Korona’ya İzmir aşısı yolda!

Korona’ya İzmir aşısı yolda!

Bakanlık himayesinde, TÜBİTAK desteğiyle yürütülen koronavirüs aşısı çalışmasında sona yaklaşıldığını belirten Rektör Prof. Budak, “Bir, bir buçuk ay içinde bu konuda güzel haberler vereceğimi umuyorum” dedi

Gazeteci Muhittin Akbel’in sorularını yanıtlayan Budak, aylardır dünyayı kasıp kavuran koronavirüsün aşısını bulma konusunda tarih verdi, “Bir, birbuçuk ay içinde aşı konusunda güzel haberler verebilirim. Aşıda son aşamaya geldik” dedi. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin yıkılacağını ve yerinde yenisinin inşa edileceğini belirten Rektör Budak, bu konuyla ilgili takvimi de açıkladı: “Proje çalışmalarına başladık. Bu yıl içinde proje ihalesine çıkacağız. 2021 yılında da hastanenin yapım ihalesini gerçekleştirir, yenisini yapmaya
başlarız.”

EĞİTİM, SPOR VE YABANCI DİL
Üç yıl önce göreve başladığınızda teslim aldığınız Ege Üniversitesi, bugün nasıl bir konumda?
N.B.: Ege Üniversitesi’ni teslim aldığımda kaotik bir ortam vardı. Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun ölümüyle sonuçlanan olay, çok üzücüydü. 2012-18 arasında üç rektör değişimi yaşandı. 2017 Ekim sonunda da ben göreve başladım. Üniversitenin eğitim, öğretim ve araştırma anlamında yol haritası belirsizdi. Bugün, akademik anlamda tüm okullarımızın eğitim öğretimde kalitede ve akreditasyonda, özellikle araştırma üniversitesi olma hedefinde parametreler somut ve hedefleri belli. Hangi okula giderseniz gidin, hedeflerini sorun, hepsinin somut parametrelerle neler yapmaları gerektiğini biliyorlar. 3 ayda, 6 ayda, 9 ayda, bir yılda rektöre, YÖK’e sunulmak üzere bir eylem planı oluşturduk. Bu akademik camiada gerçekten üniversiteye yakışır bir hedef ortaya koymuş olduk. Huzurlu üniversiteyi hedefledik, mutlu çalışanlar dedik, aydınlık gelecek, kaliteli eğitim dedik. 11 bin çalışanımız var. Birinci derece akrabalar dahil, sağlık anlamında üniversitemizin imkanlarını onlar için seferber ettik. Bu çok fazla dile getirmiyorum. Çünkü bir kurumun, kendi sağlık çalışanına sahip çıkması gerekirdi. Maalesef bizde bu yoktu. Ulaşılabilir bir rektörüm. Öğrencilerimizde telefon numaram var. Çalışanlarımızda var. Hocalarımızda var. Beni arıyorlar, her konuda dertlerini, isteklerini anlatıyorlar. Kaotik ortama rağmen, akademik anlamda hedeflerimizi belirledik, öğrenci anlamında da çok önemli işler yaptık. Bir üniversitenin giriş kapısı yoktu mesela. Güvenlikle ilgili sıkıntılar vardı. Metruk binalar çok fazlaydı. Metruk binaları, senato kararıyla ortadan kaldırdık. Bu, öğrenci güvenliği açısından çok önemliydi. Kötü alışkanlıklar için kullanılabilecek mekanlardı. Mesela Yeşil Kampüs’te derece yaptık. Öğrenci, rektörden ne ister? Güvenlik, yemek ve barınma. Yepyeni bir yemekhane yaptık. Rektör hangi yemeği yiyorsa, öğrenciler de aynı yemeği yiyor. 65 bin öğrencimiz var ama 2 bin kişilik yurdumuz var. Yani öğrencilerin yüzde 10’u bile yurttan yararlanamıyor. Oysa devletin yurt yapma imkanı var. Neden bugüne kadar ihmal edildi? Kimseyi ima etmek değil niyetim. Türkiye’nin 80 vilayetinden ailemize katılan öğrenciler, Ege Üniversitesi’ne geldiklerinde kalacak yer arıyor. Farklı dinamikler, devlet hassasiyetlerimiz anlamında illegal yapılanmalar vs. vs. tüm yapılar, buradaki gençlerimizi hedef alıp onlardan geleceğe dönük olarak farklı amaçlar için kullanma imkanları olabilir. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a bunu dile getirdim. 10 bin kişilik yurt istiyorum, dedim. 9 bin kişilik planlandı. 2 bin kişilik kısmı eylülde hizmete girecek. Onun üzerine 4 bin kişilik, sonra 1000 kişilik daha… 10 bin kişiye de çıkarılabilir. Bu çok önemli bir hizmettir. Çocuklarımız, devletin güvencesinde barınabilecek. Bu anlamda Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Spor Bakanımız Sayın Dr. Mehmet Kasapoğlu’na teşekkür ediyorum. Ben de fakirlikte okudum. Yurtta kalmanın ne büyük nimet olduğunu çok iyi biliyorum. Ayrıca, öğrenci danışmanlık sistemi getirdim. Kaotik ortamda şunu da yaptık. Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun adını, okuduğu Edebiyat Fakültesi’nde büyük bir salona verdik. Spor bakanımız ve valimizin katılımıyla büyük bir tören yaptık. Evlat acısı yaşanmıştır.  Biz siyasi görüşlerin hepsine saygılıyız.

ÖĞRENCİLERİMLE SOSYAL MEDYADAYIM
Öğrencilerinizle eskiden daha sık buluşuyordunuz sanki… Korona başlamadan önce de öğrencilerle maç yaparken, onlarla sohbet ederken göremez olduk.
N.B.: Öğrenciler için huzurlu bir ortam var üniversitemizde. Öğrenci, direkt bana, sosyal medya üzerinden yazabiliyor. Haftada iki üç gün öğrencilerle birlikteyim. Onlarla spor yapıyorum. Yaptığım o aktiviteler, sosyal aktivite olduğu için paylaşımı azalttık. Şimdi sosyal medya üzerinden tüm öğrencilerimizle birlikteyim. 25 yıldır pasif durumda olan Ege Üniversitesi Gençlik ve Spor Kulübü’nü aktif hale getirdim. Eğitim, spor ve yabancı dil… Öğrencilerimden bu üçünü özellikle istiyorum. Futbol takımımız 2. Amatör Küme’de şampiyon oldu. Ben de forma giydim. 1. Amatör Küme’yi üçüncü bitirdik. Stadı aydınlattık, yeniledik. Basketbol sahamızı yeniledik. Basketbolda da takım kurduk. İki lig üst üste çıktık. Orada da forma giydim. Türkiye’ye önderlik edebilir miyiz, diye çocuklarımızla spor yapıyorum. Onların yanında olmak, örnek teşkil etmek. Gelişmiş ülkelere bakıyoruz. Hepsinde üniversite ligi var. Çocuk üniversite takımında çok iyiyse, okulu bitirdiğinde profesyonel bir ligde oynayabiliyor. İyi bir sporcu değilse mesleğini, sporcu kimliğiyle yapıyor. Sporcu olursa, eğitimli bir sporcu olarak anılıyor. Salgın araya girmeseydi, Rıza Çalımbay, Gökhan, Metin, Feyyazlı masterler kadrosuyla maç yapacaktık. Öğrenciyle rektör arasındaki mesafeyi kaldırdık. Geldiğimde dediler ki, 100 bin kişilik topluluk, Ege Üniversitesi, kendinize dikkat edin! Koruma istemedim. 20 bin öğrenciyle konser izledim mesela. Öğrenciyle aramızdaki güven bağını kurunca, dekanlarımız da çocuklarla sohbet etmeye başladı, bölüm başkanları, okul müdürleri de… Özetle, öğrencilerimiz çok mutlu ve huzurlu. Onlarla iletişimim hiç kopmadı, kopmayacak da… Öğrencilerin sorunlarını çözecek yazılımlar geliştirerek, işlerini kolaylaştırdık.

KORONA SÜRECİNDE ÇOK BAŞARILIYDIM
Koronavirüsle mücadelede Ege Üniversitesi de etkin bir rol üstlendi. Aşıyı bulmak için hocaların yoğun çalışma içinde olduğunu biliyoruz. Aşı, acaba ne aşamada?
N.B.: Bilim ve Sanayi Bakanlığı nezdinde, TÜBİTAK koordinasyonunda, altı üniversitenin işbirliğiyle yerli ve milli aşı projesi var. Ege Üniversitesi olarak bizim ilaç geliştirme konusunda Ar-Ge’miz çok kuvvetli. Bir-birbuçuk ay içinde önemli haberler verebilirim aşı konusunda. Bunun heyecanı içindeyiz.  Bunu biz kendi kişisel inisiyatifimizle değil, devletimizle işbirliği yaparak gerçekleştiriyoruz. Covid sürecinde aktif olan bizimle birlikte YÖK nezdinde 43 devlet üniversitesi hastanesi var. Bunların içinde, yaptığımız test sayısı, vaka sayısı en üst sıradalardayız. En düşük vefat sayısıyla dikkat çekiyoruz. Sadece 27 kişi hastanemizde koronavirüs nedeniyle vefat etti. Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca, bize çok büyük destek verdi. Laboratuvarlarımıza yetki analizi aldık. Malzeme anlamında sıkıntımız olmadı. Bir günde o yetkiyi aldık. Kitleri gönderdiler. 3-4 gün içinde koronavirüs mücadelesine entegre olduk. Sağlık çalışanlarımıza yurdumuzu tahsis ettik. Üç öğün yemek verdik. Bizzat kendim takip ettim. Hepsini tek tek telefonla aradım. Yaklaşık 2 bin yatağımız var. İki yıl içinde hastanemizin 53 puan olan puanını, 96.8’e çıkardık. Sağlık Bakanlığı nezdinde hizmet kalitesi ve verimlilikte bir orandır bu… Hastanemiz fiziki olarak eski. Bu fiziki olumsuzluğa rağmen yaklaşık 1000’e yakın parametreyi iki yıl çalıştık. A Plus hastane olduk. İzmir için önemli bir şey A Plus hastane olmak. Cumhurbaşkanımızın oluruyla 38 milyon 600 bin lira ek ödenek tahsis edildi. A Plus olmanın açılımı şudur: Avrupa’dan gelen bir vatandaş, orada aldığı sağlık hizmetini pekala hastanemizde alabiliyor. Bunu sağlık turizmi açısından çok değerli buluyorum.

Şu anda Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde kaç entübe hasta, yoğun bakım hastası var?
N.B.: Şu anda hastanemizde entübe, yoğum bakım hastası olarak yatan çok az hasta var. 5-6 kişi falan…

Ege Üniversitesi’ne çok büyük hizmetleri geçmiş, rahmetli olmuş hocalar var. Prof. Taylan Kabalak, Prof. Orhan Cura, Prof. İlhan Vidinli gibi… Onların isimlerini yaşatmak için bir çalışmanız olacak mı?

N.B.: Bir komisyon kurduk. Arkadaşlar bir liste yapacaklar. Hepsinin adını, bir ameliyathaneye, dershaneye, salona, ormana, parka vererek yaşatacağız. Ben vefa olayını çok önemsiyorum. Hele hele vefat öncesi bunu yapabilsek, çok daha güzel olacak. Büyüklerimizi, hocalarımızı asla unutmayacağız.

HASTANEMİZİN YERİNE YENİSİ YAPILACAK
Ege Üniversitesi’nde en çok yapmak istediğiniz ama bugüne kadar yapamadığınız bir projeniz var mı?
N.B.: Birkaç tane projem var. Birincisi, hastanemizin yenilenmesi. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a bunu arzettim. Yaklaşık 400 öğretim üyesiyle Cumhurbaşkanımıza gittik. Herkes eleştirdi, bu kadar kalabalık neden gidiliyor diye… Oysa tek talebimiz vardı. Deprem bölgesindeyiz. Binalarımız eski. Bu ziyareti, yanlış yorumlayanlar oldu ama tek gündem maddesiyle gittik Sayın Cumhurbaşkanımıza… 65 yıllık binalar… Şiddetli bir deprem olsa, herkes en büyük hastane olarak bizim hastaneye gelecek. Cumhurbaşkanımız bize olumlu yanıt verdi, değerlendirelim, dedi. Maliye Bakanı Sayın Berat Albayrak ve Strateji Daire başkanımızla görüşmeler yaptık. Yeni yapılacak hastanenin proje çalışmalarına başladık. Yeni hastane, bugünkü hastanenin yerinde inşa edilecek. Bu konuda kamuoyunda farklı yorumlar yapılıyor. İtibar edilmesin. Ege Üniversitesi Hastanesi, olduğu yerinde yeniden sıfırdan yapılacak. Proje ihale çalışmalarına başladık. Ödenek,  Cumhurbaşkanı tarafından sağlandı. 250 dönümlük alana inşa edilecek yeni hastanemizde yatak sayısı bakımından çok büyük değişiklik olmayacak ama daha gelişen tıp imkanlarının yer alacağı bir hastane olacak. Daha modern bir hastane inşa edilecek. En zor projem buydu. Nereden baksanız, yapımı çok büyük rakamlara mal olacak. Bunu İzmir için, Ege için, ülke için yapmak istiyorum. Çok kaliteli bir akademisyen kadromuz var. Bu yıl içinde proje çalışmalarını bitirmeyi hedefliyoruz. 2021 yılında inşaata başlanacağını düşünüyorum. Ödeneğin çıkması, cumhurbaşkanımızın talimatıyla, yapılacağı için 2021 yılında yapım çalışmalarına başlayacağına inanıyorum.

YENİ FAKÜLTELER AÇMAYACAĞIZ
Yeni fakülteler, yüksekokullar açacak mısınız?
N.B.: Ege Üniversitesi, büyüyeceği kadar büyümüş. En köklü üniversitelerden biri. Yeni bir fakülte, okul arayışımız yok. Nasıl bir üniversite konsepti olmalı, tartışması yaşanıyor. YÖK Başkanı, üniversitelerin sınıflandırılmasıyla ilgili bir çalışma içinde. Üniversiteler arasında dünyada bir rekabet var. Üniversiteler, devlet için ne gibi katkı sağlayacak? Ege Üniversitesi, mesela beş alanda çok güçlü. Sağlık, eczacılık, diş hekimliği, hemşirelik… İkincisi, tarım ve gıda… Üçüncüsü, biyomühendislik, dördüncüsü kimya… Beşincisi ise enerji… Bu alanlarda madem güçlüyüz, o halde enerjimizi bu alanlarda sarfedelim. Devletin 11. Kalkınma planları doğrultusunda ülkeye daha fazla katkıda bulunalım. İlçelerdeki okullar, geçmişte siyasilerin istekleri doğrultusunda açılmış. Çoğu 20-30 yıl önce açılmış. Bu okullar için faydasız demek doğru olmaz. İşin aslı, Türkiye artık şehirleşti. Öğrenci artık kırsala gitmek istemiyor, kırsalda okumak istemiyor. Devir çok değişti. Öğrenci de şehirde okumak istiyor. Yeni bir okul açmak şu anda gündemimizde yok. Mevcut, güçlü olduğumuz alanlarda çok iyiyiz. Türkiye’deki 207 üniversite içerisinde devlet nezdinde, TÜBİİTAÜK nezdinde en fazla proje yapan üniversiteyiz. Bütçe almada da ODTÜ, İTÜ, Hacettepe’den sonra dördüncü sıradayız. Araştırma alanında farkımız var. Türkiye’de YÖK 100-2000 doktora programında Türkiye birincisiyiz.

DİŞ HEKİMLİĞİNDE DÜNYADA İLK 100’DEYİZ
Üniversiteler arası dünya sıralamasında Türkiye’den tek üniversite dahi yok. Bunu nasıl okumak lazım?
N.B.: Araştırma üniversitesi olma konusunda biz yarış içindeyiz. 16 üniversite araştırma üniversitesi olacak. Üniversite olmak kolay bir şey değil. Ben Amerika’da doktora yaptım. 90-94’ten bahsediyorum. Bir üniversitenin üniversite olması için 100 yıl lazım. YÖK, son 3-4 yıldır ciddi bir çalışma içinde. Üniversitelerdeki insan ve para kaynağının etkin kullanılması, Türkiye’nin uluslararası arenada sanayi ile işbirliği içerisinde daha rekabet edebilir olması için üniversitelere büyük görev düşüyor. YÖK, yönlendirme yapıyor. Bölgesel kalkınma üniversiteleri ilan edildi mesela… Araştırma üniversiteleri ilan ettiler. Tematik üniversite…  Tüm üniversiteler, biz de dahil, ilk 500’de olalım, 1000’de olalım istiyoruz ama olmuyor. Diş hekimliğinde dünyada ilk 100’deyiz Ege Üniversitesi olarak… O kadar çok bölüm almışız ki, her birinde ilk 100’de, 500’de, 1000’de olmak çok zor. Dereceye girenler, dikkat ederseniz teknik üniversiteler… ODTÜ, İTÜ, Yıldız gibi… Ege Üniversitesi’nde sosyal bilimler var, fen bilimleri var, eğitim bilimleri var, sağlık bilimleri var. Çok büyük bir yelpaze. Öbür tarafta sadece teknik olarak mühendislik var. Onların hedeflere ulaşması doğal olarak hızlı oluyor. Biz tıp alanında ilk 400’deyiz. Diş hekimliğinde ilk 100’deyiz. Tarımda, gıdada Türkiye birinciyiz. Türkiye’de artık üniversiteler, kendi hedeflerini çizmiş durumda.