BIST 100 11.797,70 %3,22 Altın 6.572,30 ₺/gr %0,36 Bitcoin $82.720 %1,04 Dolar 49,58 ₺ %0,06 Euro 55,74 ₺ %0,26 Sterlin 66,38 ₺ %0,61 Gümüş 92,26 ₺/gr %1,44 Ethereum $2.447,02 %2,13 İsviçre Frangı 60,08 ₺ %0,25 Kanada Doları 35,26 ₺ %0,41 Avustralya Doları 34,72 ₺ %0,39 Japon Yeni 0,00 ₺ %0,00 Suudi Riyali 13,22 ₺ %0,10 BAE Dirhemi 13,50 ₺ %0,06 Rus Rublesi 0,60 ₺ %0,90 Çin Yuanı 7,43 ₺ %0,17
Foto Galeri Video Yazarlar
Anasayfa Güncel Başkan Geçgel'den Gazeteciler Bayramı mesajı: Gazeteciler...

Başkan Geçgel'den Gazeteciler Bayramı mesajı: Gazetecilerin emeği görmezden gelinemez!

Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD) Genel Başkanı Okan Geçgel, 21 Ekim Gazeteciler Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada, gazetecilik mesleğinin taşıdığı hayati öneme dikkat çekerek basın sektörünün yaşadığı ekonomik darboğazı, tasarruf tedbirlerinin medya kuruluşları üzerindeki olumsuz etkilerini, gazetecilerin ağır çalışma koşullarını ve yeşil pasaport taleplerini gündeme taşıdı. Geçgel, “Demokrasinin teminatı, milletin sesi ve kamuoyunun vicdanı olan basın kuruluşlarını ekonomik olarak ayakta kalamaz hâle getiren uygulamalar, yalnızca gazetecileri değil, toplumun haber alma hakkını da tehdit etmektedir” dedi

Başkan Geçgel'den Gazeteciler Bayramı mesajı: Gazetecilerin emeği görmezden gelinemez!

21 Ekim, Türk basın tarihinde önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor. 1961 yılında 212 sayılı Basın İş Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte gazetecilerin haklarını korumaya yönelik önemli bir adım atılmış, basın çalışanları bu kazanımı savunmak için tarihî bir mücadele ortaya koymuştur. 21 Ekim, bu yönüyle gazetecilerin dayanışmasını, mesleki haklarını ve basın özgürlüğünü hatırlatan anlamlı bir gündür.

Ancak bugün gazeteciler, mesleğin tarihî sorumluluğunu omuzlarında taşırken ekonomik sorunlardan çalışma koşullarına, mesleki güvenceden basın özgürlüğüne kadar birçok alanda ciddi sıkıntılarla mücadele ediyor. Gazeteciler Bayramı’nı kutlarken yalnızca güzel temennilerde bulunmanın yeterli olmadığını belirten TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, sektörün gerçek sorunlarının konuşulması ve somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

Geçgel, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:

“21 Ekim, gazetecilerin hak arama mücadelesini, mesleki dayanışmasını ve basının toplum için ne kadar vazgeçilmez olduğunu hatırladığımız önemli bir gündür. Gazetecilik, yalnızca haber yazmak veya görüntü aktarmak değildir. Gazetecilik; gerçeğin peşinde koşmak, kamu adına soru sormak, yanlışları ortaya çıkarmak, vatandaşın sesi olmak ve gerektiğinde bütün zorluklara rağmen hakikati savunmaktır.

Gazeteci, çoğu zaman herkesin dinlendiği saatlerde çalışır, herkesin evine çekildiği anlarda görev yapar. Afette, kazada, seçimde, toplumsal olaylarda ve hayatın en zor anlarında kamuoyunu bilgilendirmek için sahadadır. Üstelik bütün bunları yaparken ekonomik kaygılarla, yetersiz ücretlerle, ağır çalışma koşullarıyla ve mesleki güvencesizlikle mücadele etmektedir. Böyle bir mesleğin mensuplarını yalnızca özel günlerde hatırlamak değil, onların sorunlarını çözmek de hepimizin sorumluluğudur.”

“TASARRUF TEDBİRLERİ BASININ BELİNİ BÜKÜYOR”

Tasarruf tedbirleri kapsamında medya kuruluşlarının karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunlara özellikle dikkat çeken Okan Geçgel, gazete ve dergi aboneliklerinin iptal edilmesinin, kamu kurumlarının basılı yayın alımlarının sınırlandırılmasının ve medya kuruluşlarının kamu reklamlarından yeterince yararlanamamasının sektörü ciddi biçimde etkilediğini ifade etti.

 

Geçgel, tasarruf politikalarının uygulanmasına karşı olmadıklarını ancak bu politikaların hangi alanlarda, nasıl ve ne ölçüde uygulandığının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Kamuda tasarruf elbette önemlidir. Kamu kaynaklarının verimli kullanılması, gereksiz harcamaların önlenmesi ve israfın ortadan kaldırılması hepimizin ortak beklentisidir. Ancak tasarruf denildiğinde ilk akla gelen alanlardan birinin basın olması, üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir meseledir.

Tasarruf tedbirleriyle birlikte birçok kamu kurumunda gazete ve dergi abonelikleri iptal edildi, basılı yayın alımları sınırlandırıldı. Kamu kurumlarının medya kuruluşlarıyla yürüttüğü reklam ve tanıtım faaliyetleri de bu süreçten olumsuz etkilendi. İlgili mevzuat ve tasarruf düzenlemeleri çerçevesinde yaşanan bu daralma, zaten ayakta kalma mücadelesi veren yerel gazeteleri, internet haber sitelerini ve dergileri daha da zor durumda bıraktı.

Bir gazetenin veya derginin bir kamu kurumuna ulaşması yalnızca bir satın alma işlemi değildir. Bu, aynı zamanda yerel haberciliğin desteklenmesi, kamuoyunun farklı kaynaklardan bilgi edinmesi ve basın kuruluşlarının ekonomik varlığını sürdürebilmesi açısından önemlidir. Elbette kamu kaynaklarının kullanımında kurallar olmalıdır. Ancak tasarruf politikaları uygulanırken basının demokratik sistemdeki yeri ve kamu yararına sunduğu hizmet de mutlaka hesaba katılmalıdır.

Soruyorum: Kamuda tasarruf edilmesi gereken bunca alan varken, yıllardır vatandaşın haber alma hakkı için mücadele eden gazete ve dergilerin birkaç kuruşluk abonelik bedellerine göz dikmek ne kadar doğrudur? İsrafın, verimsizliğin ve gereksiz harcamaların önüne geçmek yerine basının sınırlı gelirlerine yönelmek, tasarruf anlayışının amacına ne kadar hizmet etmektedir?

Basın kuruluşları zaten yüksek kâğıt, baskı, dağıtım, personel, kira, enerji ve teknoloji maliyetleriyle mücadele ediyor. Dijital medyada ise yazılım, sunucu, teknik altyapı, içerik üretimi ve nitelikli personel giderleri her geçen gün daha fazla yük oluşturuyor. Gelir kaynakları daralan bir sektörün bu maliyetler karşısında ayakta kalmasını beklemek gerçekçi değildir.

Basından tasarruf olmaz! Basını ayakta tutmak, demokrasiyi, çoğulculuğu ve milletin haber alma hakkını ayakta tutmaktır. Tasarruf tedbirleri yeniden değerlendirilirken medyanın yaşadığı ekonomik gerçekler göz ardı edilmemeli; yerel ve dijital basının sürdürülebilirliğini sağlayacak, şeffaf ve adil mekanizmalar oluşturulmalıdır.”

“YEREL BASININ GÜÇSÜZLEŞMESİ, YEREL DEMOKRASİNİN DE GÜÇ KAYBETMESİDİR”

Yerel medyanın şehirlerin hafızası olduğunu, belediyelerden kamu kurumlarına, sivil toplum kuruluşlarından vatandaşlara kadar toplumun bütün kesimlerinin sesini duyurduğunu belirten Geçgel, yerel basının ekonomik olarak zayıflamasının doğrudan toplumsal sonuçlar doğuracağına işaret etti.

“Yerel gazeteler, internet haber siteleri ve dergiler yalnızca ticari işletmeler değildir. Bir şehrin gündemini tutan, sorunlarını görünür kılan, vatandaşın talebini yöneticilere ulaştıran ve yerel yönetimlerin faaliyetlerini kamuoyu adına takip eden kuruluşlardır. Küçük bir ilçede yaşanan sorunu ülke gündemine taşıyan, bir vatandaşın mağduriyetini duyuran, kamu hizmetlerindeki aksaklıkları ortaya çıkaran çoğu zaman yerel basındır.

Yerel basın ekonomik olarak zayıfladığında yalnızca bir işletme kapanmış olmaz. O şehirdeki haber kaynakları azalır, kamuoyu denetimi zayıflar ve vatandaşın sesi daha az duyulur. Yerel gazetelerin ve internet haber sitelerinin kapanması, şehirlerin hafızasından sayfaların koparılması anlamına gelir.

Kamu kurumlarının basınla ilişkisi yalnızca reklam satın almaktan ibaret görülmemelidir. Elbette reklam ve tanıtım faaliyetleri mevzuata uygun, ölçülebilir, şeffaf ve objektif kriterlerle yürütülmelidir. Hiçbir medya kuruluşuna ayrıcalık tanınmasını istemiyoruz. Talebimiz; kamu yararı gözetilerek, yayınların niteliği ve erişimi dikkate alınarak adil bir sistem kurulmasıdır.

Kamu kurumlarıyla medya kuruluşları arasındaki bütün ilişkileri ortadan kaldırmak, basını desteklemek bir yana, yerel haberciliğin ekonomik kaynaklarını daha da daraltmaktadır. Burada ihtiyaç duyulan şey kontrolsüz harcama değil, doğru ve adil bir kamu politikasıdır.”

“GAZETECİLERİN EMEĞİ, ALDIKLARI ÜCRETLE ORANTILI DEĞİL”

Gazetecilerin mesleki sorumlulukları ile elde ettikleri gelirler arasındaki dengesizliğe de değinen Geçgel, özellikle yerel ve dijital medyada çalışan basın mensuplarının önemli bir bölümünün geçim sıkıntısı yaşadığını belirtti.

“Bugün birçok gazeteci, yaptığı işin sorumluluğuyla orantılı bir gelir elde edemiyor. Günün her saatinde haber peşinde koşan, gece yarısı gelişen olayları takip eden, ailesinden ve özel yaşamından fedakârlık ederek çalışan meslektaşlarımızın önemli bir bölümü ekonomik açıdan zorlanıyor.

Gazetecilikte mesai kavramı çoğu zaman ortadan kalkıyor. Bir olay meydana geldiğinde gazeteci için tatil, hafta sonu veya gece ayrımı kalmıyor. Sahada risk alan, kimi zaman tehditlerle karşılaşan, kimi zaman fiziksel ve psikolojik baskıya maruz kalan gazetecilerin ücretleri ve sosyal güvenceleri ise ne yazık ki her zaman bu sorumluluğa uygun olmuyor.

Düşük ücretler, düzensiz çalışma saatleri, fazla mesai sorunları, iş güvencesinin yetersizliği ve ekonomik belirsizlikler mesleğin geleceğini tehdit ediyor. Deneyimli gazetecilerin sektörden uzaklaşması, gençlerin mesleğe umutla başlayamaması ve nitelikli insan kaynağının azalması hepimizi düşündürmelidir.

Gazetecilik, ekonomik kaygıların gölgesinde yürütülmek zorunda bırakılmamalıdır. Mesleğini hakkıyla yapan gazetecilerin insanca yaşayabilecekleri ücretlere, güvenli çalışma koşullarına, sosyal güvenceye ve mesleki gelişim imkânlarına sahip olması gerekir. Basın çalışanlarının emeği korunmadan, güçlü ve bağımsız bir medya yapısı kurmak mümkün değildir.”

“GAZETECİLERE YEŞİL PASAPORT VERİLMESİ ARTIK BİR GEREKLİLİKTİR”

TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, gazetecilerin yeşil pasaport hakkından yararlanması gerektiğini belirterek bu konuda yürütülen tartışmaların somut bir yasal düzenlemeyle sonuçlandırılması çağrısında bulundu.

Geçgel, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:

“Türkiye’de yeşil pasaport hakkı farklı meslek grupları ve kamu hizmetleri kapsamında gündeme geliyor. Zaman zaman nüfusu oldukça az olan yerleşim birimlerinin yöneticileri için dahi bu hakkın tanınması tartışılıyor. Elbette her meslek grubunun talebi kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Ancak dünyanın dört bir yanına haber peşinde koşan, uluslararası gelişmeleri takip eden, ülkemizi yurt dışında temsil eden ve görevini yerine getirmek için sık sık seyahat etmek zorunda kalan gazetecilerin bu konudaki taleplerinin de artık karşılık bulması gerekiyor.

Gazeteci, uluslararası bir toplantıyı takip etmek, savaş ve afet bölgelerinde yaşananları yerinde görüntülemek, ülkeler arasındaki gelişmeleri kamuoyuna aktarmak veya mesleki organizasyonlara katılmak için seyahat etmek durumunda kalabiliyor. Ancak vize süreçleri, yüksek başvuru maliyetleri ve bürokratik engeller, özellikle ekonomik imkânları sınırlı gazeteciler için ciddi sorunlara dönüşüyor.

Bir gazetecinin mesleğini uluslararası alanda icra edebilmesi, yalnızca kendisi açısından değil, ülkemizin dünyaya doğru ve etkili biçimde anlatılması açısından da önemlidir. Gazetecilerimizin uluslararası haber takibini kolaylaştıracak düzenlemeler yapılması artık bir ihtiyaçtır.

Bu nedenle belirli mesleki kıdem, çalışma süresi, aktif gazetecilik faaliyeti ve mesleki yeterlilik gibi objektif kriterler esas alınarak gazetecilere yeşil pasaport hakkı tanınmasını istiyoruz. Bu hakkın kimlere, hangi şartlarla verileceği açık ve adil bir yasal çerçeveyle belirlenmelidir.

Gazeteciler, yeşil pasaport hakkının tanınması konusunda öncelikli olarak değerlendirilmesi gereken meslek gruplarından biridir. Meclisimizin ve ilgili kurumlarımızın bu çağrıyı dikkate almasını, gazetecilerin uluslararası hareket kabiliyetini artıracak düzenlemenin daha fazla gecikmeden hayata geçirilmesini bekliyoruz.”

“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ, SADECE KÂĞIT ÜZERİNDE KALMAMALI”

Geçgel, basının ekonomik bağımsızlığının editoryal bağımsızlıkla doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek gazetecilerin yalnızca ekonomik değil, mesleki ve hukuki sorunlarının da çözülmesi gerektiğini ifade etti.

“Bir medya kuruluşunun ekonomik olarak ayakta kalabilmesi, haberlerini özgürce hazırlayabilmesinin temel koşullarından biridir. Gelir kaynakları daralan, çalışanlarının maaşlarını ödemekte zorlanan, baskı ve yayın giderlerini karşılayamayan bir medya kuruluşunun sürdürülebilirliğini sağlamak kolay değildir. Ekonomik bağımlılık arttıkça editoryal bağımsızlığın korunması da zorlaşabilir.

Gazetecilerin haber kaynaklarına erişimi, haber yaparken güvenliğinin sağlanması, mesleki faaliyetleri nedeniyle baskı görmemesi ve hukuki süreçlerde adil güvencelere sahip olması büyük önem taşıyor. Basın özgürlüğü, yalnızca bir anayasal ilke olarak anılmamalı; günlük çalışma hayatında da güvence altına alınmalıdır.

Öte yandan dijital medyanın hızla büyüdüğü bir dönemde gazetecilik mesleğinin ölçütleri de korunmalıdır. Sosyal medya üzerinden içerik paylaşan herkesin gazeteci olarak kabul edilmesi, mesleğin etik ve mesleki standartlarını belirsizleştirebilir. Gazetecilik; doğrulama, tarafsızlık, kamu yararı, sorumluluk ve hesap verebilirlik gerektiren bir meslektir. İnternet gazeteciliğinin gelişmesi, bu ilkelerin ortadan kalkması anlamına gelmemelidir.

Mesleki standartların güçlendirilmesi, gazetecilerin eğitim ve gelişim imkânlarının artırılması, dijital yayıncılığın sürdürülebilir bir ekonomik yapıya kavuşması ve basın çalışanlarının haklarının korunması için kapsamlı bir yol haritasına ihtiyaç vardır.”

“GAZETECİLER GÜNÜ, SADECE KUTLAMA DEĞİL, HAK ARAMA GÜNÜDÜR”

TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, 21 Ekim Gazeteciler Bayramı vesilesiyle yetkililere çağrıda bulunarak basının ekonomik ve mesleki sorunlarının çözümü için somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

Geçgel, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:

“Bizim mücadelemiz ayrıcalık mücadelesi değildir. Biz, gazetecilerin emeklerinin karşılığını alabildiği, medya kuruluşlarının ekonomik olarak ayakta kalabildiği, yerel basının susturulmadığı ve internet gazeteciliğinin güçlü bir hukuki zemine kavuştuğu bir Türkiye istiyoruz.

Kamu kurumlarına çağrımız nettir: Tasarruf politikaları yeniden değerlendirilirken basın sektörünün yaşadığı ekonomik sıkıntılar dikkate alınmalıdır. Gazete ve dergi abonelikleri, yayın alımları ve kamu reklamları konusunda mevzuata uygun, objektif ve şeffaf uygulamalar geliştirilmelidir. Yerel ve dijital medya kuruluşlarının sürdürülebilirliğini destekleyecek çözümler üretilmelidir.

İşverenlere ve medya yöneticilerine çağrımız; gazetecilerin ücret, sosyal güvence ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için gereken sorumluluğun üstlenilmesidir. Yasama ve yürütme organlarına çağrımız ise gazetecilerin yeşil pasaport talebi başta olmak üzere mesleki haklarının daha fazla ertelenmeden ele alınmasıdır.

Unutulmamalıdır ki gazetecilik zayıflarsa toplumun haber alma hakkı da zayıflar. Yerel basın kapanırsa şehirlerin sesi kısılır. Gazeteciler ekonomik baskı altında kalırsa mesleğin geleceği zarar görür. Basının güçlenmesi, daha şeffaf, daha hesap verebilir ve daha demokratik bir toplumun güçlenmesi demektir.

21 Ekim’i yalnızca kutlama mesajlarıyla geçiştirmeyelim. Bu anlamlı günü, gazetecilerin sorunlarının çözüme kavuşturulması için bir başlangıç noktası hâline getirelim. Basın kuruluşlarını yaşatacak, gazetecilerin haklarını koruyacak ve mesleğin geleceğini güvence altına alacak adımları hep birlikte atalım.

TİGAD olarak gazetecilerin hak mücadelesini sürdürmeye, internet medyasının ve yerel basının sorunlarını her platformda dile getirmeye devam edeceğiz.

Bu vesileyle, mesleğini etik ilkelerden ayrılmadan, kamu yararını gözeterek ve hakikatin izinde kalarak icra eden tüm gazetecilerin 21 Ekim Gazeteciler Bayramı’nı kutluyor; görevleri başında hayatını kaybeden basın emekçilerini rahmetle anıyor, bütün meslektaşlarımıza sağlık, başarı ve mesleklerini özgürce yapabilecekleri bir çalışma hayatı diliyorum.”



Güncel Haberleri

Tümü

İzmir Barosu'nda Cumhuriyetçilerin dönemi başladı!

İzmir Barosu'nda 18 Ekim'de gerçekleştirilen seçim sonucunda yeni baro başkanı Cumhuriyetçi...

4 saat önce

Putin, Trump'ın Özel Temsilcisi Witkoff ile Görüştü

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg kentinde ABD Başkanı Donald Trump'ın özel...

4 saat önce

İzmir’den ücretsiz okul yemeği çağrısı: Bugün harcanmayan...

Kurşun Zehirlenmesini Önleme Haftası kapsamında basın açıklaması düzenleyen İzmir Okul Yemeği...

6 saat önce

AK Parti'de yerel yönetimler reformu için son aşamaya...

AK Parti, yerel yönetimler reformunda son aşamaya geldi. Dün yapılan MKYK toplantısında reform...

6 saat önce

Çiğli Belediyesi'nde iş bırakma eylemi

Çiğli Belediyesi iştiraklerinden ÇİBEL’de işçiler maaşların gününde yatırılmadığı gerekçesiyle...

8 saat önce

DİSK/Genel-İş İzmir 11 No’lu Şube Temsilcisi Şule Alpsoy:...

DİSK/Genel-İş İzmir 11 No’lu Şube seçimlerinde Kırmızı Listede yer alan sosyal projeler...

8 saat önce

Kara Para Aklama Soruşturmasında Yeni Gelişme: Emir...

İstanbul’da yaklaşık 100 milyon euronun yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarıldığı iddiasıyla...

8 saat önce

Karşıyaka'da hatalı koordinatlar için plan değişikliği!

Karşıyaka Belediyesi, Bahçelievler Mahallesi’nde toplam 15 parseli içine alan imar planı...

10 saat önce

Manşetiz'de kriz devam ediyor: Gazeteciler taleplerini...

İzmir’de yayın yapan Manşetiz adlı dijital haber portalı emekçisi 12 gazeteci, ödenmeyen maaş...

1 gün önce

Çöp krizi devam ederken belediyeden açıklama: ÇAÇA'lar...

Karşıyaka'da baş gösteren çöp toplama krizine ilişkin belediyeden açıklama geldi. Belediye...

1 gün önce

Milas Belediyesi'ne Şafak Baskını: Binaya Giriş Çıkışlar...

Milas Belediyesi'ne yönelik "rüşvet" ve "ihaleye fesat karıştırma" iddialarıyla başlatılan...

1 gün önce

Aslanoğlu için 20 yıl, Soyer için 14 yıl hapis cezası...

Gaziemir Yapı Kooperatifi soruşturmasında hazırlanan iddianame mahkeme tarafından kabul edildi....

2 gün önce