011
Dünya Açlık Endeksi raporunda çarpıcı tespitler var. 4 çocuktan biri yetersiz
besleniyor. Saatte 300, yılda yaklaşık 2 milyon çocuk açlıktan ölüyor. 15 yılda
yaklaşık yarım milyar çocuk açlık nedeniyle, kalıcı hasar riskiyle karşı karşıya.
Rapor çocukların yetersiz yanlış beslenme oranlarına dikkat çekiyor, “İki
yaşından sonra, bunun etkilerini geri çevirmek neredeyse imkânsız” diyor. Afrika’da her beş çocuktan 2’si açlık nedeniyle yeterince gelişemiyor. Bu kıta
çapında 60 milyon çocuk demek. Raporda, son 60 yılın en büyük kıtlığını
yaşayan Somali de var. Somali’deki krizde 50 ile 100 bin arasında insanın
açlıktan öldüğü belirtiliyor, “Bunların çoğu çocuktu” deniliyor. Save The
Children, “Eğer önlem alınmazsa 2025 yılına kadar 450 milyon çocuk açlıktan
etkilenecek” diyor.
Modern olmak Karl Marx’ın deyişiyle ‘katı olan her şeyin buharlaşıp
gittiği’ bir evrenin parçası olmaktır..
Modern olmak, yaşamak, bizlere serüven, güç, coşku, gelişme, kendimizi
ve dünyayı dönüştürme olanakları vaat eden; ama bir yandan da sahip
olduğumuz her şeyi, bildiğimiz her şeyi, olduğumuz her şeyi yok etmekle tehdit
eden bir ortamda bulmaktır kendimizi. Bizleri sürekli parçalanma ve
yenilenmenin, mücadele ve çelişkinin, belirsizlik ve acının girdabına sürükler.
Modern olmak Karl Marx’ın deyişiyle ‘katı olan her şeyin buharlaşıp gittiği’ bir
evrenin parçası olmaktır.
Fakir ülkelere, açılıkla savaşan ülkelere, modern yaşam, adı altında,
sözde demokrasi götürme iyiliğinde bulunan gelişmişler sözde modern ülkeler
ne kadar gelişmişlerdir? Sadece silahlarıyla gelişmişlerdir. Silahlarla,
nükleerlerle, modern yaşamı götürmeden , silahsızlanmayla, normal insan gibi
yaşamı sağlamak, götürmek daha doğru, daha akılcı olmaz mı? Daha insancıl
olmaz mı?
Gökhan İlhan/ Sosyolog-Yazar

Devamını Oku
İlginizi Çekebilir..

Yazarlar Kategorisinden Diğer Haberler

YUKARI