SOSYAL MEDYA

Bizim çocuklarımız

Yazarlar

Bizim çocuklarımız

Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi maalesef ülkemizde de kanayan yaralardan  birisidir, çocuk yaşta evlendirilmeye zorlanan kız çocukları..Çocukluklarını yaşamadan, kendilerini anne olarak bulan , evlendirilmeye zorlanan kız çocuklarımız. Uluslararası belgelere göre, on sekiz yaşının altında yapılan her evliliğe “çocuk evliliği” ve evlenen kıza “çocuk gelin” denilmektedir. Burada çocuk evliliği derken, evlilik sözü ile kastedilen hukuki anlamda değil, sosyolojik anlamda evliliktir.

Dünya genelinde çocuk evliliklerinin en büyük nedenleri arasında, yoksulluk, mal mülk, başlık parası, zenginlik hayali, düşük eğitim seviyesi ve ailelerin kızlarını evlilikle koruma altına alma düşüncesi vardır. Yoksulluk ve eğitimsizlikle gelen büyük bir akıl tutulmasıdır, küçük yaşta ki  kız çocukların zorla evliliğe sürüklen dirilmesi. Daha buluğa ermemiş kız çocukları için bu tür evlilikler tamamen bir şoktur, travmadır. Yaşadığı şokun bilincinde olmadan güler oynar, evlendirilir. Akranlarıyla oyun oynayıp, okula gideceği bir dönemde, evliliğe ittirilen, zorlanan bir çocuğun durumunu sizin hayal gücünüze bırakıyorum.

Çocuk evlilikleri bir anlamda adı olmayan, bazı ülkelerin, sözde geleneksel yapıların kaba tutumlarından  da kaynaklanmaktadır. Oysa ki bir toplumun geleneği göreneği kültürüdür asilliğidir, değerleridir. Baba bilir , dedebilir, nine bilir, abi bilir, düşüncesiyle korku salıp zorla evlendirilen kız çocukları. Ön ayak olanlar ise (ebeveynler, eş, dost, akraba) Vicdan ve merhametten yoksun, hukuk dışı davranışlarla kör cahillik  yapan , insanlıktan nasibini alamadıkları bir gerçektir.

Burada iki önemli ana etken yoksulluk ve cehalet.Yoksulluk ve cehaleti yendiğimiz taktirde inanıyorum ki bu tür sosyal yaraları kapatmış olacağız. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Cehaletle savaş düşmanla savaştan daha az önemli değildir.”Cehaletle savaş devlet politikası yanında, eğitimcilerimize, sivil toplum kuruluşlarına, meslek odalarına kısacası tüm insanlığa hasıl olan bir görevdir.Yapılan araştırmalar da; Eğitim  erken yaşta evliliklerin hem sebebi hem sonucu olarak ele alınmaktadır .Şöyle ki  ebeveynlerin ve çocukların eğitim düzeyi düştükçe erken evliliklerin oranı artıyor. Erken evlilikler arttıkça çocukların okula devamlılığında azalma görülüyor.

Kimi aileler, ev sayısını   azaltmak için, kimi ebeveynler ise cehaletin getirdikleriyle , saklambaç , körebe oynayacak, bisiklete binecek kız çocuklarını  babası hatta dedesi yaşında olan  adamlarla evlendirmektedirler. Daha sonrası kendisi çocukken, kucağında çocukla kendisini buluyor. Küçük yaşta evlendirilen kız çocukları, sosyal yaşamı yasaklanmış, konuşmaz, görmez, duymaz  bilmez bir hal alıyorlar. Sadece sözde  kocasına  itaat etme alışkanlığına yönlendirilirler. Bu durum içerisinde ruhsal bozukluklar baş gösterir. Psikolojik ve fizyolojik belirtiler her geçen gün daha bir görülür. Küçük yaşlarda insanlık dışı yaptırılan bu tür evliliklere çoğu kez televizyon dizilerinde kimi kez haberlerde, gazetelerde rastlıyoruz. Bu tür haberleri, izlerken veya , gazeteler de okurken bir çoğumuz, insanlığımızdan, aldığımız nefesten utanır oluyoruz. Yaşının kat, kat fazlası iğrenç rakamsal değerle, başlık parası adı altında resmen fiyat biçilen yavrularımız, masum kız çocuklarımız.

Geçtiğimiz aylarda İzmir’in Kiraz ilçesine bağlı iki köyde gelenek olduğu söylenilen, ama inanmakta zorlandığım bir tür gelenek. Kaçırılan kız çocukları. Kaçırılan kızların yaşları 12 ile 15 arası değişiyor. 12 yaşındaki kızın ailesine şu kadar, 15 yaşındaki kızın ailesine ise bu kadar gibi iğrenç, mide bulandırıcı rakamlarla sus payı ödeniyor. Yazıklar olsun! Yuh! dedik. Yok ya! artık dedik. Kaçırılan 15 yaşındaki küçük kızın ailesi ise bu sözde geleneğe isyan etti. Polise başvuran küçük kızın ailesi kızlarını geri alabilmek için işlem başlattı. Genç kız polis ekiplerinin operasyonu ile kaçırıldığı ailenin ellerinden kurtarılarak ailesine teslim edildi. 85 gün boyunca kaçırıldığı ailede kalan 15 yaşındaki küçük kız anne ve babasına teslim edildi.

İzmir/ Kiraz ilçesinin  Belediye Başkanı Saliha Özçınar ise ; Olayla ilgili büyük bir cesaret ve sorumluluk gösterip konuya el attı. Basından okuduklarımızla Başkan Özçınar ”Bir kadın ve bir anne olarak olayın kökünü kurutana kadar çalışmaya devam edeceğim dedi.” Bu olayın son bulması için gerekli bütün yasal , güvenlik işlemlerin yapılması için ilçede tek vücut oldu halkıyla. Belediye Başkanı Saliha Özçınar’ın bu kararlı örnek ve cesaretli davranışı çocuklarımıza insanlığa , gönüllere su serpti. Buradan kendilerini yürekten kutluyorum.Ayrıca bu acı olayın Kiraz ilçesinin bir geleneği olmadığını kendini bilmezlerin, vahşeti ve cehaletinin Kiraz ilçesine mal edilemeyeceğinin de bilinmesini isterim.

Bu tür erken evliliklerin, sık görüldüğü bölgelerdeki, yerlerde ki; öğretmenlerden, din adamlarına, muhtarlardan doktorlara ebelerden, yerel yöneticilere, vatandaşlardan, ailelere kadar eğitimsel çalışmalara inilmelidir. Duyarlılığın artırılmasının çok önemli olduğu bu konuda  bir gerçektir. Basın medya ile  görsellerle  desteklenmeli duyarlılık oluşturulmalıdır. Çünkü bu çocuklar, Bizim Çocuklarımız.  Bu acı olan, sosyal yarada  şu ilçe,  bu ilçe , şu bölge , bu bölgeden ziyade toplumsal bir sosyal yara olarak tümden ülkemiz adına acı olarak görmek gerekir. Doğusu da  biziz, Batısı da biz. Egesi de biz,  Karadeniz’i de biziz.  Kısacası bu ülke bizim. Bu çocuklarda ülkemizin meyveleri ve  bizim çocuklarımız. Çocuklarımızın  acısı dabizim , sevinci de bizim olmalı.Çocuklarımıza karşı, sorumluluklarımızı hassasiyetle taşımalıyız.

Biz insanlar,  her birimiz  , topluma, toplum değer yargılarına  karşı sorumluyuz. Böyle de olmak, kalmak zorundayız. Çünkü bir insanın bir davranışı, iyiyi de, kötüyü de toplumda ortaya koyabilmektedir. Amaç iyiye doğru toplumsal bir yaşam içinde var olmayı başarmaktır. Bundan dolayı her birimiz daha fazla duyarlı olup, etrafımızda olan bu saçma sapan,insanlık dışı durumlara, elliliklere dur diyebilmeliyiz. Yine bu ve buna benzer sorunları önlemek için güvenlik güçlerine, yetkili kurumlara yardımcı olmak haberdar etmek için sana nebana necilikten ötede, bizim çocuklarımız gözüyle bakmalıyız. Kısacası toplumsal  , duyarlılığı cesaretle, bilinçle yakalamalıyız.

Soruna, sadece ve sadece bir toplumsal sorun gibi bakmanın, sorunu çözmeye yardım etmeyeceğini de bilmemiz gerekir. Türkiye’de çocuk yaştaki evlilik sorununa iktisadi açıdan yaklaşılmadığı müddetçe, her çabanın yarım kalacak bir çaba olacağı öngörüsünde de bulunmak mümkündür. İktisadi iyileştirme, yoksulluğu yenme ve koruyucu ,kararlı yasalarla bu toplumsal yaranın önüne geçmek gerekmektedir.

Çocuk yaşta yaptırılan evliliklerin, çocuğun cinsel istismarı kapsamında tutulması ve değerlendirilmesi ve cezai yaptırımların kararlı ve katı olması zaruridir. Ailelerin ve failler olarak evlenen erkeklerin mutlaka yasal yaptırımlara tabi tutulması gerekmektedir. Çocukları Koruma Kanunu, Ceza Yasası, Medeni Kanun ve diğer yasalardaki çocuklarla ilgili yasalar çocuklarımıza, çocukluklarını yaşatmalıdır. Unutmayalım ki; Her çocuğun kalbinde,yüreğinde, kendinden çok daha   büyük bir çocuk vardır..

Gökhan İlhan

Sosyolog/Yazar

Devamını Oku
İlginizi Çekebilir..

Yazarlar Kategorisinden Diğer Haberler

YUKARI