Karşıyaka Rotaya Girmeye Başladı
Karşıyaka maça çok hızlı başladı. Oyunun hemen başında baskıyı kuran İzmir ekibi, rakibinin sahasından çıkmasına bile izin vermedi. Rakibi o kadar bunalttı ki, Sökeli oyuncular, daha ilk on dakika dolmadan, sakatlık numaralarına sığınmak zorunda kaldılar. Arka arkaya girilen pozisyonlarda, bir çok şut şansı yakalayan yeşil kırmızılılar, bu dakikalarda istediklerini alamadılar. Gerek kaleci ve defans oyuncularının başarısı, gerekse şansızlık bunda büyük etkendi.
Oyunun ilk bölümünde golü bulamasalar da, Karşıyaka'nın oyun iştahı, kazanma azmi yerindeydi. Rakip ceza alanı içinde bile, Sökeli oyuncuları rahat bırakmadılar. Prese devam ettiler. Fakat gol gelmedi. İlk yirmi dakika golsüz geçildi. İçimden, "Yazık oldu bu kadar emeğe! İstenen erken gol gelmedi.İlk yirmi dakika doldu. Maç zora girecek galiba!" diye geçirirken, Aman! O da ne? Veysel Karani uzaklardan, öyle bir füze yolladı ki, topun dumanını gördük resmen! Topa vurduğu yerden, kaleye taksi tutsan 250 lira yazar!
Gerçekten 35 metre civarından, olağanüstü bir gol oldu. İzleyenlerin yıllarca birbirine anlatacağı, kaçıranların ise çok hayıflanacağı bir frikik seyrettik. Kırk yıldan fazladır Karşıyaka takip ediyorum. Hiçbir iç saha maçını kaçırmadım. Elimden geldiğince deplasmanlara da gidiyorum. Benim gözlediğim en güzel frikik golü buydu. Veysel Karani kardeşimi tebrik ediyorum.
Devrenin sonlarına yakın, günün bir diğer başarılı ismi, Erhan girdi devreye. Ceza alanı önünde topla buluşan genç oyuncu, topu bir soluna, bir sağına çekti ve iğne deliğinden geçirdi. Veysel'in golünün gölgesinde kalmasa, uzun süre konuşulacak, çok güzel bir gole imza attı. Erhan kardeşimi de yürekten tebrik ederim.
Eren'in önde yaptığı baskı, sürekli pas trafiğinin içinde kalmaya çalışması önemliydi. İlk yarı için, Karşıyaka'nın, neredeyse mükemmel oynadığını söyleyebilirim. Göze hoş gelen, iyi futbol ve iki güzel golle, devreyi mutlu kapatan Karşıyakalı oyuncular, ikinci yarı için, taraftarına umut verdi. Beklentiyi yükseltti. Bol gollü, rahat bir galibiyet öngörmeye başlamıştık. Fakat Karşıyaka, bize en son ne zaman, rahat bir maç izletti?
İlk bölümde, Şampiyonlar Ligi takımı gibi oynayan oyuncular, soyunma odasında kalmış! İkinci devreye ise sanki başka oyuncular çıktı sahaya! Işıl ışıl, bir aydınlıktan, zifiri karanlığa döndük! Devrenin başında, bir gol daha üretilebilse, dörde, beşe gidebilecek maç, ceza alanımız içinde yapılan bir hata ile tehlikeye girdi. Savunma oyuncumuz, zamanlamayı ayarlayamayınca, penaltıya sebep oldu. Fark bire inince, Sökeli oyuncular da umutlandı. Daha istekli oynadılar. Fakat güçleri yetersiz kaldı.
Burada hakeme bir parantez açıyorum. Orta hakem Alp Tanırgan, iyi bir maç yönetti diyebilirim. Aleyhimize verdiği penaltı, doğru karardı. Ama ilk yarıda, yan hakemi yaktı, orta hakemini...
Eren'in, en az bir metre geriden çıktığı pozisyonda, ofsayt bayrağını kaldırınca, devamında almamız gereken penaltıyı alamadık! Kalecinin de kırmızı kart görmesi gerekiyordu. Bu kadar kolay bir pozisyonda bile, hata yapan yan hakemi, günahıyla baş başa bırakıyorum! Umarım bu işi bırakır ve başka takımları da yakmaz!
Çok sevdiğim bir sözü, bir kere daha tekrar edeyim: "Tekrarlayan şans (yada şanssızlık) şans değildir. İstatistiktir!"
Geçen hafta Ayvalık'ta verilmeyen penaltı ve bu haftaki penaltı ve kırmızı kart pozisyonu üst üste gelince, izleyenlerin midesini bulandırdı! Yine mi aynı kirli yapının hedefine girdik? diye düşünmeden edemiyorum! Niye bu hatalar hep bizim aleyhimize oluyor? Neden hiç Karşıyaka lehine hata yapılmıyor? Eğer bu şans olsa, bir kere de bizim lehimize olsun değil mi? Ama şans değil işte! Sistemli, organize kötülük! Yıllardır da peşimizde!
Yanlış anlaşılmasın. Ben ayrıcalık peşinde değilim. Maçlar adaletli yönetilsin yeter! Yukarıda yazdıklarım, bu adaletsizliği, gözler önüne sermek içindi. Hiçbir Karşıyakalı, kirli bir şampiyonluğu kabul etmez! Karşıyaka, şampiyon olursa, herkese ve herşeye rağmen şampiyon olur! Desteklerle, yardımlarla değil!
Şimdi Karşıyaka'nın yapması gereken, iyi oynadığı dakikaların sayısını arttırmak olmalı. Eğer şampiyonluğa oynuyorsak, daha fazla gol pozisyonuna girmeli ve skor üretkenliğini arttırmalıyız. Rakiplerimizin attığı gol sayıları ortada. Gerçek rakiplerden Balıkesir, sekiz maçta yirmi dört gol üretirken, Eskişehir yirmi üç gole imza atmış. Karşıyaka'nın ise attığı gol sayısı sadece yedi! Şampiyon olacağım diyen bir ekip, üç dört maçta bir, en az dört gollü, bir galibiyet elde etmeli. Henüz öyle bir futbol oynamıyor Karşıyaka.
Umarım, gelecek takviyelerle birlikte, daha iyi sonuçlar elde ederiz. Orta sahada, topu daha iyi kullanan bir iki oyuncuya mutlaka ihtiyacı var yeşil kırmızılıların. Erol'un da cezası bitmek üzere. Ensar'la beraber, savunmanın göbeğini kapatacaklardır. Ama Erol'un büyük bir problemi var. Sürekli itiraz ediyor. Hakemle ve rakiple çok fazla diyalog kuruyor. Şunu iyi anlaması lazım; Erol kardeşim, bu takım Karşıyaka! Sürekli hakemler tarafından hırpalanan bir takım! Hakemler, uğraşmaya yer arıyor! Eğer, geçen seneki tavırlarınla oynarsan, ekmeklerine yağ sürersin! Sürekli kart görürsün! Faydandan çok zararın olur. Testi kırıldıktan sonra, laf söylemenin anlamı yok. Oynadığın oyunu beğenen bir abin olarak, önden, testi kırılmadan(!) yol göstermeye çalışıyorum.
Son sözü Ömer Faruk kardeşime ayırdım. Ömer kardeşim, ben de yıllarca senin oynadığın bölgede oynadım. Goller gelirse, forvet rahattır ama gelmezse stres büyür! Şimdi de goller gelmiyor. Olabilir. Demek ki daha çok çalışman, daha çok koşman gerekiyor. Ama çenene vurursa, arkadaşlarına konuşmaya başlarsan, olmaz. Sen efendi adamsın. Biz seni öyle tanıdık, öyle sevdik. Lütfen çizgini bozma. Çalışmaya devam et. Bu günler geçer, gider. Sen daha çok çalış. Cevapları, sahada atacağın güzel gollerle ver. Ama kafanda kariyerinle ilgili başka planlar varsa, yönetimle konuş. Böyle büyük bir camianın, sana duyduğu saygıyı kaybetme. "Yok abi! Ben Karşıyaka'da mutluyum" diyorsan, tek ihtiyacın olan, kendini futbola vermek. Sahada daha konsantre olmak. Gollerle döneceğine, çok yakında patlama yapacağına hiç şüphem yok. Yeter ki aklın sahada olsun...
Haftaya Denizli deplasmanı var. Hiç kolay bir maç olmayacak. İlk yarıda oynadığımız istekli futbol devam ederse, kazanma ihtimalimiz yüksek. Sonrasında da, arka arkaya kazanabileceğimiz rakiplerle maçlarımız. Hiçbiri çantada keklik değil. Ama elde edeceğimiz bir galibiyet zinciri, bizi puan tablosunda, iddialı bir noktaya taşıyabilir. Yaşayıp, göreceğiz...
Sevgi ve Saygılarımla
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (1)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.