Alsancak'ta drama
İzmir Alsancak Mustafa Denizli Stadyumunda Gaziemir'i misafir eden Karşıyaka, sahadan yine hüzünlü ayrıldı. 0-1
Ben skora göre yazmam. Oyuna göre yazarım! Şimdi herkes çok sinirli. Dört maçta 2 puan toplanmış. Adını ilk kez duyduğumuz takımlara puan kayıpları yapılmış. Daha da önemlisi, ilk üç maçta oyun adına hiçbirşey yok. Mücadele yok. Kazanma azmi yok. Altyapı ile karşımıza çıkan takımları bile yenemedik. Bunlar doğru. Ve bu işlerin sana göresi, bana göresi yok! Yoruma kapalı gerçekler...
Ama bir başka gerçek daha var. Karşıyaka dün, iyi top oynadı. İlk üç hafta oynadığı futboldan, çok daha iyisini oynadı.
Gaziemir vasat bir ekip. Arkayı sağlam tutmuşlar. Öne de iki tane, hızlı, eski zamanlarda "pır pır" diye isimlendirdiğimiz, kanattan topu taşıyacak oyuncu koymuşlar. Tam bir kontraatak takımı olmuşlar. İlk yarı orta sahayı, bir kez geçtiler. Onda da tehlike yarattılar. Son vuruşu yapan oyuncu, deparla geldiğinden, nefesi bitti. Cılız bir vuruş yaptı. Yoksa ilk yarıdan geriye düşecektik. Kim bilir? Belki daha hayırlı olurdu...
Bu arada, daha ilk yarıdan, Karşıyaka sayısız gol pozisyonu üretti. Sağ çizgide Erhan çok verimliydi. Arkadaşları biraz Erhan'a ayak uydurabilse, Karşıyaka ilk yarıdan 3-4 farkı yakalayabilirdi. Bu ligde istatistik tutuluyor mu, emin değilim fakat eğer tutuluyorsa, kaleyi bulan şut sayısı yirmi civarıdır! Alt ligler, bilhassa Türkiye'de, mücadele ligidir! Bu kadar çok pozisyon bulmak gerçekten de zor. Tamam, Gaziemir çok iyi bir takım olmayabilir. Ama sağlam savunma yapan bir takım. Fazlasıyla da pozisyon bulduk. Kale önü karambollerinde, top bir Karşıyakalı oyunculara, bir Gaziemirli oyuncuların önüne düştü. O vurdu, öbürüne çarptı, öteki vurdu, kaleciden sekti. Onca kafa vuruşu, iyi orta gol olmadı. İkinci yarının hemen başında, Erhan yine çalımlarla sağ kanattan aktı, kaleciyi de üzerine çekti ve topu yanındaki bomboş arkadaşına aktardı. Boş kaleye topu dürtmesi gereken oyuncu çarşafladı, golü atmak yerine, topa bastı, düştü! Bir diğer pozisyonda yine Erhan sıfıra kadar topla indi, içeriye çevirdi. Bir diğer arkadaşı, altı pasın içinden topu kuşlara vurdu! Sağdan geldiler olmadı, soldan geldiler, olmadı. Ortadan şut denediler olmadı. Ömer Faruk isteksizdi. Hoca onu oyundan aldı. Çift forvete döndü. Başka tarz pozisyonlar bulduk ama top bir türlü içeri girmedi. Erhan'ın vurduğu, üst direkten, çizgiye inen top büyük şanssızlıktı. İlk yarının başında, çok net bir penaltıyı hakem atladı. İkinci yarının sonunda, Erhan'ın penaltı beklediği, uzun süre itiraz ettiği, ve devamında da Basatemür hoca'nın itiraz edip, kırmızı kart görmesine neden olan pozisyonu tam süzemedim. O yüzden, o pozisyonu atlıyorum. Devamında hocanın isyanını haklı buldum. Keşke son dakikaları beklemeden, 60. dakika civarı böyle bir parlama yaratsaydı, belki oyuncularını daha fazla motive edebilirdi. Bazen böyle çıkışlar, takım sporlarında olumlu sonuç verebiliyor. Dün Karşıyaka kazanmak adına, herşeyi yaptı. Üstelik bunları doğru bir şablonla, akıllı bir oyunla yaptı. Ama top, üç direğin arasından geçmek istemedi! Futbol bu. Olmayınca olmaz!
Buna karşılık, maçın sonlarına doğru, Gaziemir, ikinci defa orta saha çizgisini geçti. Sadece iki kişiyle gerçekleştirdikleri hücumda, golü buluverdiler! İnanması çok zor ama bütün maç tek kale oynadığı, neredeyse ikinci devrenin tamamını, rakip ceza alanı içerisinde oynayan Karşıyaka, maçı kaybetti.
Şimdi herkes hocanın istifasını istiyor. Ama ben katılmıyorum. Basatemür hocanın, tribünden iki çatlak ses çıktı diye kaçıp gideceğine inanmıyorum. Tribün bağırır hocam! Sen işine bak. Haftaya Kepez'i dağıtır gelirsin. Sonraki iç saha maçı da kazanılırsa, güneş tekrardan açar. Acele karar vermemek lazım.
Hocanın kariyeri başarılarla dolu. Her gittiği yerde başarılı olmuş bir isim. Dolayısıyla, İstifa sloganları hiç duymamış. Gerilmesi normal. Ama hocam, burası Karşıyaka! Büyük camia. Karşıyakalılar da yaşadıkları coğrafya, aldıkları eğitim, insan kalitesi gibi faktörler nedeniyle, her şeyin en güzelini ister demiyorum, her şeyin en iyisine, en güzeline alışıktır! Doğal olarak, futbolda da bu böyle. Akşam şampiyonlar ligi seyreder, sabah 3. lig takımından aynı performansı bekler! O yüzden, sen en iyi yaptığın işi yap. Takımına sahip çık. Sana inananları yüz üstü bırakma! Ve en önemlisi, bu işin çözümünü bul!
Şimdi de büyük Karşıyaka taraftarına seslenmek istiyorum. Hoca gitsin demek kolay. Yerine kim gelecek belli mi? Üst düzey hocalar, kaç para verirsen ver, 3. ligde çalışmak istemiyor. Kalıyorsun, alt lig hocalarına. Takım zaten teknik direktör takımı. Bir sistem var ve onu oynamaya çalışıyoruz. Hoca değişirse, yeni hoca, kendi kafasındaki sistemi oynatmaya çalışacak ama eldeki malzeme ile onun pişireceği yemeğin malzemesi tutuyor mu? Tabii ki tutmayacak. Yeni hoca transfer isteyecek. Gelen oyuncu, form tutup, alışana kadar da sezon bitecek! Ha diyorsanız ki, Morinho, Angelotti telefonun başında! Karşıyaka'dan haber bekliyor!!! O zaman tamam!
Bir de bütün bunlar bütçe meselesi. Kıt kaynakları verimli kullanmak zorunda Karşıyaka yönetimi. Biz de başarı istiyoruz artık.
Evet Karşıyakalılar! Gün bir araya gelme günüdür! Tek yumruk olma zamanıdır! İşler iyiyken, bir arada olmak kolay! Esas böyle günlerde duruşumuzu bozmamamız lazım. Ben Basatemür hocaya, geçen senenin hatrına, biraz daha şans vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Hocanın istifasını kabul etmiyorum. Yönetimle görüşüp, kararını geri alması gerektiğini düşünüyorum...
Sevgi ve Saygılarımla
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.