Sevemeyeceğim Kardeşim, Zorla mı?
Bu Yeni Parti yazısını sizlere borçluyum. Bizim mahalleden, linç yeme pahasına, bu yazıyı kaleme alıyorum.
Biliyorsunuz, ana muhalefet, bıçaktan geçti ve bölündü. Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili çok yazdım. Kimse dinlemedi. Samimi arkadaşlarımla bile aram bozuldu. Hala görüşmediklerim var. Ekmelleddin gibi, Muharrem İnce gibi ve bizzat kendisi olmak üzere, kazanması mümkün olmayan adaylarla, ülkenin geleceğini çaldılar. Kemal Kılıçdaroğlu bu kararları alırken, yardımcısı kimdi? Bu kararlar alınırken, o kağıtta kimin imzası vardı Kılıçdaroğlu'ndan başka? Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan gibi halkta hiçbir karşılığı olmayan, oyları yüzde sıfır nokta bilmem kaç seviyesinde olan bu arkadaşlara, 20'den fazla milletvekilliği hediye edilirken, evraklarda kimin de imzası vardı? Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı açıklandığında, duygularına hakim olamayan, ağlayan kimdi? Tabii ki Özgür Özel...
Peki İmamoğlu'nu kim buldu çıkardı? Yine bu ikili...
İmamoğlu'nun derdi Beylikdüzü'ne belediye başkanı olmaktı. Kendi gibi müteahhit (5'li çete diye bilinirler) arkadaşlarıyla, Tayyip'in önünde elpençe divan duran kimdi, Akp belediye başkanı adayı olmak için? Ben miydim?
İmamoğlu, ben bu ülkede nelerden nefret ediyorsam, hepsini yaptı ve yapıyor!
Bu ülkede belediye başkanı olmak yasak değil. Müteahhit olmak da...
Ama sorarım size, hem bir ilçede belediye başkanı olmak, hem de aynı belediye bölgesinin en büyük müteahhiti olmak etik midir? Kim sizinle rekabet edebilir?
Mesela siz arazi sahibisiniz ve bir apartman dikeceksiniz ve müteahhitlerden teklif topluyorsunuz. Adaylardan biri aynı zamanda belediye başkanı!
Yani sizin imari izinler, evraklar garanti! Başka bir inşaat şirketine gider misiniz? Ne gerek var? Nitekim Beylikdüzü gibi, İstanbul'un son yıllarda en çok büyüyen ilçesindeki, her üç binadan birini İmamoğlu yapmış...
Yasal mı? Evet yasal. Etik mi? Orasını size bırakıyorum...
Gelelim Üniversite olayına. İmamoğlu ile hemen hemen aynı yıllarda üniversite okumuşuz. Benim de ailemin durumu fena değildi. Yani isteseydim, İmamoğlu gibi, olmayan(YÖK tarafından tanınmayan) bir Kıbrıs Üniversitesine kayıt yaptırıp, bir sonraki sene, burada bir üniversiteye kayıt yaptırabilirdim. Bu teklif önüme geldi. Asla tenezzül etmedim.
Milyonlarca akranım gibi sınava hazırlandım ve hakkımla, söke söke sınavda bir bölüme yerleştim ve böyle bir HIRSIZLIK yapmadım! Evet kardeşim... Kusura bakma, İmamoğlu'nun yaptığı emek hırsızlığıdır!
Yasal mıdır? Evet... Etik midir? Asla!
Devam edelim. Belediye başkanı olduktan hemen sonra, bir balıkçıda İngiliz Büyükelçisi ile gizli görüşme yaparken yakalandı! İngiliz Büyükelçisi ile görüşmek suç mudur? Hayır.
Bir belediye başkanı, hele ki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, İngiliz Büyükelçisi ile görüşür! Sonuçta İstanbul, Avrupa'da birçok ülkeden bile, büyük bir şehrimizdir ve İngiliz Büyükelçisi ile konuşacak bir çok konusu olabilir. Ama ne yapıyorsun Ekrem İmamoğlu? Bu görüşme, gizli saklı, balıkçı masalarında mı olur? Davet edersin makamına. Alırsınız yanınıza tercümanlarınızı. Herşey kayıt altına alınmak koşuluyla, sabaha kadar konuşursunuz! Kimse de ağzını açamaz! Ama sen böyle, gizli gizli görüşme yaparsan, benim gibi seni sevmeyen, yaptıklarından dolayı her hareketini sorgulayan adamlara malzeme verirsin!
Bir kere daha soruyorum: Ne konuştunuz, gizli gizli balıkçı köşelerinde? Ne sözler verdin emperyalistlere? Derhal açıkla!
Son olarak, İmamoğlu, bilmem kaç milyon oyla cumhurbaşkanı adayı olmuşmuş!!! Yaaa? Öyle mi? O zaman nerede sayın Mansur Yavaş? Yavaş'ı da karşısına yazsaydınız da görseydik, gerçekte bizim mahallenin adayı kimmiş? Köpeksiz köy bulmuşlar, değneksiz geziyorlar!
İmamoğlu'nun dürüst olmadığı da belgeli. Chp'yi ele geçirmek için delege satın aldıkları belgeli. Basmışlar parayı delege ağalarına. Onlar da zoru görünce(yakalanınca) saniyede sattılar İmamoğlu ve Özel'i.
Kılıçdaroğlu, İmamoğlu ve Özel el birliği ile Atatürk'ün mirası Cumhuriyet Halk Partisi'ni bitirdiler. Sözün özü bu...
Özel, Chp'de kalsaydı, ilk kurultayda partiyi tekrar ele geçirirdi. Kılıçdaroğlu'nun karşısına kim çıkarsa çıksın, ilk kurultayda, bu koltuk sevdalısı dedeyi evine yollayacaktır. Özel, bunu bilmiyor muydu? Biliyor..
Ama hedef, Ana muhalefet partisini bölmekti ve başarıldı!
Geleceği de size söyleyeyim: Seneye parlamenter sisteme geri döneceğiz. Böylece yüzde ellibir oy alma gereği ortadan kalkacak. Sonra acele bir erken seçim gelecek.
Erdoğan, Yavaş ve hapisten çıkarsa İmamoğlu, çıkamazsa Özel aday olacak. Muhalefet oyları bölünecek ve Erdoğan tekrar seçilecek!
İki turlu sistem olursa, muhalefet birleşir ikinci turda. O yüzden parlamenter sisteme geri dönüş şart!
Bu senaryoyu Erdoğan'ın siyasi hayatının başlangıcından hatırlıyoruz. Siyasi hayatının sonunda, yine aynı pilav!
Ne tesadüf de mi?
Sevgi ve Saygılarımla
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (1)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.