BIST 100 11.797,70 %3,22 Altın 6.572,30 ₺/gr %0,36 Bitcoin $82.720 %1,04 Dolar 49,58 ₺ %0,06 Euro 55,74 ₺ %0,26 Sterlin 66,38 ₺ %0,61 Gümüş 92,26 ₺/gr %1,44 Ethereum $2.447,02 %2,13 İsviçre Frangı 60,08 ₺ %0,25 Kanada Doları 35,26 ₺ %0,41 Avustralya Doları 34,72 ₺ %0,39 Japon Yeni 0,00 ₺ %0,00 Suudi Riyali 13,22 ₺ %0,10 BAE Dirhemi 13,50 ₺ %0,06 Rus Rublesi 0,60 ₺ %0,90 Çin Yuanı 7,43 ₺ %0,17
Foto Galeri Video Yazarlar
Anasayfa Makaledetay

Temsili Demokrasi Bizi Köleliğe mi Götürüyor?

Yorumlar
Temsili Demokrasi Bizi Köleliğe mi Götürüyor?

Hemen hemen bütün dünyanın içinde bulunduğu, temsili demokrasi, ne yazık ki işlevini gerçekleştiremiyor. Çünkü sistemi tıkadılar!

Seçtiğimiz kişiler, oy verenleri temsil ediyorlar ama iş icraata gelince, bir avuç güçlü zenginin haklarını savunuyor, onları daha da zengin ediyor. Ve maalesef bu bir Akp, Chp meselesi falan değil. Yani sadece ülkemize özgü değil. Bütün dünyada böyle!

Dünyanın en özgür, bağımsız, demokrat ülkeleri sanılan ülkelerde bile, gerçekler tahmin edilenin çok ötesinde...

Bir önceki yazımda, bahsetmiştim. ABD'deki seçimler, sadece para ve zaman kaybı diye. Her iki partiyi de fonlayan, her ikisinin de kilit noktalara koyacağı adayları, önceden belirleyen bir şirket, bir yatırım bankası var. Halk kime oy verirse versin, ABD'nin politikalarında bir değişim oluyor mu? Cumhuriyetçiler de kazansa,

Demokratlar da kazansa, ABD silah ihraç etmeye, savaşlar yaratmaya devam etmiyor mu? Çünkü Amerikan rüyası diye kendi halklarına yutturdukları ilizyonun devam edebilmesi için, her sene ihraç ettikleri 4 trilyon dolarlık silahın, bir yerlerde patlaması lazım ki, seneye tekrar satabilsinler! Bu silahları sadece satmıyorlar, nerede kullanılacağını da, gizli servisleri vasıtasıyla manipüle ediyorlar.

Gelelim özgür(!) Avrupa'ya! Avrupa'da durum farklı mı? Hayır. Kesinlikle farklı falan değil! Tamam, Avrupa'da, ABD'deki gibi iki partili sistem yok. Ama seçilme şansı yüksek, ana akım partilerin liderlerinin, hemen hepsinin geçmişte, Blackrock yatırım bankası veya bu şirkete bağlı kurumlarda, uzun süreler yöneticilik yapmaları, bu şirketin tornasından geçmesi tesadüfle açıklanabilir mi? Hepsine, seçilmeleri için, medyanın, sınırsız destek vermesi tesadüf mü? İnternet orada. Açar bakarsınız, Fransız, Alman politikacıların kariyerine. Gerçekleri görürsünüz!

Temsili demokrasilerde, epstein çetesi için çok avantajlı bir durum söz konusudur. Meclisin tamamını manipüle etmenize gerek yok. Belirli bir yüzdeyi tutturmanız yeterli.

Kimisini parayla satın alırsınız, kimisini doğrudan suçlulardan seçer dokunulmazlık verirsiniz, bazılarının oğluna, kızına makam verirsiniz, hiç olmadı tehdit eder, suçlu durumuna sokarsınız. Sonuç olarak az bir sayıda insan grubundan söz ediyoruz! Bütün bunların mümkün olduğunu biliyorsunuz, görüyorsunuz!  Dünyada sayısız örneği var! İlla ülkemizden söz ediyoruz diye bir şey yok!

Oysa doğrudan demokrasiye geçilse, böyle bir şey mümkün mü?  Yüzbinlerce doktoru, bir o kadar hemşireyi, sağlık personelini, öğretmeni, subayı, devlet memurlarını satın almak mümkün mü?  Hele ki işin içine emekliler girdikten sonra, böyle bir dev meclisi satın almak, manipüle etmek imkanı var mı? O emekliler size, çoluğunun çocuğunun, torununun geleceğini satar mı?

Hala ütopik bir olgudan bahsettiğimi sanıyorsunuz! O zaman açın bakın bakalım, İsviçre nasıl yönetiliyormuş!  Geçilmiş mi doğrudan demokrasiye, geçilmemiş mi?

Tamam, kabul ediyorum, tam da benim bahsettiğim doğrudan demokrasi değil. Nüfuslarının neredeyse yarısını dışarıda bırakmışlar. Çünkü onlar göçmen!  Yani sebep ırkçılık. Ama yine de bir milyondan fazla kişi, milletvekili! Yani satın alınamayacak kadar büyük bir organizasyon. Zaten, İsviçre'nin son iki yıldır izlediği, dış politikaya bakarsanız, belirgin değişimler görürsünüz! İsviçre, eski İsviçre değil! Ordu kurdular. Bir dahaki savaşta, tarafsız bir İsviçre olmayacak...

Peki yakın gelecekte, başka Avrupa ülkeleri, doğrudan demokrasiye geçer mi? Kestirmek çok zor. Ama tahmin etmiyorum ki önümüzdeki beş-on yıl içinde böyle bir değişim olsun!  Yine de umutluyum! Bunların konuşulması, dillendirilmesi ve halka gösterilmesi lazım. Türkiye'de bildiğim kadarıyla, benden başka, bu konuyu kaleme alan yok!  Hepsi iç politikanın girdaplarında kaybolmuş durumda!  Yani bizim şu an yaptığımız gibi, problemin kökenine inen yok! Sizlerden ricam, lütfen bu yazıları, mümkün olduğunca çok insana ulaştırmanız. Bu konuda kamuoyu yaratmanız. Hiçbirşey bir günde olmuyor. Önce bu konuyu, herkesin anlaması, içselleştirmesi gerekiyor.

Yine uç bir örnek vereyim: Diyelim ki, 1915 yılında, İzmir'de yada İstanbul'da yaşıyorsunuz! Dünya savaşının sonu yaklaşmış. İmparatorluk yanıyor! Dünya alev alev!

Ve birileri size diyor ki; Merak etme!  Sadece sekiz, dokuz sene sonra, İmparatorluk tamamen yıkılacak ve (o günün şartlarına göre!) dünyanın en ileri Cumhuriyetlerinden biri ilan edilecek! Ve sen birinin kulu olmaktan kurtulup, bağımsız bir Cumhuriyetin vatandaşı olacaksın!!!

İnanın öyle söyleyen birine, meczup gözüyle bakılır! Deli diye tımarhaneye kapatılırdı!

Ama ne oldu? Selanik'ten çıkan yetim bir çocuk, epstein çetesinin o günkü versiyonunun, bütün planlarını yırttı, attı! İmkansız denileni başardı! İtalyan'ı, Yunan'ı, Fransız'ı, İngiliz'i memleketten söktü, attı. İstanbul'un son fatihi oldu! Ve daha da ileri gitti, Cumhuriyeti kurdu!  Sonra çok daha ileri gitti. Epstein çetesinin, en önemli temsilcilerinden biri olan, taa Abdülaziz, Abdülhamit'ten beri Osmanlı'ya borç veren, faiz sarmalıyla, düyun'u umumi'yi kurduran, Roshchield ailesinin, sülük gibi kanını emdiği hortumları, bir bir kesti ve ülkeyi borç sarmalından çıkardı. Özkaynakları ile birçok fabrika kurdu. Liman inşa etti.  Ve hala bir daha dünyada tekrarlanamayan, büyüme rekorları kırdı! Ne özel sektör vardı, ne dış borçlanma,  ne de kaynak aktarımı! Üç beş, özverili insan çıktı ve yüzde 15 yıllık büyümeyi, Atatürk sağ olduğu sürece sürekli tuttular. Atatürk şehit edildikten sonra da, bu büyüme, bıçak gibi kesildi! 38 sonbaharında, Atatürk hayata veda etti. 39 baharında da dünya savaşı çıktı!

Ne tesadüf değil mi?!!!

Benim bu yazdıklarımı, hiçbir yerde okumadınız! Hiç kimse size böyle, hap bilgiler vermez, veremez! Kitabın ortasından konuşmuyorum! Zira bu konuştuklarımız, hiçbir kitapta yok!

Ey Yüce Türk Milleti! Uyanık olmak zorundasın! Düşman kapıda, tetikte bekliyor!

Biliyorum, konfor alanlarımızı terk etmek çok zor! Ama ondan daha zor olan bir şey varsa, o da, o konfor alanlarımızı kaybetmek! Şimdilik yapabilecekleriniz sınırlı. Mesela en azından, şu doğrudan demokrasi konusunu, etrafınızla konuşarak başlayabilirsiniz. Artık örneği de var: İsviçre...  Tamamen ütopik bir şeyden bahsetmiyorsunuz yani...

Unutmayın! En uzun yolculuklar bile, bir küçük adımla başlar!

Sevgi ve Saygılarımla



Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu