BIST 100 13.687,86 %0,63 Altın 6.135,75 ₺/gr %0,02 Bitcoin $63.840 %0,91 Dolar 47,40 ₺ %0,04 Euro 54,09 ₺ %0,11 Sterlin 63,08 ₺ %0,12 Gümüş 87,63 ₺/gr %0,65 Ethereum $1.901,96 %1,33 İsviçre Frangı 58,01 ₺ %0,27 Kanada Doları 33,65 ₺ %0,17 Avustralya Doları 32,96 ₺ %0,26 Japon Yeni 0,00 ₺ %0,00 Suudi Riyali 12,63 ₺ %0,04 BAE Dirhemi 12,91 ₺ %0,07 Rus Rublesi 0,60 ₺ %0,04 Çin Yuanı 7,00 ₺ %0,05
Foto Galeri Video Yazarlar
Anasayfa Güncel Okullarda şiddet alarmı: Çocuklar neden suça sürükleniyor?

Okullarda şiddet alarmı: Çocuklar neden suça sürükleniyor?

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da okullara yönelik yapılan saldırılara ilişkin Eğitimci Osman Çağrı Şahin ve Sosyal Psikolog Erdal Kozan BirGün'de köşe yazdı. Yazılan köşede, "Bir çocuğun suça sürüklenmesini engellemek için rehberlik servislerini güçlendirmek, okul psikologlarını artırmak, sosyal destek mekanizmaları kurmak yıllar alır ve ciddi bütçe gerektirir" ifadeleri yer aldı.

0Yorumlar
Okullarda şiddet alarmı: Çocuklar neden suça sürükleniyor?

Kahramanmaraş'ta 9 ve Şanlıurfa'da 4 yurttaşın katledildiği saldırılar ülke gündemindeki yerini korumaya devam ediyor.

Konuya ilişkin BirGün'de köşe yazan Eğitimci Osman Çağrı Şahin ve Sosyal Psikolog Erdal Kozan, toplumun yeni bir şiddet sarmalığının içine sürüklendiğini dile getirerek, "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okul koridorları, zil sesi yerine silah sesleriyle yankılandı. Bir süredir okullar; silah sesleriyle, bıçaklı saldırılarla ve ölümlerle gündeme geliyor. Hedef kimi zaman bir çocuk, kimi zaman bir öğretmen ya da okul yöneticisi oluyor. Toplum olarak yeni bir şiddet sarmalına doğru sürükleniyoruz. Bu kez şiddetin mekânı okul, faili ise çocuklar…" ifadelerine yer verildi.

"İŞ O KADAR BASİT DEĞİL"

Meselenin daha fazla ceza veya linç değil, toplumu iyileştirmek olduğunun fakat bunun basit olmadığının dile getirildiği yazıda, "Her olayın ardından benzer toplumsal ritüeller sahneye çıkıyor: önce toplu yas, ardından şeytanlaştırılan çocuklar, sonrasında sembolik bir “linç” ve “daha fazla ceza!” haykırışları… Bu haykırışlara eklemlenen popülist siyasi söylemler de cabası. Tüm bu ritüellerin vicdanımızı rahatlattığına şüphe yok. Ancak mesele toplumu iyileştirmekse, iş o kadar da basit değil" denildi.

Türk eğitim sisteminin somut ve sürdürülebilir sonuçlar üretmediğini ifade edilen yazıda, "Bu yaşadıklarımız okulları eğitim yuvası olmaktan çıkartıp şiddet, katliam, zorbalık ve cinayet gibi kavramlarla yan yana getiriyor. Bu noktada geçmişe dönüp bakmak gerekiyor.  Türk eğitim sisteminin, bugün tartıştığımız bu sorunlara ilişkin —öncelikli ve ağırlıklı olarak— eğitim bilimleri ve pedagojik düzeyde, sağlıklı, somut ve sürdürülebilir sonuçlar üreten bir yaklaşım geliştirdiğini söylemek ne yazık ki zor. Var olan nitelikli çalışmalar ise uygulama desteği bulamadığı için çoğunlukla akademik düzeyde kalıyor; sahaya yansıyan, sistematik bir programa dönüşemiyor. Öte yandan çocuk yetiştirme anlayışımızın politik ve kültürel kodlarının, eğitim süreçlerinin gündelik düzeyine etkileri üzerine de yeterli çalışma yapılmış durumda değil. Bugün ise eğitim sistemimizin kimi zaman acı, kimi zamansa umut veren terazisinde ağır basan tarafı tartışıyor; bu tartışmalar üzerinden çıkarımlar yapıyoruz. Ancak çoğu zaman bu süreç, sağlıklı bir çözüm arayışından çok duygusal tepkiler üretiyor ve hamasi söylemlere açık hale geliyor. Oysa bu mesele, yaşımız kaç olursa olsun hiçbirimizin ruh sağlığına iyi gelmiyor. Çünkü insanın en temel ihtiyaçlarından birisi olan “güvende olma” hissimiz sarsılıyor" ifadeleri kullanıldı.

"İNSAN KENDİNİ GÜVENDE HİSSETMEZSE..."

İşlenen suçlarda sistemden önce bireylerin sorgulandığını ve suçun yalnızca bireyin karakterine bağlamak, aileyi, eğitimi, toplumu bu suçun dışında tutmanın yanlış olduğunun dile getirildiği yazıda şu ifadeler yer aldı:

"Hepimiz güvende olmak, sokaklarda tehdit hissetmeden dolaşmak isteriz. Çocuklarımızı okula güvenle göndermek, onların hayatı için endişe duymadığımız bir sosyal ortamda yaşamak isteriz. Aksi bir durumla baş etmek mümkün mü? Her gün saldırıya uğrayabileceğimiz ihtimaliyle yaşamak, çocuklarımızın güvende olmadığını görmek hiçbirimizin katlanamayacağı durumlar. Sosyal psikoloji bize şunu söylüyor; insan, gündelik hayatında güvenliğinden emin olamazsa, kendisini tehdit altında hissederse suçu sistemde değil bireylerde arama eğilimde oluyor. “Hırt”, “psikopat”, “canavar”, “en ağır şekilde cezalandırılsın!” gibi söylemler, belirsizlikle baş etmek için verdiğimiz otomatik tepkilerin sonuçları olarak ortaya çıkıyor. Ama bu durum aynı zamanda, yine sosyal psikoloji perspektifiyle, bir atıf hatasına yol açıyor. Failin davranışını bireysel ahlaksızlıkla, psikopatolojilerle açıklarken ailenin, mahallenin, okulun, toplumun sorumluluğunu arka plana itiyor. Oysa sistemi görmezden gelip olayları kişilere yönelik aşırı ahlaki yargılarla ele almak toplumsal düzeni korumaktan çok kişiler arası düşmanlığı artırıyor ve ceza kültürü ile şiddeti beslemeye devam ediyor. Bu durum önceki paragraflarda bahsettiğimiz eğitim sisteminin politik ve kültürel kodlarına götürüyor bizi.  Belki de sosyal psikoloji alanını besleyen eğitim yaşantılarının temel kurgusu en büyük “atıf hatası”!

Kişilere odaklanan ve ağır ceza talebini ön plana çıkartan bu yaklaşımın iktidar partilerinin de işine geldiğini belirtmek gerekiyor. Siyasi iktidarlar için ağır ceza düzenlemeleri, maliyetli ve uzun vadeli sosyal politikalar üretmekten her zaman daha cazip olmuştur. Bir çocuğun suça sürüklenmesini engellemek için rehberlik servislerini güçlendirmek, okul psikologlarını artırmak, sosyal destek mekanizmaları kurmak yıllar alır ve ciddi bütçe gerektirir. Oysa ceza maddelerine “üç yıl daha ekleyelim” demek hem popülist beklentiyi karşılar hem de fotoğraf önünde “kararlı duruş” sergileme imkânı sunar. Hükümetler sosyal politikalara yatırım yapmak yerine basit kanuni düzenlemelerle toplumsal tepkiyi göğüslemeyi tercih ediyor. Belki milyonlarca liraya mal olacak önleyici politikalar üretmek mi, yoksa cezalara birkaç yıl eklemek mi? Ya da sosyal politika denildiğinde aklımıza sadece yardım kolilerinin gelmesi mi? Popülist söylemlerin ve politikaların gücü işte bu soruya verilen yanlış cevaptan kaynaklanıyor"

"ÇOCUKLAR BİR SABAH YATAKLARINDAN KALKIP SUÇ İŞLEMEYE KARAR VERMEZLER"

Çocukların durduk yere suç işlemediklerini; yapısal eşitsizlikler, sosyal adaletsizlik gibi sorunların suçu beraberinde getirdiği anlatılan yazı şu ifadelerle son buldu:

"O halde sorunu gerçekten çözmek isteyenlerin sorması gereken soru belli; sorunun kaynağı nerede? Çocuklar bir sabah yataklarından kalkıp suç işlemeye karar vermezler. Medyada gördüğümüz suç işlemiş bir çocuğun ardında muhtemelen yapısal eşitsizlikler, sosyal adaletsizlikler ve birikmiş bir öfke vardır.  Çocuğun suça karışması çoğu zaman anlık bir karar değil, bir sürecin sonucudur. Yıllardır bu ülkenin okullarına devam eden bir öğrenci ne yaşamıştır ya da neden sorunlu davranışı önceden fark edilememiştir? Fatma Nur öğretmenin hayatını kaybettiği olayda 17 yaşındaki failin psikiyatrik tedavi gördüğü, daha önce disiplin kurulunca cezalandırıldığı ve rehberlik servisiyle görüşmeleri olduğu iddia ediliyor. Siverek’teki saldırgan ise okulun eski bir öğrencisiydi. Bu bilgiler bize net olarak şunu söylüyor: Olaylar birikmiş öfke, yetersiz psikososyal destek, kurumsal ihmal ile yıllar içerisinde kendisini tüketmiş bir eğitim sisteminin gölgesinde tohumlanıyor.

Eğer politika yapıcılar, eğitimciler ve psikologlar bu süreçlerde aktif rol alır, sosyal politikalar üretir ve önleyici tedbirler geliştirirse, çocukları suça sürüklenmekten büyük oranda kurtarmak mümkün hale gelir. Bunun kolay olmadığının da sanırım hepimiz farkındayız. Çözüm yerine vicdan rahatlatmak isteyenler şeytanlaştırma ritüelinin kolaylığına kapılabilir. Ama toplumu ve çocukları korumak isteyenler zor da olsa doğruyu söylemeye devam edecek.

İşte o zaman yataklarımıza belki biraz daha huzurlu girer, çocuklarımızı biraz daha güvenle okula gönderebiliriz"



Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...

Yorum Yaz

Yorumunuz hemen yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu

Güncel Haberleri

Tümü

Erdoğan'dan Mekke Ortak Savunma Anlaşması mesajı: Hiçbir...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan...

6 saat önce

Kuşadası Belediyesi soruşturmasında 15 gözaltı

Kuşadası Belediyesi'ne yönelik yürütülen "rüşvet" ve "irtikap" soruşturması kapsamında hakkında...

8 saat önce

Başkan Çiçek hakkında tutuklama talebi!

Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek’in de aralarında bulunduğu 16 şüphelinin savcılıktaki...

8 saat önce

Mahkemeden Ahbap Derneği kararı: Yönetimine kayyım atandı

Ahbap Derneği'nin feshi istemiyle açılan dava kapsamında mahkemeden dikkat çeken bir karar...

10 saat önce

Kardeş Foçalar dostluk için buluştu: Nihat Dirim...

İzmir'in Foça ilçesinde 1989-1999 yılları arasında belediye başkanlığı yapan ve "efsane başkan"...

10 saat önce

Başkan Çiçek ve 15 şüpheli adliyeye sevk edildi!

Menderes Belediyesi'ne yönelik 'rüşvet' ve 'irtikap' soruşturması kapsamında gözaltına alınan...

13 saat önce

İlkay Çiçek'in 'Whatsapp' krizine ilişkin ifadesi ortaya...

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü "rüşvet ve irtikâp" soruşturması kapsamında...

14 saat önce

Hayat kurtaran baba, kızını şampiyonluğa hazırlıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye eri Ramazan Karakoç, yangın ve kurtarma görevlerinde hayat...

14 saat önce

Karşıyaka'da 'asansör' tartışması sürüyor: MMO'dan...

Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal'ın ilçedeki asansör denetimleriyle ilgili açıklamalarına...

14 saat önce

Folkart Terra'da yaşam başladı!

Çeşme’de hayata geç en Folkart Terra projesinde yaşam...

14 saat önce

Karşıyaka Meclisi'nde 'stadyum' tartışması: CHP'li...

Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, Zübeyde Hanım Stadyumu için belediyeye herhangi bir...

1 gün önce

Buca’da iştiraklerin borcu 3 milyar TL'yi aştı!

Buca Belediyesi Ağustos Ayı Meclis Toplantısı'nda belediye iştiraklerinin yaklaşık 3,2 milyar...

1 gün önce