BIST 100 14.467,25 %0,51 Altın 6.784,88 ₺/gr %0,72 Bitcoin $77.184 %0,81 Dolar 48,66 ₺ %0,00 Euro 56,49 ₺ %0,30 Sterlin 65,92 ₺ %0,07 Gümüş 100,67 ₺/gr %1,44 Ethereum $2.514,87 %3,18 İsviçre Frangı 59,61 ₺ %0,41 Kanada Doları 35,09 ₺ %0,22 Avustralya Doları 34,90 ₺ %0,19 Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01 Suudi Riyali 12,95 ₺ %0,06 BAE Dirhemi 13,25 ₺ %0,04 Rus Rublesi 0,58 ₺ %0,27 Çin Yuanı 7,25 ₺ %0,09
Foto Galeri Video Yazarlar
Anasayfa Makaledetay

FOÇA’DA KAYBEDİLEN GERÇEKTE NEDİR?

Yorumlar1
FOÇA’DA KAYBEDİLEN GERÇEKTE NEDİR?

Bir belediye bir partiden başka bir partiye geçti. Bir belediye başkanı partisinden ayrıldı ve başka bir partiye geçti. Yani bir parti, bir belediye başkanıyla birlikte bir belediyeyi kaybetti. Mesele bu kadar basit mi?

“Olsun canım, bir sonraki seçimde tekrar alır” denebilir mi?

Evet diyenler var. Ancak bu konunun ciddi bir yaklaşıma ihtiyacı var. Çünkü Foça’da yaşanan, Foça’ya özgü lokal bir durum değildir. Foça küçük bir yerleşim olabilir ama burada yaşanan sorun, Türkiye’nin her yerinde siyasetin karşı karşıya olduğu bir sorundur.

Foça’da yaşananlar böylesine feryat figan bir kaosa dönüşmüşse, bunun yalnızca bir belediye kaybı olmadığını düşünmek gerekir.

Peki, sorumuza gelelim:

Foça’da kaybedilen gerçekte nedir?

Uzatmadan söylemek gerekirse: Kaybedilen siyasettir.

Çünkü siyaset artık toplumla bağını koparmıştır.

Foça’da 37 yıldır, sekiz dönem boyunca sosyal demokrat çizgide yönetilen belediyenin dün AK Parti’ye geçmesi, yalnızca bir belediye başkanının parti değiştirmesi olarak okunamaz. Kaybedilen sadece bir belediye değildir. Asıl kaybedilen, siyaset ile toplum arasındaki bağdır.

Tam da bu noktada bilime başvurmak gerekirse, Prof. Dr. Türker Kılıç’ın “bağlantısallık” yaklaşımı önemli bir düşünme imkânı sunuyor. Bir bütünü anlamak için parçaları tek tek incelemek yetmez; parçalar arasındaki ilişkileri görmek gerekir.

Bunu siyasete taşıdığımızda ortaya basit ama güçlü bir sonuç çıkıyor:

Siyaset de bir yaşam ağıdır.

Bir siyasi parti yalnızca genel merkezden, yöneticilerden, belediye başkanlarından ve üyelerden oluşmaz. Bunların birbirleriyle kurduğu ilişkiler siyasetin kendisidir.

Bu nedenle mesele yalnızca “kaç üyemiz var?” sorusu değildir.

Dün Foça’da Yeni Parti ilçe binasının açılışında bir milletvekilinin söylediği “Biri gider, yerine yüz üye gelir” anlayışı tam da bu nedenle siyasetin gerçek sorununu anlatmaya yetmez. Çünkü üye bir sayı değil, siyasetin öznesidir.

Üye karar verebiliyor mu?

Adayını seçebiliyor mu?

Yöneticisinden hesap sorabiliyor mu?

Üyeyi yalnızca seçim zamanı çalışan bir sayı olarak gören parti, zamanla toplumla da bağını kaybeder.

Bağlantı kopunca siyaset zayıflar.

Adayların birkaç kişinin kararıyla belirlendiği, örgütün ve üyelerin ise sonradan bu kararı sahiplenmesinin beklendiği sistemin adı demokrasi değildir.

Dün Belediye Başkanı Saniye Hanım’ın adaylık sürecindeki kefili Milletvekili Deniz Yücel’in Foça’da tepkiyle karşılaşması da bu kopuşun göstergelerinden biridir. Ancak onu tek başına sorumlu görmek de kolaycılık olur. Deniz Yücel de bu merkeziyetçi siyaset sisteminin yalnızca bir aktörüdür. Sorun tek bir kişiden çok, işleyişin kendisidir.

Peki nasıl yapmalı?

Burada yine Prof. Dr. Türker Kılıç’ın “yaşamdaşlık” yaklaşımından esinlenebiliriz: Kendimizi bütünün sahibi olarak değil, bütünün bir parçası olarak gördüğümüzde siyaset anlayışımız da değişmek zorunda kalır.

Çünkü siyasetçi toplumun sahibi değildir.

Genel merkez örgütün sahibi değildir.

Belediye başkanı kentin sahibi değildir.

Parti yönetimi üyelerin sahibi değildir.

Hepsi daha büyük bir demokratik yaşamın parçalarıdır.

Ve parçanın gücü, kendisini bütünden ayırmasında değil, bütüne bağlanabilmesindedir.

Dün Foça’da yaşadığımız bize siyasetin yeniden kurulması gerektiğini bir kez daha gösterdi.

Çözüm, gerçek ve samimi demokrasidir. Tüm makamların örgüt tarafından seçimle belirlendiği bir demokrasiye olan ihtiyaç her zamankinden daha fazladır. Bunun en önemli araçlarından biri de önseçimdir. Adaylar üyelerin karşısına çıkmalı, kendilerini anlatmalı; üyeler özgürce tercih yapmalı ve sonucu belirlemelidir.

Bu, Foça özelinde aslında yabancı olduğumuz bir yöntem değildir. Foça SHP ve CHP örgütleri 1989’dan 2004’e kadar adaylarını önseçimle belirledi. Maalesef 2009’dan bu yana Foça, giderek merkezileşen bir siyaset anlayışına kapıldı. Bunun sonucunda parti ile üye arasındaki bağ zayıfladı.

Çözüm, bu bağı yeniden kurmaktır.

Üstelik o dönemlerde siyasetin toplumla bağını yalnızca üyenin söz sahibi olması sağlamıyordu. Örgüt ile belediye, parti ile gençler ve kadınlar, meslek odaları, çevre hareketleri ve sivil toplum arasındaki ilişkiler de çok daha iç içeydi.

Çünkü mesele parçaların kendisinden çok, bağlantıların niteliğidir.

Üyeye yalnızca seçim zamanı ihtiyaç duymak, bağlantıyı koparmaktır.

Adayı merkezden atamak, ağın bir bölümünü diğerlerinden koparmaktır.

Dar kadrolarla yönetmek, sistemin bilgi akışını daraltmaktır.

Önseçimi kaldırmak, üyenin karar üretme bağlantısını kesmektir.

“Ben başkanım, ben karar veririm” anlayışı ise demokratik ağın yerine merkezi bir düğüm koymaktır.

Ve burada çok önemli bir siyasi sonuç ortaya çıkıyor:

Güçlü siyaset, güçlü liderin olduğu siyaset değil; güçlü bağlantıların olduğu siyasettir.

Kişi, örgüt, parti, sendika, meslek örgütü, çevre hareketi, demokratik kitle örgütü ve toplum; aynı yaşam ağının farklı parçalarıdır.

Yeni siyaset, bağlantı kuran siyaset olmalıdır.

Buradan yalnızca CHP’ye ya da Yeni Parti’ye değil, bütün demokratik muhalefete bir görev çıkıyor.

Partiler, sendikalar, meslek odaları, çevre örgütleri, kadın ve gençlik örgütleri ve demokratik kitle örgütleri birbirinden kopuk adacıklar olmaktan çıkmalıdır.

Çözüm yeni bir merkez yaratmak değildir. Çözüm, eşit ve çoğulcu bir demokratik dayanışma ağı kurmaktır. Çünkü çevre mücadelesi ile emek mücadelesi, kent hakkı ile demokrasi mücadelesi, gençlerin siyasete katılımı ile ülkenin geleceği birbirinden bağımsız değildir.

Çünkü yaşam bir ağdır. Siyaset de bu ağın dışına çıkamaz.

Foça’da yaşadığımız şey, siyasetin yeniden kurulması gerektiğini çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bunun yolu bellidir:

Üyeyi siyasetin öznesi yapmak.

Yöneticiyi hesap verebilir hale getirmek.

Partiyi toplumla yeniden buluşturmak.

Kısacası, bağlantıları yeniden kurmak.

Çünkü mesele yalnızca iktidarı değiştirmek değildir. Mesele, yeni bir siyaset kültürü kurmak ve toplumun siyasete olan güvenini yeniden inşa etmektir.

Bunun için partilerin, sendikaların, meslek odalarının, çevre örgütlerinin, kadın ve gençlik örgütlerinin ve bütün demokratik yapıların birbirinden kopuk adacıklar olmaktan çıkıp eşit ve çoğulcu bir demokratik dayanışma içinde bir araya gelmesi gerekir.

Güçlü siyaset, güçlü liderlerin değil; güçlü bağların, ortak aklın ve birlikte hareket eden demokratik yapıların siyasetidir.

Çünkü demokrasi, tek başına hiçbir yapının değil; birbirine bağlanan insanların ve örgütlerin ortak yaşamıdır.



Bu Yazıyı Puanla

5/5 (2 oy)

Yorumlar (1)

Baykal Kokudal 56 dakika önce
Çok doğru tespit.

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu