CHP'den 'kadın hakları' çıkışı: Bu düzene katlanmak zorunda mıyız?
İzmir Büyükşehir Belediyesi Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubu, 8 Mart vesilesiyle, kadınların yaşam hakkı, eşitlik ve özgürlük mücadelesine dikkat çekmek amacıyla bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasında, "Kadınları korumayan, adalet sistemini kadınların arkasından çeken, eşitliği çok gören ve kadınları onurlu bir hayata hasret bırakan bu düzene katlanmak zorunda mıyız?" ifadelerine yer verildi.
ÖMER FARUK ALTIN/EGE'YE BAKIŞ - Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Kadınlar Günü ilan edilen 8 Mart'ta pekçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de kadınlar ülkenin dört bir yanında kadınların yaşadıkları eşitsizliğe ve kadın cinayetlerine tepki çekmek amacıyla sokaklardaydı.
Kadınların yaşadığı maddi ve manevi sorunlara ilişkin bir tepi de bugün İzmir Büyükşehir Belediyesi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Meclis Grubu'ndan geldi.
Kadınların yaşam hakkı, eşitlik ve özgürlük mücadelesine dikkat çekmek için düzenlenen basın açıklamasını CHP grubu adına CHP Meclis Grup Sözcüsü Yağmur Yurdakul Özkan okudu.

"8 MART KADINLARIN MÜCADELESİNİN BÜYÜTÜLDÜĞÜ GÜNDÜR"
Basın metninde şu ifadelere yer verildi:
"8 Mart; bir kutlama günü değil, kadınların eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkı için verdikleri mücadelenin hatırlandığı ve büyütüldüğü bir gündür. Kadın emeğinin görünür kılınması, kadınların maruz kaldığı her türlü ayrımcılığın, şiddetin ve eşitsizliğin ortadan kaldırılması için verilen mücadele bugün de aynı kararlılıkla sürmektedir.
Onlarca geçen yıl içerisinde kadınlara:
“Sen kadınsın, kahkaha atma.”
“Sen kadınsın, düzgün giyin.”
“Sen kadınsın, evinde otur.”
“Sen kadınsın, aklının ermediği işlere karışma.” denilmeye cüret edildi.
Kadınlar yıllarca sordu:
Ocağın üstünü hep sen mi sildin?
Islak banyo havlusunu hep sen mi değiştirdin?
Evin camlarının nasıl hep tertemiz kaldığını hiç düşündün mü?
Çok çalışıp hiç ücret almadığın oldu mu?
Daha fazla çalışıp daha az maaş aldın mı?
Dikişlerin kanarken bebeğini emzirmek zorunda kalıp, bir de patron mobbingine maruz kaldın mı?
Okula gitmek istediğin için cezalandırıldın mı?
İstemediğin, tanımadığın biriyle evlendirildin mi?
Sırf kız çocuğu olduğun için erkek kardeşinden daha değersiz görüldün mü?
Yemeğin tuzu eksik diye şiddet gördün mü?
Boşanmak istediğin için öldürüldün mü?
“Bir kereden bir şey olmaz” denilerek başına olmadık kötülükler geldi mi?
Çocuğunun canını kurtarmaya çalışırken bir kenarda ölü bulundun mu sahi?
Ya da ölürken dahi “çocuklarım var” diye sayıkladın mı?
Kaç kere “vurma” diye yalvardın?
Kaç kere yok sayıldın?
Kaç kere yalnız bırakıldın?
Hani yaşamak tüm hakların üzerindeydi?
Kişinin maddi ve manevi varlığını korumakla yükümlü olanlar nerede?
“Kadın haklarını tanıyoruz, geliştiriyoruz” diye övünenler nerede?
2025 yılında kaç kadın öldürüldü?
Kaç kadının faili gerçekten cezasını çekti?
“Ölürsem intihar etmedim bilinsin” diyen kaç kadının hayatı kurtarıldı?
Bir kadının hayatta kalabilmesi için kaç kez şikayeti olması gerekiyor?
"FATMANUR'U VE KIZI HİFAYI KORUYABİLDİNİZ Mİ?"
“Hakkımı helal etmiyorum. Tutunduğumuz her dal koparılıyor. Sadece benim değil, küçücük çocuğumun da hayatı karartıldı, ‘Canım güvende değil, Mayıs ayını görebilir miyim bilmiyorum’ diye haykıran Fatmanur’u ve kızı Hifa’yı koruyabildiniz mi?
“Sıradaki biz olabiliriz” diyen Fatma Nur öğretmeni koruyabildiniz mi?
Fatma Nur öğretmen yetkililere bildirimde bulunduğunda ne yaptınız?
"BUNA KATLANMAK ZORUNDA MIYIZ?"
Şimdi soruyoruz:
Buna katlanmak zorunda mıyız? Kadınları korumayan, adalet sistemini kadınların arkasından çeken, eşitliği çok gören ve kadınları onurlu bir hayata hasret bırakan bu düzene katlanmak zorunda mıyız?
İşte 8 Mart; tüm bunlara katlanmak zorunda olmadığımızı haykıran, hakları için mücadele eden, bu uğurda hayatlarını kaybeden kadınların tarihidir.
Aradan geçen onca yıla rağmen bugün hâlâ toplumsal cinsiyet eşitsizliği temelindeki politikalar, kadınların ve kız çocuklarının sırf cinsiyetleri nedeniyle yaşam haklarının dahi yok sayıldığı bir düzeni dayatmaktadır.
"DEVLETİN VATANDAŞINI KORUMA VE YAŞATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ VARDIR"
Kadınların yaşam hakkı dahi güvence altına alınmamışken, Kadınlar Günü adı altında küçük kutlama mesajları vermekten öteye gidemeyenler yükümlülüklerini hatırlamalıdır. Devletin vatandaşını koruma ve yaşatma yükümlülüğü vardır.
Devlet, bireylerin temel haklarını ihlal etmemekle kalmaz; aynı zamanda yaşam hakkını tehdit eden her türlü duruma karşı önlem almakla da yükümlüdür. Anayasa’nın 17. maddesi, kişinin dokunulmazlığını, maddi ve manevi varlığını koruma altına almıştır.
İnsanı insan yapan bütün değerlerin korunması anlamına gelen bu hak, yaşama hakkından sonra gelen en önemli haktır ve bu değerleri korumak devletin sorumluluğudur.
Bu sorumluluk; hukuk sisteminin, ceza adalet mekanizmasının, kolluk kuvvetlerinin, eğitim sisteminin ve medyanın dahi cinsiyet eşitliğine duyarlı şekilde düzenlenmesini ve uygulanmasını gerektirir.
"2025 YILINDA TÜRKİYE GENELİNDE 336 KADIN CİNAYETİ VE 145 ŞÜPHELİ ÖLÜM GERÇEKLEŞTİ"
Ancak rakamlar bize başka bir tablo göstermektedir. 2025 yılında Türkiye genelinde 336 kadın cinayeti ve 145 şüpheli kadın ölümü gerçekleşmiştir. İzmir’de ise 11 kadın cinayeti işlenmiştir.
Pınar Sevinç cinayetini hatırlıyor musunuz? 22 yaşında bir hemşire. Urfa’nın Siverek ilçesinde eşi tarafından dövüldü, vuruldu ve intihar süsü verildi. Fail tam 16 ay tutuksuz yargılandı. Geçtiğimiz cuma günü karar duruşması yapıldı. Ailesi adalet için delilleri tek tek kendisi toplamak zorunda kaldı. Kamuoyu destek verdi, herkes duydu ve sonunda fail hak ettiği cezayı aldı.
Peki soruyoruz:
Bir insanın hayatı sosyal medyada duyulana kadar siz neredesiniz?
"BİZ BU ÖFKEYLE NE YAPACAĞIMIZI BİLİYORUZ"
Siz neredesiniz bilmiyoruz… Ama direnenler burada. Biz bu öfkeyle ne yapacağımızı biliyoruz. Direneceğiz. Mücadele edeceğiz. Gerçek adalet sağlanana kadar, Tüm baskılara rağmen bir milim bile eğilmediğimizi kabul ettirene kadar, Emeğimiz hak ettiği değeri görene kadar, Varlığımız kabul edilene ve gerçek eşitlik sağlanana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.
Çünkü biz biliyoruz ki eşitlik bir lütuf değil, bir haktır. Kadınların yaşam hakkını korumayan hiçbir düzen meşru değildir. Kadınların yaşam hakkının, emeğinin ve onurunun tartışma konusu olmadığı bir ülke kurulana kadar mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Tüm mücadele arkadaşlarımızı sımsıkı kucaklıyor, dayanışmamızı büyüttükleri için teşekkür ediyoruz"
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz hemen yayınlanacaktır.
Benzer Haberler
Efes Selçuk Belediyesi emekçilerine engelli hakları eğitimi
Efes Selçuk Belediyesi, farklı müdürlük ve birimlerde görev yapan belediye emekçilerine yönelik...
EÜ’de çocuklarla felsefe ve çocuk hakları tartışıldı
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü tarafından düzenlenen “Çocuklarla Felsefe ve...
Kadının İnsan Hakları Derneği Programı, Selçuk’ta Başladı!
Kadının İnsan Hakları Derneği (KİH) ile Efes Selçuk Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü...
Güncel Haberleri
TümüNarlıdere Belediyesi'nden 425 milyon TL'lik ödenek talebi!
Narlıdere Belediyesi’nin yüzde 100 hissesine sahip olduğu Nar-Bel’in SGK borçları ve...
İzmir'de taksiciler Erdoğan'a seslendi: Cumhurbaşkanım...
İzmir’de korsan taşımacılığa karşı mücadelelerini sürdüren taksi esnafı, Cumhurbaşkanı Recep...
Fatma Betül Sayan Kaya tutuklandı!
Fon krizinde yeni bir gelişme yaşandı. Fatma Betül Sayan Kaya tutuklama talebiyle sulh ceza...
Tüm Bel-Sen açıkladı: ESHOT'ta görev değişikliği...
ESHOT'ta şube müdürüyken rızası dışında uzman kadrosuna atanan sendika üyesinin açtığı davada,...
Emeklilerden iktidara bütçe tepkisi: Kaynak var, tercih yok!
2027 bütçesinin Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeleri sürerken Halkevleri İzmir Emekli...
Başkan Tugay TCDD heyetiyle görüştü: Kente hızlı ulaşımı...
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD)...
Basmane Çukuru satışı meclis gündemine taşındı
DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın Basmane Çukuru satışını TBMM gündemine taşıdı.
Eski Göztepelilere vergi şoku: Milyonluk borç ortaya çıktı!
Göztepe'nin eski futbolcuları Romulo Cardoso, Isaac Solet ve David Tijanic, Urla Vergi...
Erdoğan'dan 'fon krizi' çıkışı: Bu mikrobu temizleyeceğiz!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, fon soruşturmasıyla ilgili yürütülen süreçte hiçbir şekilde...
Fon krizinde yeni gelişme: Fatma Betül Sayan Kaya...
Kamuoyunda “fon krizi” olarak bilinen soruşturmada eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma...
İzmir Büyükşehir'den 20 milyonluk kavun alımı!
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Ödemiş merkezli bir kooperatiften 20 milyon 300 bin TL’lik kavun...
'Uyuşturucu Davasında' Mahkemeden Sadettin Saran ve...
Mahkeme heyeti Ela Rümeysa Cebeci ile Sadettin Saran hakkında "uyuşturucu veya uyarıcı madde...