CHP’de kurultay heyecanı… Kılıçdaroğlu manifestoyu açıkladı!

CHP’de kurultay heyecanı… Kılıçdaroğlu manifestoyu açıkladı!

CHP’nin “Hedef iktidar” ana temasıyla gerçekleştirdiği 37. Olağan Büyük Kurultayı başladı. Kurultay, pandemi nedeniyle, seyircisiz ve açık havada, bir amfi tiyatro olan Bilkent Odeon’da gerçekleştiriliyor. CHP Lideri kürsüden salona ve ülkeye seslendiği konuşmasında çarpıcı mesajlar verirken, İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi’ni açıkladı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin koronavirüs salgını nedeniyle ertelenen 37. Olağan Kurultayı bu hafta sonu yapılacak. 

Salgın önlemi nedeniyle ilk kez seyircisiz gerçekleşecek kurultayın ilk gününde genel başkan, ikinci günde ise parti meclisi ve disiplin kurulu seçilecek. 

NELER YAŞANIYOR? 

CHP’nin koronavirüs salgını dolayısıyla ilk kez seyircisiz olarak gerçekleştirilecek 37. CHP Kurultayı, Bilkent Odeon’da başladı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eşi Selvi Kılıçdaroğlu ile birlikte Odeon Kültür Merkezi’ne geldi.  

Kılıçdaroğlu’nun aracı, yolda yürüyen bazı basın mensuplarını alarak alana getirdi. Kurultay alanı girişine turnikeler yerleştirildi. Görsel ve yazılı basın için ayrı ayrı alan hazırlandı ve çeşitli yerlere sinevizyon yerleştirildi. Basının kullandığı masalara Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçme yazıları ve konuşmalarından oluşan “Özgür ve Adil Bir Türkiye İçin Yürüyüş” kitabı bırakıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da Kılıçdaroğlu’nun kitabını inceledi. 

ÇERÇİOĞLU DİVAN BAŞKANI

Kurultayın açılışı için Kemal Kılıçdaroğlu kürsüye çıktı. Kılıçdaroğlu’nun kısa konuşmasını ardından Mustafa Kemal Atatürk ve tüm şehitler için saygı duruşu yapıldı. Saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı okundu.

39 delegenin imzasıyla Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu Divan Başkanlığı’na önerildi. Yapılan oylamada Çerçioğlu oy çokluğu ile Divan Başkanı seçildi.

VE KILIÇDAROĞLU KÜRSÜDE 
Divan Başkanı Çerçioğlu’nun konuşmasının ardından Kılıçdaroğlu yeniden kürsüye geldi. 

CHP Lideri şu sıralarda kurultay salonundan ülkeye sesleniyor… İşte konuşmasından satır başları… 

 

“Bütün vatandaşlarımızı kucaklıyor, hepsinin sorunlarına çözüm üreteceğimizi buradan açıkça ilan ediyorum. Bu kurultay TBMM’nin açılışının 100. yılında yaptığımız tarihi bir kurultaydır. 100 yılı geride bırakan, önümüzdeki 100 yıla açılan bir kurultaydır. Bu kurultay bizi 2023’e taşıyacak kurultaydır. Bu kurultay 2023’te cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmamızı sağlayacak kurultaydır.

Onbinlerin, yüzbinlerin, milyonların gözü ve yüreği bu kurultaydadır. Bu kurultay sadece vatandaşlarımızın değil, Ortadoğu’dan Afrika’ya, Avrupa’dan Rusya’ya tüm dünyanın gözünün üzerinde olduğu kurultaydır. BU kurultay sosyal ve ekonomik buhrandan nasıl çıkacağımızı tüm dünyaya anlatacağımız kurultaydır.

HİÇBİR CHP’LİNİN UMUTSUZLUĞA KAPILMA HAKKI YOKTUR
Bu kurultayda alacağımız her kararın yankısının yüksek olacağını biliyoruz. Bu kurultay alçakgönüllü bir uygarlığın inşasına çağrı kurultayıdır. Bu kurultay işsizliği, yoksulluğu, adaletsizliği, liyakatsizliği, umutsuzluğu nasıl ortadan kaldıracağımızı açıklayan bir kurultaydır. Türkiye, cumhuriyet tarihinin en ağır buhranını yaşıyor. Abarttığımı kimse sanmasın. Bu buhran yönetim buhranıdır, demokrasi buhranıdır, ekonomi buhranıdır. Bu buhran toplumsal sağlığımızı ve birlik, beraberliğimizi dibinden dinamitleyen bir buhrandır. Bu kadar ağır bir buhranda, hiçbir vatanseverin, özellikle hiçbir CHP’linin umutsuzluğa kapılma hakkı ve yetkisi yoktur. Biz Türkiye’yi bu buhrandan çekip çıkaracağız.

Adalet Yürüyüşü’nü hiç kimse unutmasın. Bu bir son değil, bu bir yeni başlangıçtır demiştim. 31 Mart yerel seçimlerinde duvarın arkasına geçtik. O duvarı şimdi dostlarımızla birlikte ve milletimizin ferasetiyle parça parça yıkacağız.

“İKİNCİ YÜZYILA ÇAĞRI BEYANNAMESİ HAZIRLADIK”
Birinci yüzyılı madem bitirdik, ikinci yüzyıla bir çağrı beyannamesi hazırlamak, millet olarak hazırlanmak zorundayız. Türkiye’nin önündeki 5 temel sorundan kısaca söz etmek istiyoruz. Neden buhran diyoruz, neden çözüm beyannamesi? İçinde yaşadığımız 5 temel sorun elimizi kolumuzu bağlıyor.

“SARAY TALİMAT VERİYOR, YARGI GEREKENİ YAPIYOR”
Birinci sorun demokrasi sorunu. Yasama, yargı ve medya bir kişinin vesayeti altındadır. Demokrasi sadece kağıt üzerindeki bir sözcük haline gelmiştir. Saray ne diyorsa yargı onu yapıyor. Egemen güçler ne diyorsa saray aynısını yapıyor. İlliyet bağına bakınız lütfen. Örneğin saray talimat veriyor. Osman Kavala içeride kalacak diyor, yargı öyle karar veriyor. Demirtaş içerden kalacak diyor saray, yargı ona göre ayarlama yapıyor. Saray talimat veriyor, yargı gereğini yapıyor.

Ama egemen güçler talimat verince saray da gereğini yapıyor. Örneğin Trump, saraya talimat verdi. Brunson’ı serbest bırakı dedi, hemen serbest kaldı. Yargı falan hikaye. 20 Temmuz sivil darbe sürecinde TBMM’nin yetkileri kısıtlanmıştır. Denge ve denetleme mekanizmaları felç edilmiştir. Böyle bir ortamda demokrasiden söz etmek mümkün değildir.

“TÜRKİYE’NİN EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞI TEHLİKE ALTINDA”
İkinci sorunumuz ekonomi. Mutfağımızda yangın var mı var? Sizin veya bir akrabınızın veya komşunuzun çocukları işsizse bunu sorgulamak zorundasınız. Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı tehlike altındadır. Her gün güzel hikayeler anlatıyorlar. Şu rakamları her bir delege arkadaşımın ezberlemesini istiyorum. Bu rakamlara en ücra köşelere kadar ulaştırmamız gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti savaş meydanlarından kuruldu. Osmanlı’nın gelirlerine egemenler el koymuştu. Cumhuriyeti kuranlar 1923’ten, 2002’ye kadar tam 57 hükümet kuruldu.

Bu 79 yıl içerisinde 714 milyar dolarlık bir kaynak kullanıldı. Bunlarla Sümerbanklar, Eti Banklar, Tüpraş, Telekom, şeker fabrikaları, demir çelik fabrikaları yapıldı. Kıbrıs Barış Harekatı yapıldı, Kore’ye asker gönderildi. Büyük depremler ve felaketler yaşandı. Harcadıkları para 714 milyar dolar.

Şimdi 2003-2020 arasında, 18 yılda harcanan para, AK Parti iktidarlarının harcadığı para 2 trilyon 400 milyar dolar para harcadılar. Keban Barajı mı yaptılar, PETKİM mi yaptılar, yeni büyük Telekom mu yaptılar? Bu rakamlara havaalanları, şehir hastaneleri dahil değil. Bunların bedelini bizim çocuklar, torunlar ödeyecek. 79 yılda yapılan her şeyi sattılar, parayı ne yaptıklarını kimse bilmiyor. Topraklarımızı sattılar, 250 bin dolara istediğiniz yerden istediğini daireyi alın dediler.

“83 MİLYON VATANDAŞ LONDRA’DAKİ BİR AVUÇ TEFECİYE ÇALIŞIYOR”
Elinizi vicdanınıza koyun. 18 yılda 2.4 trilyon dolar para harcanacak, bu paranın nereye gittiğini kimse bilmeyecek, ondan sonra bana ekonomiden bahsedeceksiniz. Kardeşim bu kadar para harcadınız o zaman bu işsizlik ne, bu sefalet ne? Lale Devri’nin yaşayanlarla sokakta vatandaşın alakası yoktur. 2.4 trilyon dolar para harcıyorlar ama Türkiye şu an borç batağında.

Nasıl Osmanlı’da Duyun-i Umumiye kurulduysa, 2019’da Borçlar Genel Müdürlüğü kuruldu. 83 milyon vatandaş Londra’daki bir avuç tefeciye çalışıyor. Bugün akşama kadar Londra’daki bir avuç tefeciye 48 milyon dolar faiz ödenecek. Bunların 18 yılda Londra’daki tefecilere ödedikleri faiz 178 milyar dolar.

“ONLAR VATAN HAİNLERİDİR”
Üçüncü büyük sorunumuz dış politika. Türkiye bugün egemen güçlerin taleplerini yerine getiren devlet konumundadır. Ekonomide bağımsızlığını, siyasette bağımsızlığını büyük ölçüde kaybetmiştir.

Cumhuriyet tarihinde hiçbir zaman Süleyman Şah Türbesi’nde bayrağı indirip, topraklarını terk eden bir hükümetle karşılaşmadık. Bunlar yaptılar. Bütün milliyetçilere, ülkücülere, vatanseverlere, bütün vatandaşlarıma sesleniyorum. Süleyman Şah Türbesi bu ülkenin namusudur. Oradan bayrağı indirip Süleyman Şah Türbesi’ni kaçıranlara asla ve asla vatansever denmez. Onlar vatan hainleridir.

“BÖYLE BİR DIŞ POLİTİKANIN KESİNLİKLE ONURU YOKTUR”
27 Şubat 2020 ne oldu? Suriye’de 36 askerimiz şehit oldu. Sorumlusu kim? Sorduk mu? 36 askerimizin kanı yerde duruyor. Şehidin hakkını biz savunuyoruz, gazinin de hakkını biz savunuyoruz. Kendi toprağını terk edeceksin, başkalarına bırakacaksın, şehitlerimiz olacak, şehide sahip çıkamayacağız. Askerlerimizi şehit edenlerin sizden özür dilemesini beklerken siz koşa koşa Moskova’ya gideceksiniz. Ben ettim, sen etme diyeceksiniz. Böyle bir dış politikayı asla kabul etmiyoruz. Böyle bir dış politikanın kesinlikle onuru yoktur.

9 Ekim 2019. Nedir bu tarih? Trump’ın gönderdiği mektup. En ağır hakaretleri içeren mektuba cevap verilememiştir. Yanlış dış politikanın faturası ağır olmuş, Emevi Camii’nde namaz kılacağız diye hayal peşinde koşanlar 3,5 milyon Suriyeliyi Türkiye’ye getirmişlerdir.

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NDE HİÇBİR DEVLET ADAMI ‘ALDATILDIM’ DEMEMİŞTİR”
Acı ama gerçek bir olayı daha sizinle paylaşmak isterim. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir devlet başkanı, başbakan veya cumhurbaşkanı ‘aldatıldım’ dememiştir ve aldatılmamıştır. Ama ilk kez 18 yıllık iktidarında bir kişi, herkes tarafından aldatılmıştır.

18 Şubat 2018. Konuşma yapıyor. Şunu söylüyor. “Sayın Obama ile defalarca konuştuk. Ama hep aldatıldık. Bir değil, iki değil, üç değil hep aldatıldık.” Bu anlayış dış politikamızı egemen güçlere teslim etme anlayışıdır. Sen rüşvet alanları büyükelçi olarak atarsak sen dış politikada egemen güçlerin talimatını yerine getirirsin. Beni üzen budur.

“EĞİTİMDE KENDİ ÇOCUKLARINI DENEK OLARAK KULLANAN TEK ÜLKEYİZ”
Eğitim sorunumuz dördüncü. 2 trilyon 400 milyar dolar para harcadılar. Hala birleşik sınıflar var. Bu birleşik sınıflar nedir? Birinci sınıf, ikinci sınıf, üçüncü sınıf aynı odada, aynı öğretmen tarafından ders görüyor 21’inci yüzyıldayız. Hala yeterli derslik yok. Sürekli değişen eğitim politikalarıyla Türkiye bilgi çağından koparılmıştır. Daha acı olanı ise geçmişte bizim yerimizde olan Suudi Arabistan, Malezya ve İran üniversitelerinin ürettiği bilgi sayısı Türkiye’nin ürettiği bilgi sayısından daha az olmuştur.

Eğitim politikalarını sürekli değiştirerek kendi çocuklarını denek olarak kullanan dünyadaki tek ülkeyiz. Ve çocuğunu okula gönderen hiçbir anne-baba eğitim sisteminden memnun değil. Ama onları değiştireceğiz.

“TÜM TOPLUMSAL SORUNLARDA KUTUPLAŞMA DERİNLEŞİYOR”
Beşinci temel sorun; toplumsal barış. Toplumsal barışımız temelden dinamitlenmiştir. Yaşam tarzı üzerinden siyaset, inanç üzerinden siyaset toplumu bölmüştür. Oysa bu ülkede 83 milyon huzur içinde yaşamak istiyoruz. Kimsenin inancını, yaşam tarzını sorgulamak bizim hakkımız mı? Bizim sorgulayacağımız şey vatandaşın karnı aç mı tok mu, çocuğunun işi var mı yok mu?

Siyasi iktidar neredeyse tüm toplumsal sorunlarda kutuplaşmayı derinleştirmektedir.

Çok genel hatlarıyla sorunlara değindim, örnekler de verdim. Ama günümüz neyi nasıl çözeceğiz? Sorunları bilelim ki, nasıl çözeceğimizi sağlıklı saptayalım.

Biz bu sorunları sizlerle, yol arkadaşlarımla çözeceğiz. Bir araya gelecek çözeceğiz. İki dostlarımızla yani Millet İttifakı’nı oluşturan dostlarımızla birlikte çözeceğiz. Özgürlük isteyen gençlerimizle çözeceğiz. Bu sorunu, her gün öldürülen, katledilen hakları elinden alınmak isteyen kadınlarla çözeceğiz.

Kalemini satmayan gazetecilerle, aydınlarla, bilim insanlarıyla, sanatçılarla, ahlaklı sporcularla birlikte çözeceğiz.

Alın terinin karşılığını alamayan işçilerle, emekçilerle çözeceğiz. İşsizlerle beraber çözeceğiz. Siftahsız kepengini kapayan esnafımızla çözeceğiz.

Özet olarak birlikte halkımızla çözeceğiz. Şimdi geldik, nasıl çözeceğiz?

Çiftçi tamam, emekli tamam, işsiz tamam, kadınlar tamam, esnafımız tamam. Hep beraber sorunları çözmeye karar verdik. Şimdi nasıl çözeceğiz?

Şunu hiç kimse unutmasın. Önümüzdeki ilk seçimde dostlarımızla birlikte iktidar olacağız. Maltepe’nin izdüşümü, önümüzdeki ilk seçimlerde iktidar olacağız. Bunu bir tarafa yazacağız. Firavunların iktidarını yıkıp, halkın iktidarını kuracağız. Defalarca söyledim; bir kez daha ifade edeyim. Her firavunun bir Musa’sı, her Nemrut’un bir İbrahim’i vardır.

Vatandaşın ayağının turabı olacağız. Hiçbir zaman hiçbir yerde hiç kimseye kibirle öfkeyle bakmayacağız. Bize oy versin vermesin, sorunu varsa o sorunu çözmek bizlerin boynunun borcudur. Hangi partiye oy verdin sorunu sormayacağız. Ne derdin var diye soracağız.

İKİNCİ YÜZYILA ÇAĞRI BEYANNAMESİ: HEDEFLERİ TEK TEK AÇIKLADI
İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi’ni hazırladık. Meclis’in açılışının birinci yüzyılını bitirdik, ikinci yüzyıla geçeceğiz. İkinci yüzyılda biz ne yapmalıyız? İkinci yüzyılda nasıl yoksulluğu, işsizliği bitirebiliriz? Türkiye nasıl bölgesinin ve dünyanın en saygın ülkelerinden birisi haline gelir. İkinci yüzyılda neden farklı düşünüyorsun sorusunun sorulmayacağı Türkiye’yi nasıl inşa edebiliriz?

Bu beyannamenin detaylarını paylaşarak bu beyannameyi oylarınıza sunacağım.

Birinci hedefimiz; yeni bir anayasayla güçlendirilmiş demokratik parlamenter sisteme geçilecektir. Güçlü demokratik parlamenter sistem için, öncelikle geniş bir toplumsal mutabakat sağlanacak her türlü vesayetten uzak, darbe hukukundan arınmış gücünü milletten alan yeni bir anayasa yapılacaktır. Bu ülkeye bugüne kadar anayasalar hep vesayetçi kurumların baskısıyla geldi ve oluşturuldu. En son değişiklikler 20 Temmuz sivil darbesinde ve OHAL koşullarında yapıldı. Biz vesayetten uzak, darbe hukukundan arınmış yeni bir anayasa yapacağız. Cumhurbaşkanının tarafsız olması sağlanacak, partili olmasına son verilecektir.

Gerekli denge ve denetim mekanizmaları kurulacak. Yargı bağımsızlığı sağlanacak. HSK, AYM ve yüksek yargı organı üzerinde vesayetine son verilecek. Yasa tasarı ve teklifleri TBMM Komisyonlarında görüşülürken, ilgili meslek kuruluşları, STK ve uzmanların görüşleri mutlaka alınacak. Kaptı-kaçtı kanunları olmaz.

“KÜRT SORUNU VE TÜM SORUNLAR TBMM ÖNCÜLÜĞÜNDE ÇÖZÜLECEK”
Düşünceyi ifade, örgütlenme ve basın özgürlüğü koşulsuz güven altına alınacak. Medya özgürlüğü evrensel ölçülerde güvence altına alınacaktır. Bunu da yapacağız. Bir devlet hukukun üstünlüğünden ve adaletten vazgeçerse o devlet organize suç örgütü haline dönüşebilir. Bir kişinin talepleriyle bir devlet yönetilemez. Bütün insanların bu devletin yönetiminde hakkı ve hukuku vardır.

Türkiye’nin toplumsal barışı ve huzuru sağlanacaktır. Başta Kürt sorunu olmak üzere, tüm sorunlarımız demokratik zeminde ve TBMM’nin öncülüğünde çözülecek. Kürt sorununu egemen güçlerin bir manivela olarak kullanmasına asla izin vermeyeceğiz.

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi öncelikli bir devlet politikası haline getirilecek. Toplumsal barışın kalıcı hale getirilmesi için tüm terör örgütleri ve suç örgütleriyle mücadele tavizsiz sürdürülecek. Yer altı örgütleri hala var ve bunlar gücünü meclisteki bazı siyasi otoriterlerden almaktadır.

“SEÇİM BARAJI KALKACAK”
Hizmet yandaşa değil, vatandaşa yapılacaktır. Bunun kurallarını koyacağız. İşi ehline vermek bir devlet politikası olacaktır. Bu anlayışla yola çıktığımızda, güreşçiden banka yöneticisi olmayacak, akademik hırsızdan rektör olmayacak. Rüşvetçiden büyükelçi olmayacak. Seçim yasası değişecek, milletin vekilini millet seçecek. Demokrasilerde aslolan milletin iradesidir. 12 Eylül eseri olan seçim barajı kaldırılacak. Milletin vekilini genel başkanlar değil, milletin kendisi seçecektir.

Hangi partiden olursa olsun, bütün kadın kardeşlerimin dinlemesini isterim. Seçim yasası değişikliği ile cinsiyet kotası getirilecek, kadınların parlamentoda temsili yasal güvence altına alınacaktır. CHP’nin kadın vekilleri bu yasa teklifini TBMM’ye sunacaktır.

SİYASİ AHLAK YASASI ÇIKACAK
Siyasi ahlak yasası ile siyaset kirlilikten arındırılacak. Böylece milletin seçtiği vekiller ve gazi meclisimize güven artırılacaktır. İş takipçisinden, yolsuzluk yapandan, kul hakkı yiyenden milletvekili mi olur? Kendisi hacdayken sahte pusula gönderip ben Meclis’teyim diyen adamdan milletvekili mi olur?

Kamu ihale kanunu değiştirilecek, tüm kamu ihalelerinin şeffaf ve kamuya açık bir anlayışla yapılması sağlanacaktır. İsraf haramdır diyorsak, nasıl oluyor da israfı 21. yüzyıl Türkiye’sinde itibar olarak kabul ediyoruz. Har vurup, harman savurma anlayışıyla devlet yönetilemez.

MADDE MADDE O BEYANNAME 

Birinci hedefimiz, yeni bir anayasa ile güçlendirilmiş demokratik parlamenter sisteme geçilecektir. Bunun için öncelikle geniş bir toplumsal mutabakat sağlanacak, darbe hukukundan arınmış, gücünü milletten alan yeni bir anayasa yapılacaktır. Bu ülkeye bugüne kadar anayasalar vesayetçi kurumların baskısıyla geldi.

Bu anayasada cumhurbaşkanının tarafsız olması sağlanacak. Partili cumhurbaşkanı uygulamasına son verilecektir. Cumhurbaşkanı dürüst olacak, aldatılmayacak, kandırılmayacak, bu toprakların evladı olacak. Kuvvetler ayrılığı esas olacak. Yargı bağımsızlığı kesin olarak sağlanacak.

Yasa tasarı ve teklifleri TBMM Komisyonları’nda görüşülürken ilgili meslek kuruluşları, STK görüşleri zorunlu olarak alınacak. Baro ile kanun çıkarıyorsan baroları çağıracaksın. Sendikalarla ilgili kanun çıkarıyorsan uzmanları çağıracaksın.

Düşünceyi ifade, örgütlenme, basın özgürlüğü koşulsuz güven altına alınacaktır. Medya özgürlüğü evrensel ölçülerde güvence altına alınacaktır. Bir devlet hukukun üstünlüğünden ve adaletten vazgeçerse o devlet bir süre sonra organize suç örgütü haline dönüşebilir. Dönüşmemesinin temel nedeni zaten anayasalardır. Bir kişinin baskısıyla devlet yönetilemez.

İkinci ilkemiz, Türkiye’nin toplumsal barışı vehuzuru sağlanacaktır. Başta Kürt sorunu olmak üzere demokrasi temelinde, TBMM’nin öncülüğünde çözülecek. Kürt sorununu egemen güçlerin bir manivela olarak kullanmasına izin vermeyeceğiz. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi öncelikli bir devlet politikası haline getirilecektir.

Tüm terör örgütleriyle mücadele ödün verilmeksizin sürdürülecektir. Yeraltı dünyasında hala suç örgütleri var. Bunlar güçlerini meclisteki bazı siyasi otoritelerden alıyorlar.

3- Liyakat sistemi hakim kılınacaktır. Devlet hizmetlerinin partizanca yapılmasına engel olunacaktır. İşi ehline vermek bir devlet politikası olacaktır.

Güreşçiden banka yönetim kurulu üyesi olmayacak. Akademik hırsızdan rektör, rüşvetçiden büyükelçi olmayacak.

4. Seçim yasası değişecek. Milletin vekilini millet seçecek. Seçim barajı kaldırılacak. Milletin iradesinin meclise tam olarak yansıması sağlanacaktır.

Seçim yasası değişikliği ile cinsiyet kotası getirilecek, kadınların parlamentoda temsili yasal güvence altına alınacaktır. CHP’li kadın milletvekilleri bu yasa teklifini hazırlayacak TBMM’ye verecektir. Parlamentoda kadınlar hak ettiği yeri alacaklardır.

Vatandaşla siyasi arasındaki güven yeniden oluşturulacaktır. Para ile iş takipçisinden, yolsuzluk yapandan milletvekili mi olur? Kendisi Hac’da iken sahte pusula gönderip ben Meclis’teyim diyenden milletvekili mi olur?

6. Kamu İhale Kanunu ivedikle değiştirilecek. Kamu ihalelerinin şeffaf bir şekilde yapılması sağlanacaktır. İsrafı nasıl itibar olarak kabul ediyoruz? Devlette itibar israfı önlediğiniz sürece olur. Her kuruşun hesabını vermek her namuslu siyasetin onurlu görevidir.

Halkın iktidarında bir hastane, bir havaalanı kaça yapıldıysa vatandaş bilecek. 83 milyon vatandaşıma sesleniyorum, bu kamu özel işbirliği ile sizin alın terinizi sömüren bütün yatırımları devletleştireceğiz. Bu bağlamda, Avrupa’nın en büyük entegre tesisi Tank Palet Fabrikası bir kuruş, bir dolar, bir avro ödenmeden Katar Ordusu’na peşkeş çekildi. Bizim subaylarımız şu anda Katar Ordusu’nun emri altında çalışıyor.

7- Sayıştay gerçek işlevine kavuşturulacaktır. TBMM adına ödenen bütün vergilerin denetimini Sayıştay yapıyor, onların tüm raporları gizleniyor. Biz milletin önüne getireceğiz. Her kuruşun hesabını vereceğiz. Lütfedip devlete bağış yapıyorlar, o bağışı da vergiden düşüyorlar. Buna son vereceğiz.

TBMM’de kesin hesap komisyonu kuracağız. Kesin hesap komisyonunun başkanı iktidar partisinden değil muhalefet partisinden olacak. Kendisini denetletmekten korkmayan korkmayan bir iktidar olacağız. Hedefimiz budur.

8- Güçlü bir stratejik planlama teşkilatı kurulacaktır. Üretim ve hakça paylaşım stratejik planlamanın ana hedefi olacaktır. Tarım stratejik sektör olarak görülecektir. Millet 50 yılını planlıyor, biz yarın ne olacağını bilmiyoruz. İşsizliği nasıl önleyeceğiz diye planlama örgütü çalışacak. Her toprağımızda fabrika olacak.

9- Eğitim sistemi yeniden yapılandırılacak. Tüm paydaşlarıyla birlikte yeniden planlanacaktır. Üniversitelerimizde her türlü düşünce özgürce tartışılabilecek, darbecilerin getirdiği YÖK kaldırılacaktır. Tüm organize sanayi bölgelerinde iş garantili yatılı teknoloji liseleri kurulacaktır. Gençlerimizin de işsiz kalmalarının önüne geçilecektir.

10- Gelecek nesiller için ekosistem hakkı korunacaktır. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya teslim etmek için üzerimize düşen sorumluluğun bilincindeyiz. Bu hak anayasal güvence altına alınacaktır. Bizim de kuş görme, orman görme, deniz görme, güneşi görme hakkımız var. Gelecek kuşaklara bu hakkı devretmek görevimizdir.

11- Aile Destekleri Sigortası uygulamaya konacaktır. Bu topraklarda hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecektir. Vatandaş devlet yardımlarını lütuf olarak değil hakkı olarak görecektir. Bu ülkede huzur istiyorsak hiçbir babanın çocuğuma pantolon alamadım diye intihar etmemesi lazım. 18 yıldır yapamadılar, Allah’ın izniyle 1 yılda yapacağız.

12- Yeni bir merkez-yerel dengesi kurulacaktır. Devletin tüm kapasitesi en verimli şekilde kullanılacaktır. Hizmetin vatandaşa daha etkin bir şekilde ulaşılması sağlanacaktır. Kayyum uygulamalarına son verilecek, seçimle gelenlerin ancak seçimle gitmeleri garanti altına alınacaktır.

Bütün belediye başkanlarımız pandemi sürecinde bir tarih yazdılar. Hepinizin huzurunda onları yürekten kutluyorum. Kimin ihtiyacı varsa hangi partidensin diye sormadılar.

13- Ortadoğu barış ve işbirliği teşkilatı kurulacaktır. Uluslararası hukuka önem veren bir dış politika izlenecektir. Atatürk buna “Yurtta barış dünyada barış” diyordu. Altındaki petrol üstte yaşayan vatandaşların kaderini değiştirdi, bedeli kanlar ödüyorlar. Silahları da egemen güçler veriyor. Komşuda yangın varsa sizde huzur olmaz. Biz orta doğuya huzuru, barışı getireceğiz. Orta doğuyu bir savaş alanı değil bir barış alanına dönüştüreceğiz.

BEYANNAME OY BİRLİĞİ İLE KABUL EDİLDİ
İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi, Kılıçdaroğlu tarafından oylamaya sunuldu. Beyanname oy birliği ile kabul edildi.

KURULTAY NOTLARI 

VİRÜS ÖNLEMLERİ 
Bilim Kurulu tavsiyeleri doğrultusunda COVİD-19 salgınına karşı önlemler alındı. Kurultay alanı girişinde delegelerin ateşi ölçüldü, maske ve dezenfektanlar verildi. Sosyal mesafenin korunması için yerlere “Sağlığınız için 1.5 metre sosyal mesafeyi koruyun” yazılı sticker yapıştırıldı. Oy verme işlemlerinde, yığılmaları önlemek amacıyla 44 sandık ve 132 kabin kuruldu.

Kurultayın yapıldığı alana “İş, emek, ezilen, kadın, çocuk, genç, doğa, demokrasi, barış, özgürlük, umut, halk için iktidar” yazılı ayrı ayrı pankartlar asıldı. Kurultay konuşmalarının yapılacağı kürsü kırmızı beyaz renklerle hazırlandı. Amfide herkesin oturacağı koltuğun üzerine isimleri yazıldı ve iki kişilik sosyal mesafe boşluğu bırakıldı.

Adaylığını açıklayan eski Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, Parti Meclisi Üyesi İlhan Cihaner ve Profesör Doktor Tolga Yarman için yan yana koltuklarda yer ayrıldı. Kurultay öncesi, oda orkestrası mini bir konser vererek, İzmir Marşı’nı çaldı. 

BİN 356 DELEGE OY KULLANACAK
CHP kurultayında bin 356 delege oy kullanacak. Genel başkan adaylarının konuşmalarının ardından seçime geçilecek. Sandıklar, konuşmaların yapılacağı Odeon’un bahçesinde kurulan dev çadırlar içinde yer alacak. Konuşmaları dinleyen delegeler, Odeon’dan çıkarak oylarını kullanacaklar. Kurultayda oy verme işlemi 44 sandık ve 132 kabinde gerçekleştirilecek. Her sandığa 31, her kabine de 10 kişi olacak şekilde düzenleme yapıldı.

YETER İMZA BULURLARSA KILIÇDAROĞLU’NA RAKİP OLACAKLAR 
CHP kurultayı öncesinde İlhan Cihaner, Aytuğ Atıcı ve Tolga Yarman da genel başkanlığa talip olduklarını açıkladı. Bu üç isim tüzük gereği yüzde 5 olan kotayı aşıp aday olabilmek için 68 delegenin imzasına ihtiyaç duyacak. Yeter imzayı bulan Kılıçdaroğlu’na rakip olacak. 

ASIL YARIŞ PM İÇİN! 
Kurultayda asıl yarış ikinci günde Parti Meclisi için yapılacak seçimlerde yaşanacak. Toplam 60 üyeden oluşan PM’nin 8 üyesi, Bilim Yönetim ve Kültür Platformu’ndan (BYKP) seçiliyor. PM adayı olarak seçime katılabilmek için 10 delegenin imzası gerekiyor.

İKİ KATI GENÇLİK KOTASI
CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, onbinlerce kişinin katılımıyla yapmayı planladıkları kurultayı Sağlık Bakanlığı’nın önerdiği tedbirlere uygun olarak seyircisiz bir şekilde, delege ve onur üyelerinin katılımıyla yapılacağını ifade etti.

Kurultayda ilk kez uygulanacak kararlar olduğunu kaydeden Salıcı, “Bir tanesi şimdiye kadar yüzde 10 olan gençlik kotası 20’ye çıkarıldı. Yüzde 33’lük cinsiyet kotası uygulanıyor. Aynı zamanda genel başkanlık için imza oranı da yüzde 10’den yüzde 5’e düşürüldü. Mahalleden başlayarak, ilçede, ilde, genel merkeze kadar seçimle gelindiğini her arkadaşımız görsün istiyoruz. Yüzde 5 imzayı sağlayan değerli genel başkan adayı arkadaşımız olursa onlar imzayı takdim edip, aday olacaklar” diye konuştu.