Milli Takım'da Yeni Dönem
Çok geç alınmış bir karar olsa da, nihayet Montella'nın işine son verildi. Ve bu federasyondan hiç beklemediğim kadar, isabetli bir tercih yapıldı, göreve Sergen Yalçın getirildi.
Öncelikle hayırlı olsun diyorum. Sergen Hoca'nın Türk Milli Takımı için en iyi tercih olduğunu düşünüyorum. Bunun aksini iddia edenler çok. Hatırı sayılır bir kamuoyu da yaratmış durumdalar.Peki kim bu insanlar?
Bu noktada sizi biraz geçmişe götüreceğim. Ve sizlere eski bir anımı nakletmeye çalışacağım...
Yıl 2001,Londra'dan, Türkiye'ye döndüm. O dönem, İzmirtv'de program çekiyorum. Yeni bir yarışma programı çekmek istiyorum. Bütçesi yüksek bir proje. Yenitv devreye girdi. İlk iki bölümü çektik. Fakat sponsor yetersiz kaldı. Bana da tek bir alternatif kaldı, İstanbul...
İstanbul'a taşındım. Çok sevdiğim, rahmetli arkadaşım Mustafa Peynirci vasıtasıyla, İstanbul'da televizyon kanalları ile görüşmeler yapıyorum. Bir çok kanalla görüştüm.
Hemen hepsi, projemi çok beğendi. Ama yıl 2001.Türkiye ekonomisinin, o güne kadar gördüğü, en büyük kriz patlak vermiş durumda. Bütçe yok, sponsor yok!
Türkiye'nin o zamanki en büyük ajans sahibi, Nail Keçeli içeride. Sektörde yaprak kıpırdamıyor. Yine de işlerin düzeleceğini umut eden bir televizyon müdürü, beni işe aldı ve çok daha basit bir proje çekmeye başladım. Bir kamera, bir sunucu. İşimize bakıyoruz. Kanalın müdürü çağırdı, sonradan fetö'cü oldukları için kayyum atanan bir holding'e, sponsor görüşmesi için, beni yolladı. Gittim, güzelce hem o an çektiğim basit projemin, hem de İstanbul'a gidiş sebebim olan projenin sunumunu yaptım. Çok etkilendiler. Devamında, çay içerken, bana "Başka nasıl bir proje kafanda var?" diye sordular. Ben de, "Atatürk ve çocukluğu, hiç bilinmiyor! Sadece karga kovaladı diye geçiştiriliyor! Halbuki Atatürk, 8 yaşında hafız olmuş, daha o yaşlarda yüzlerce kitap okumuş. Bunları anlatan, belgesel tadında bir şeyler çekmek, beni çok mutlu eder!
Atatürk, sadece karga kovalamadı çocukluğunda! " diye cevap verdim.
İstanbul'u bilenler için konuşurum: Bu görüşme, Çağlayan, Karkuyusu arası bir plaza'da gerçekleşti. Benim kanal ise Zincirlikuyu'da. Araları 1,5-2 km kadar. Yürürseniz 20-25 dakika sürer. Binaya geri döndüğümde kovulmuştum! Müdür beni yolcularken ağlamaklıydı. "Üç yıldır beni hiç aramayan patron, az evvel ilk kez bizzat aradı, seni kovmam için" dedi!
Bunu niye anlattım? Fetö'nün medyadaki gücünü bilmeniz için!
Devam edelim. Futbol'da fetö'nün gücünü bilmeyen var mı? Bahis, şike operasyonları geçiriyor bu ülke bir süredir. Yapı, yapı diyip duruyorlar ya hani? O yapı dedikleri şey, işte bizzat fetö!!!
Türkiye'de onbeş sene ve üstü, futbol yorumlayan, hemen herkesin yolunun, bir dönem fetö ile kesişmiş olması tesadüf mü? Ve fetö bitti sanıyorsanız, çok yanılıyorsunuz. Bu kadar dev bir organizasyon, bir gecede yok olmaz. Üç beş kişiyi tutukladılar diye sona ermez! Amerikan gizli servisi, bu kadar beslediği, büyüttüğü, Uzak Doğudan, Güney Amerika'ya yayılmış bir gücünün, yok olmasına izin verir mi?
Şimdi dönelim Milli Takım'a ve Sergen Hoca'ya...
Dikkat edin, Sergen Hoca'ya laf edenlerin, hemen hepsinin yolu geçmişte, fetö ile kesişmiş tipler. Yada onların öğrencileri...
Fetö tornasından geçmiş, eskiden fetö'nün ele geçirdiği kulüpten biri başa gelseydi, hepsi avuçları patlayana kadar alkışlardı. Ama karşılarında, hiç baş edemedikleri Sergen Yalçın var. Hem oyunculuğunda, hem de hocalığında, başarısız olması için herşeyi yaptılar. Sergen Hoca, cevapları hep sahada verdi. Hele ki, Beşiktaş ile, iki rakibinin bütçesinin, yarısı kadar bütçe ile aldığı şampiyonluk unutulmaz. Bilmiyorum bir daha Beşiktaş, bu bütçelerle, ne zaman şampiyon olur? Olabilir mi? Hangi hoca yapabilir? Çok zor...
Sergen Hoca için en büyük eleştiriler, bilhassa şu iki noktada yoğunlaşıyor. 1-Yorumculuk yaparken söyledikleri. 2-Kontratının 4 yıllık olması.
İkinciden başlayayım: Montella'nın kontratı kaç yıllıktı? Tabii ki Montella, tazminatını son kuruşuna kadar talep edecek. Hiç şüphem yok! Peki Sergen Yalçın, bugüne kadar, hangi takımdan tazminat almış? Cevap: Hiçbirinden! Yani Sergen Hoca'yı başkaları ile karıştırmayın! Milli takım hocaları, genelde 4 yıllık sözleşme yapıyor zaten! Yani bir Avrupa, bir de Dünya Kupası.
İlk konuya dönelim. Milli takım oyuncularını, yorumcu sıfatıyla eleştirmiş olması...
Hakaret mi etmiş herhangi birine? Çok ağır, haksız eleştiride mi bulunmuş? Hayır. Hatta, Arda Güler için söylediklerini, neredeyse bire bir, Arda Güler, özeleştiri olarak kendisi söyledi. Bence Sergen Hoca, eleştirilerinin hemen hemen, tamamında haklıydı. Benzer yorumları, o dönemki yazılarıma bakarsanız, ben de yaptım. Her iki konuda da, bir sıkıntı göremiyorum...
Gelelim avantajlarına...
O seviyeleri defalarca oynamış bir oyuncu.
Kendisi de büyük yıldız olduğundan, yıldız futbolcunun halinden anlar.
Rakibe göre taktiğini değiştirir. Tek bir 11 belirleyip, "ya tutarsa" mantığıyla hareket etmez.
Teknik, taktik bilgisi ortada. Tartışamayız bile.
Sağlam bir yardımcı ekibi var.
Kimsenin işine karışmasına izin vermez.
Dürüsttür. Formayı adaletli dağıtacağına, takımı ve halkı inandırır.
Kompleksi yok. Kişisel olarak oyuncuya takmaz.
Kadroyu belirlerken, Fenerbahçe'den bu kadar oyuncu aldım. Galatasaray'dan da o kadar almalıyım! şeklinde hareket etmez! Hakkı olanı, Anadolu takımında da oynasa, 2.ligde de olsa kadroya alır.
Bizi santraforsuz oynatmaya kalkmaz! Ama rakibe karşı kafasında bir planı varsa, santraforsuz da oynar!(bunun çok sık olacağını sanmam)
Maç sayısı az olduğundan, yıpranmayacaktır.
Oyuncularımızın saygı duyacağı bir karakter. Bu da bariz. Tartışmaya kapalı.
Sonuç olarak, Sergen Yalçın, bana göre, olabileceği en doğru yerde. Kendisine başarılar diliyorum.
Nacizane bir tavsiyede de bulunmak istiyorum: Hocam, basından uzak dur! Çok fazla televizyon programına katılma. On kere düşün, bir kere konuş. Sen her zaman cevapları sahada verdin. Bu halk da seni o yüzden çok fazla sevdi. Yine eleştirilere sahada cevap ver. Sana en çok bu yakışıyor!
Ey Necip Türk Milleti! Arkana yaslan! Keyfini çıkar! Direksiyona öz evladımız geçti!
Kazanırız, kaybederiz. O ayrı. Fakat çok güzel futbol oynayacağımızdan şüphem yok. Sergen Hoca, başına geçtiği kulüplerde bile mazeret üretmemiş bir insan. Milli takımın havuzunu bilerek iş başı yaptı. Güzel işler yapacağına inanmasa, görevi kabul etmezdi.
Bazıları da dillerine şunu dolamış! At yarışı, gece hayatı vs.
Ben o işlerin geçmişte kaldığını biliyorum. Ama tutun ki öyle! Kimsenin özel hayatı, başkalarını ilgilendirmez! Ben sahada oynanan futbola bakarım! İşini yapsın, Milli Takım güzel top oynasın, saha dışında, ne hocanın, ne de futbolcuların, neler yaptığı, kimseyi ilgilendirmez...
Son söz de şu olsun; Sergen Yalçın döneminde, Milli Takımımızın, boynuna bir madalya takacağına, yürekten inanıyorum! Peki bu madalyanın rengi ne olur? Yaşayıp, göreceğiz...
Sevgi ve Saygılarımla...
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.