İzmir'de 10 günde 3 kadın cinayeti: CHP'den 'İstanbul Sözleşmesi' için çağrı!
İzmir'de son 10 günde gerçekleşen üç kadın cinayetine yönelik tepki göstermek amacıyla İl Başkanlığı'nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasında Türkiye'nin en önemli sorununun kadın cinayetleri olduğu belirtilerek, bu sorunun TBMM'nin gündemine taşınması ve İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden uygulanmaya konması gerektiğini ifade etti.

ÖMER FARUK ALTIN / EGE’YE BAKIŞ - İzmir'de son 10 günde Seferihisar'da Ebru Serep, Çeşme'de Pınar Güneş ve Menemen'de avukat Özge Penbegül'ün öldürülmesi, Türkiye’de kadınların yaşadıkları; baskı, şiddet ve cinayetleri bir kez daha gündeme getirdi.
Yaşanan bu cinayetlere çeşitli STK’lerden tepkiler sürerken bir tepki de Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Başkanlığı’ndan geldi.
İl Başkanı Utku Gümrükçü ve İl Kadın Kolları Başkanı Nilay Kökkılınç’ın gerçekleştirdikleri bu basın açıklamasında yaşanan bu cinayetlerin TBMM’nin gündemine getirilmesi ve İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden imzalanması yönünde çağrı yapıldı.
“CUMHURİYET KADIN DEVRİMİDİR!"
Cumhuriyet’in kuruluşunda kadınlara önemli haklar verildiğini ve kadın erkek eşitliğinin sağlandığını ifade eden Gümrükçü, yaşanan kadın cinayetlerini Türkiye’nin en önemli sorunu olarak nitelendirdi.
Gümrükçü konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Bir çerçeve yasa süreci de yürütülüyor ama bunun hep olumsuz bittiğini yaşadık. Türkiye yalnızca etnisitelerden oluşmuyor. Cumhuriyet bir kadın devrimidir, kadının toplumdaki yükselmesini destekledi. İlk seçme seçilme hakkını verdi. Kadın ve erkeğin eşit olduğu günler yaşattı fakat her gün bir şiddet, baskı ve cinayetlerle karşı karşıyayız. Türkiye’nin en önemli konusu eşitlik konusudur. En önemli konusu kadın konusudur. Demokrasi etnisite üzerine kurulan değil, insanların eşitliği üzerine kuruludur. Biz acil bir şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündemine bu konunun getirilmesini talep ediyoruz. Kadının anayasadan, yasalardan, uluslararası hukuktan gelen bütün haklarının Türkiye Cumhuriyeti'nde güvenceye alınmasını talep ediyoruz. İstanbul Sözleşmesi'nin raftan indirilip uygulanmasını talep ediyoruz. Erkek ve kadın eşittir. Erkek ve kadının eşit olmadığını iddia eden herkes ayrımcıdır, bir suç işlemektedir. Bunun Türkiye tarafından bilinmesi, insanların bilinçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kadına yönelik şiddetin kaynağı erkektir. Erkek egemen bir sistem geriletilmelidir. Eşitlik sadece sınıfsal, toplumsal değildir; cinsiyetler arasında eşitliğin de sağlanması gerekmektedir. Acilen bu konu Türkiye çapında konuşulur hale gelmelidir. Her gün bir kadın ölüm tehdidi ile karşı karşıyadır. Kanunlar yetersizdir. Kanunların uygulanması, adli süreçler yetersizdir. Çiğli'de bir kadın öldürüldü hatırlarsanız, öldürülmeye teşebbüs edildi; kocasının cezasını Yargıtay bozmuş, çok bulmuşlar. Daha kaç tane kadının öldürülmesi için bu cezalar ağırlaştırılacak, ne zaman gelecek sıra buna? Yani bu Türkiye'de bir sürü konu var ama hiçbir konuyu çözemediğimiz gibi bu temel konuyu çözme noktasında bir irade ortaya koymamız gerekiyor. İzmir'de 10 günde üç cinayet yaşandıysa, Anadolu'nun diğer yerlerinde bildirilmeyen, ailesi tarafından, komşuları tarafından üstü örtülen kim bilir ne cinayetler, ne zulümler yaşanıyor. Bunun acilen gündeme getirilmesi gerekir. Bu, televizyon programlarında Müge Anlı'ya vesaireye havale edilecek bir konu değildir. Türkiye'nin devlet olarak, toplum olarak bu konuyu bir sorun olarak belirleyip önüne koyacak ve sonrasında çözecek iradeyi hayata geçirmesi gerekmektedir. Kadın Kolları Başkanımıza teşekkür ediyorum. Umarım son bulur ama ummakla olmuyor; bilinçli bir eylem, kanuni düzenleme, toplumsal bilincin yükseltilmesi, farkındalık yaratılması gibi birçok noktada önlem alınması gerekir. Başta da İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden uygulanması gerekir diye düşünüyorum”
“BU SORULARIN YANITLARINI HEPİMİZ BİLİYORUZ”
Gümrükçü’nün ardından söz alan Kökkılınç, iktidara sorular yönelterek konuşmasına başladı.
Kökkılınç şu ifadeleri kullandı:
“Bu durum neden böyle? Kadına karşı şiddetle mücadelede yürürlükteki yasalar yeterince önleyici, yeterince caydırıcı mı? Uygulamada ne tür eksikler var? Bu konuda tedbir almakta geç kalan kamu görevlilerinin, kolluk kuvvetlerinin ihmalleri sorgulanıyor mu? Yargılama süreçlerinde beklenen adalet hızla gerçekleşiyor mu? Uğradığı şiddetle yaşamını yitiren kadınların geride bıraktıklarına, çocuklarına, ailelerine, yakınlarına sahip çıkılıyor mu? Daha ilk eğitim çağlarında, aile içinde, kamu kurum ve kuruluşlarında, askerlikte, kadınların erkeklerle eşit yurttaşlar olduğu; topluluk olarak yaşanan her ortamda hiç kimsenin hiçbir nedenle kadınların üzerinde mülkiyet hakkının olmadığı, yaşam tercihlerinde, medeni haklarının kullanımında tümüyle özgür oldukları, yaşamın tüm zorluklarında ve güzelliklerinde müşterek olunduğu; kısacası, Birleşmiş Milletler Örgütü’nün kabul ettiği terimle toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yeterli eğitimler veriliyor mu? Kadınların yaşam hakkı güçlü bir şekilde korunuyor mu? Bu soruların yanıtlarını aslında hepimiz gayet iyi biliyoruz”
“SİLAHLARA ERİŞİM BU DENLİ KOLAY OLMAMALIDIR”
Kadın cinayetlerinin önlenmesine yönelik yürütülmesi gereken politikalara değinen Kökkılınç konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Sorunlu ve eril erkekler tarafından gerçekleştirilen kadın cinayetlerinde en yüksek oranlardan biri ateşli silahlarla gerçekleşen vakıalardır. Öncelikle silah kullanma yetkisi olan kolluk kuvvetlerinde, kamu görevlilerinde, güvenlik personellerinde psikolojik testler periyodik aralıklarla uygulanmalı, bu kişiler öfke kontrolüne tabi tutulmalı, silah taşıma yetkileri bundan sonra değerlendirilmelidir. Ülkemizde silahsızlanma çağrısı yapıyoruz. Silahlara erişim bu denli kolay olmamalıdır.
Medyada ve televizyonlarda eril erkek dilinden ve gösterimlerden vazgeçilmeli, silah kullanımı özendirilmemeli, şiddet içeren yayınlardan uzaklaşılmalı, Radyo Televizyon Üst Kurulu da bu konuya gerekli hassasiyeti göstermelidir.
Şiddeti önleme yönünden bugünün dijital teknolojisinden de daha fazla yararlanarak koruma ve uzaklaştırma tedbirlerinde daha etkin uygulamalara başvurulmalıdır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, kadın cinayetlerinde her dosyada mutlak müdahil olmalıdır. Bu konuda hak temelli çalışan sivil toplum örgütlerinin de davalara müdahil olmasına imkân veren yasal düzenlemeler yapılmalı, kadına karşı şiddetle mücadelede sivil toplum örgütleri ve meslek odaları ile iş birliği yapılmalıdır. Boşanma, velayet ve mal paylaşımına dair adli dosyalarda taraflar psikologlar tarafından da izlenmelidir. Cezalar caydırıcı olmalı, adalete erişim hızlı olmalı, şiddet faillerine uygulanan yaptırımlar medyada daha fazla ve mutlak yer almalıdır.
Sığınma evlerinin sayısı ve kapasitesi, kentlerin kadın nüfusuna göre ihtiyaca cevap verecek şekilde olmalıdır. Sığınma evleri dışında da kadınların barınmasına imkân sağlayacak konuk evleri olmalıdır. Bu konuda da STK’lerden destek alınmalıdır.
Eğitim konusuna önem verilmeli, ilköğrenimden itibaren her kademede, ailede, topluluklarda, kamu kurum ve kuruluşlarında, askerlikte toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri verilmeli; kadın hakları, saygınlığı, özgürlüğü ve yaşam tercihleri konusunda toplumsal bilinç oluşturulmalıdır.
Sendikal sözleşmelere, kadına karşı şiddet uygulayanların iş akdinin feshine kadar giden yaptırım hükümleri konulmalıdır.
Çocukların ve gençlerin sporla, kültür ve sanatla barışık bir yaşam kurmalarına imkân sağlanmalı, sağlıklı iletişim ve öfke kontrolü desteklenmelidir.
Uluslararası sözleşmelerle kadına karşı şiddetle mücadelede iş birliği ve dayanışma güçlendirilmelidir.
Sözlerimi sonlandırırken kadının yaşam hakkının en önemli insan hakkı olduğunu bir kez daha vurguluyor, bugüne dek eril erkekler tarafından katledilerek yaşamını yitirmiş tüm kadınları saygıyla anıyorum”
Benzer Haberler
İZBETON’da toplu iş sözleşmesi imzalandı
İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ ile TÜRK-İŞ’e bağlı Belediye-İş Sendikası İzmir...
CHP Lideri Özel, 'İstanbul Sözleşmesi'ni işaret etti:...
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda kadına yönelik şiddetin...
Osmanoğulları, İstanbul Sözleşmesi’ni işaret etti: Derhal...
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, Türkiye’de...
Siyaset Haberleri
TümüCHP'li Gümrükçü'den çağrı: 29 Ekim'i milat kabul edin ve...
CHP İzmir İl Başkanı Utku Gümrükçü, YENİ Partili yurttaşlara, "29 Ekim'i milat kabul edin CHP'ye...
Yeni Parti İzmir İl Kongresi: Çağatay Güç yeniden başkan...
Yeni Parti İzmir 1. Olağan İl Kongresi'nde tek aday olarak seçime giren Kurucu İl Başkanı...
Başkan Yıldız'dan Atatürk portresi haberlerine tepki:...
CHP’den istifa ederek AK Parti'ye katılan Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız'ın makam...
Çağatay Güç'ün yeni yönetim listesi belli oldu
Yeni Parti İzmir İl Örgütü 1. Olağan İl Kongresi’ni düzenliyor.
Özgür Özel Manisa’da: Asla kötülüğe teslim olmayacağız
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin milletin talimatıyla kurulduğunu belirterek,...
AK Parti Urla İlçe Başkanı Selim Kalemci hakkında iddialar
AK Parti Urla İlçe Başkanı Selim Kalemci'nin düzenlediği çalışmalar eleştirilere konu olmaya...
Başkan Eşki'den sendikalara Cemil Tugay eleştirisi:...
Yeni Parti İzmir İl Kongresi'nde dikkat çeken konuşmalardan birini Bornova Belediye Başkanı Ömer...
AK Partili bir isme vermesi bekleniyordu: Başkan Tugay...
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişi sonrasında meclisin yeni...
Çağatay Güç kongrede konuştu: İzmir yeniden söz söylüyor
YENİ Parti İzmir Kurucu İl Başkanı Çağatay Güç, YENİ Parti İzmir İl Başkanlığı Kongresi’nde...
Yeni Parti İzmir'de il kongresi: Çağatay Güç tek aday
Yeni Parti İzmir İl Örgütü’nde kongre heyecanı yaşanıyor.
Yeni Parti'de kurultay hazırlığı
Yeni Parti'de Parti Meclisi, 28 Ekim Çarşamba günü 1'inci Olağan Kurultay'ın tarihini belirlemek...
Özgür Özel İzmir'e basın özgürlüğü yürüyüşe katılmak için...
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel İzmir’de basın özgürlüğü yürüyüşüne katılacak.