BIST 100 13.284,42 %1,67 Altın 6.865,89 ₺/gr %0,94 Bitcoin $81.125 %0,40 Dolar 48,79 ₺ %0,08 Euro 56,11 ₺ %0,08 Sterlin 65,43 ₺ %0,11 Gümüş 103,93 ₺/gr %1,69 Ethereum $2.624,41 %0,81 İsviçre Frangı 59,37 ₺ %0,40 Kanada Doları 34,90 ₺ %0,15 Avustralya Doları 34,76 ₺ %0,25 Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01 Suudi Riyali 12,99 ₺ %0,23 BAE Dirhemi 13,28 ₺ %0,08 Rus Rublesi 0,58 ₺ %0,50 Çin Yuanı 7,29 ₺ %0,21
Foto Galeri Video Yazarlar
Anasayfa Güncel İZAH’tan avukatlar için ‘kooperatif’ projesi: Ekonomik yü...

İZAH’tan avukatlar için ‘kooperatif’ projesi: Ekonomik yükü hafifleteceğiz!

İzmir Barosu Başkan Adayı Volkan Gültekin, avukatların artan ekonomik yüklerini hafifleyebilmek amacıyla bir kooperatif kurmayı amaçladıklarını, bu kooperatif ile Büro mobilyalarının teknolojik cihazların ve kırtasiye ürünleri gibi avukatların temel ihtiyaçlarının karşılanabileceğini belirtti.

İZAH’tan avukatlar için ‘kooperatif’ projesi: Ekonomik yükü hafifleteceğiz!

ÖMER FARUK ALTIN / EGE’YE BAKIŞ - İzmir Barosu’nda 17-17 Ekim tarihinde gerçekleşecek seçim hareketliliği sürüyor.

Seçime sayılı günlerin kalmışken adaylar, seçim çalışmalarına devam ediyor.

Bu kapsamda Ege’ye Bakış’a değerlendirmelerde bulunan İzmir Avukat Hareketi Baro Başkan Adayı Volkan Gültekin, avukatların temel ihtiyaçları olan, ofis eşyaları, kırtasiye ürünleri ve teknolojik ürünlerin ekonomik anlamda avukatlara ağır bir yük bindirdiğini ifade ederek bu yükün hafifletilmesi için bir kooperatif modeli üzerinde çalıştıklarını ifade etti.

Gültekin, baro yönetimine gelmeleri halinde öncelikle bir sipariş sistemi kurulacağını, ardından bu yapının kooperatife dönüştürüleceğini belirtti. Projenin baro bütçesinden kaynak kullanılmadan, avukatların toplu pazarlık gücüyle yürütüleceğini belirtti.

“BARO, AVUKATLAR ADINA TOPLU PAZARLIK GÜCÜNÜ KULLANACAK”

Gültekin konuya ilişkin, “İzmir'de yaklaşık 15 bin avukat var. Büro mobilyaları, teknolojik cihazlar, kırtasiye ürünleri gibi birçok giderimiz bulunuyor. Baro, bu konuda öncülük edebilir. Biz seçimi kazanırsak, ilk haftalarda bu çalışmayı başlatacağız. Öncelikle bir sipariş formu oluşturacağız. Daha sonra bunu kooperatif yapısına dönüştürülmesi için öncülük edeceğiz.  Örgütlü gücümüzü ve sayımızı kullanarak daha yüksek indirimler alınmasını sağlayacağız. Baro bütçesinden para harcanmayacak. Baro, avukatlar adına toplu pazarlık gücünü kullanacak. Daha sonra bu yapı bir kooperatife dönüşebilir. Düşünün; aldığınız ürünleri yüzde 50 daha uygun fiyatlarla temin ediyorsunuz. Bu sadece genç avukatların değil, tüm meslektaşlarımızın ekonomik sorunlarını hafifletecek bir adım olur. Müvekkil çevresi henüz oluşmayan veya düzenli geliri olmadığı zaman ekonomik olarak geriye düşmek kaçınılmaz oluyor. Üstelik devlet, bizlerden yüksek oranlarda vergi alıyor. Biz bu zorlukları bir şekilde aştık. Ben de hâlâ bu mücadeleyi veriyorum. Ancak genç avukatlar hem yöntemleri bilmedikleri hem de mesleğin gerçekleriyle karşılaştıklarında büyük hayal kırıklıkları yaşadıkları için daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor. Biz onlara umut olmak zorundayız” dedi.

“İNTİHAR EDEN MESLEKTAŞLARIMIZ VAR”

Özellikle mesleğe yeni başlayan avukatların ağır bir ekonomik yükün altına girdiğini dile getiren Gültekin, avukatların yaşadığı sorunları birçok kalemde sıralarken çözüm önerilerini de dile getirdi.

Gültekin konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Baro Genel Kurulu’nda gündeme alınması amacıyla 4 maddelik önerge verdiklerini buna karşın önergelerin gündeme alınmadığını ifade eden Gültekin, Önergelerimizden bir tanesi Genç Avukatlar Meclisi'nin yeniden açılmasıydı.

Diğeri Baro Meclisi'nin kurulmasıydı. Bir diğer önerimiz ise genç avukatların ruhsat bedelleriyle ilgiliydi. Genç meslektaşlarımız ruhsat alırken herhangi bir ekonomik güvenceye sahip değildir. Aile desteği olmayan, öğrencilik hayatını yeni tamamlamış, staj döneminde çalışma kısıtlamaları nedeniyle gelir elde edememiş birçok genç meslektaşımız, mesleğe büyük bir ekonomik yükle başlıyor. Ruhsat bedelleri yüksek oranlarda belirleniyor. Bu bedel, memur maaş katsayıları üzerinden hesaplanıyor. 2 bin veya 8 bin ek gösterge katsayısı arasında bir değer üzerinden belirleniyor. Biz de şu öneriyi sunduk: “Genç meslektaşlarımız için en düşük katsayı olan 2 bin katsayısı üzerinden ruhsat bedeli belirlenerek alınsın. Mesleğe yeni başlayan genç avukatlar en düşük maliyetle ruhsatlarını alabilsin” Ancak bu önerimiz de kabul edilmedi. Zor şartlarla mesleğe başlayan ve Bu süreçleri dirençli atlatamayarak maalesef intihar eden genç meslektaşlarımız var. Bu nedenle baroların özellikle genç avukatları daha fazla desteklemesi ve kapsaması gerekiyor”

“HEM VATANDAŞ HEM DE MESLEĞİMİZ ZARAR GÖRÜYOR”

Hasar yönetim şirketlerinin yasaya aykırı faaliyetler yürüttüğünü ileri süren Gültekin, avukatlık mesleğine ve vatandaşlara verdikleri zararlarla da mücadele edeceklerini belirterek şunları söyledi:

“Bir başka önemli sorun ise hasar yönetim şirketleri. Hasar yönetim şirketleri yaklaşık 15 yıldır hayatımızda. Bu şirketler, "danışmanlık" adı altında faaliyet göstererek aslında avukatlık tekelini aşındıran bir yapıya dönüştü. Çünkü davaların takip edilmesi, hukuki işlemlerin yürütülmesi yalnızca avukatların yapabileceği faaliyetlerdir. Özellikle trafik kazaları ve buna bağlı tazminat davalarında, içerisinde kamu görevlilerinin de bulunduğu bazı kişiler aracılığıyla insanların kişisel verilerine ulaşıldığı, hatta bazı şirketlerin kaza yerine sağlık ekiplerinden veya kolluktan önce ulaştığı örneklerle karşılaşıyoruz. Bu şirketler vatandaşlara "Sizden hiçbir ücret istemiyoruz, hatta şu kadar ödemeyi peşin veriyoruz" diyerek vekalet alıyor. Ardından kendi çalıştıkları avukatlar üzerinden yüksek bedelli sözleşmeler düzenleniyor ve hem vatandaş hem de avukatlık mesleği zarar görüyor. Oysa Avukatlık Kanunu'nun 48. maddesi çok açık. Avukata iş getirmek suçtur ve bu durum soruşturmayı gerektirir. Bir yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Biz baro yönetimine gelirsek, Avukatlık Kanunu'nun 48. maddesinin bu alanda etkin şekilde uygulanmasını sağlayacağız. Hasar yönetim şirketlerinin işleri tekelleştirmesi, avukatlara aracılar üzerinden dosya dağıtılması hem hukuka aykırı hem de avukatlık alanını daraltan bir uygulamadır. Bu şirketler zaman içerisinde güçlü bir lobi oluşturma noktasına geldi. Bu şirketlerle çalışan avukatları çağıracağız, dosyalarını inceleyeceğiz. Vatandaşlara nasıl ulaştıkları, kişisel verilere nasıl eriştikleri, bu dosyalarda herhangi bir aracılık veya hukuka aykırı yönlendirme olup olmadığı araştırılacak. Baronun sahada olduğunu göstereceğiz”

“TARTIŞILMASI GEREKEN HUKUK EĞİTİMİNİN NİTELİĞİDİR”

Türkiye’de hukuk fakültelerinin niceliğine yönelik eleştirilerde bulunan Gültekin, “Türkiye genelinde avukat sayısı 200 bini aşmış durumda. Nüfusumuz da 80 milyonu geçti. Bugünkü bakış açısıyla avukat sayısının fazla olduğu söylenebilir. Ancak asıl tartışılması gereken konu sayı değil, bu sayının nasıl oluştuğudur. Liyakat esaslarına uygun hukuk fakülteleri mi açıldı? Yeterli akademik kriterler sağlandı mı? Bir dönem hukuk fakültesi sayısı 117'lere kadar çıktı. Şimdi azaltılmaya çalışılıyor. İktidarın barolarla mücadelesinde ilk olarak eğitimin niteliği aşağıya çekildi. Hukuk fakültelerinin kalitesi düşürüldü. Barolar Birliği de bu konuda uzun süre yeterli tepkiyi gösteremedi. Özellikle özel üniversitelerde, yeterli akademik kadroya ve altyapıya sahip olmayan, kamuoyunda "merdiven altı" olarak nitelendirilen hukuk fakülteleri ortaya çıktı. Bir bina satın alınıp her katına farklı bir bölüm açılarak hukuk eğitimi verilmeye çalışılan örnekler gördük. Bizler zamanında daha yüksek puanlarla hukuk fakültelerine girdik. Sonrasında eğitim kalitesinin düşürülerek hukuk fakültelerine erişimin kolaylaştırılması, mesleğin niteliği açısından ciddi bir adaletsizlik oluşturdu. Bu nedenle öncelikle tartışılması gereken konu avukat sayısı değil, hukuk eğitiminin niteliğidir” diye konuştu.

“AVUKATLARIN HUKUKİ SÜREÇ İÇERİSİNDE DAHA ÇOK YER ALMASI GEREKİYOR”

Dezavantajlı gruplar için zorunlu vekillik uygulamasının oluşturulması gerektiğini ifade eden Gültekin konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Bunun yanında vatandaşların avukatla daha fazla buluşmasını sağlayacak düzenlemelere ihtiyaç var. Örneğin arabuluculuk görüşmelerinde zorunlu avukatlık sistemi getirilebilir. Bugün işçi ile şirket arasındaki arabuluculuk görüşmelerinde çoğu zaman şirketin avukatı bulunuyor. İşçi ise ekonomik nedenlerle avukat desteği alamıyor. Böylece iki taraf arasında ciddi bir güç eşitsizliği oluşuyor. Bir işçi düşünün; aylarca maaş alamamış, ekonomik olarak zor durumda ve arabuluculuk görüşmesine geliyor. Avukata ücret ödeyecek durumda değil.  Hayatın bu tarafına da bakmak gerekiyor. Dezavantajlı gruplar için zorunlu vekillik mekanizmaları oluşturulmalı. Avukat sayısı fazla değil. Asıl sorun, avukatlık alanlarının daraltılması ve avukatlık hizmetinin etkin kullanılmamasıdır. Vatandaşların hukuki güvenliği açısından da avukatların daha fazla süreç içerisinde yer alması gerekir. Örneğin; 12. Yargı Paketi kapsamında, özellikle yüksek bedelli gayrimenkul satışlarında avukat yardımı veya temsilinin zorunlu hale getirilmesi planlanmaktadır, biz bu öneriyi destekliyoruz. 

“ADALET MEKANİZMASINDA BİRÇOK YÜK AVUKATLAR SIRTLIYOR”

Bu sayede, gayrimenkul işlemlerinde yaşanan birçok hukuki hata bu şekilde önlenebilir. BU işlemler dışında tüm ipotek işlemlerinde, menkul rehni işlemlerinde de Avukatla temsil zorunlu olmalıdır. Bizdeki sorun sistemsizlikten kaynaklanıyor. Bu noktada baroların ve Barolar Birliği'nin de sorumluluğu var. Maalesef uzun yıllar boyunca bu kurumlar olması gereken ağırlığı ortaya koyamadı. Bazı meslektaşlarımız da bu makamları mesleğin sorunlarını çözmekten çok kişisel kariyer hedefleri için kullandı. Avukatların örgütsüzlüğünün de bunda payı var. Günlük mesleki sorunlarla mücadele ederken bu büyük yapısal sorunlara yeterince zaman ayıramıyoruz. Vatandaş dışarıdan fark etmeyebilir ancak adalet mekanizmasının birçok yükü avukatların üzerine bırakılmış durumda. Adalet sisteminin yapması gereken birçok işi avukatlar yerine getiriyor.

“BARO YÖNETİMİ ANLAYIŞINDA LİYAKAT VE MESLEKİ DENEYİM ÖNEMLİ OLMALI”

Bu durum, zamanla mesleki bir angaryaya dönüşmüş durumda. Baroların yönetim anlayışında da liyakat ve mesleki deneyim önemli olmalı. Örneğin geçmişte Barolar Birliği Başkanı’nın daha sonra büyükelçilik görevine atanması tartışmalara neden oldu. Özellikle meslek pratiğinden uzak, adliye koridorlarını, icra dairelerini, karakol süreçlerini yeterince deneyimlememiş kişilerin avukatlık meslek örgütlerinde en üst noktalara gelmesi, meslektaşlarda soru işaretleri oluşturdu. Avukatların kendi içinden, mesleğin gerçek sorunlarını bilen yöneticileri seçmesi gerekiyor. 

“BUNLAR MESLEĞİN ETİK ANLAYIŞIYLA BAĞDAŞMAYAN UYGULAMALARDIR”

Ancak burada da başka sorunlar yaşandı. Bazı baro başkanları, Barolar Birliği yönetimine aday olurken mevcut görevlerinden ayrılmadı. Bir süre iki görevi birlikte yürüttü. Hatta bazı örneklerde baro başkanlarının milletvekili adaylığı için görevlerinden ayrıldığı görüldü. Bunlar mesleğin etik anlayışıyla bağdaşmayan uygulamalardır. Barolar Birliği, baroların vesayet makamı değildir. Türkiye'deki sistemde barolar bağımsız meslek örgütleridir. Aralarında hiyerarşik bir ilişki bulunmaz”

“İKİNCİ BAROLAR BEKLENEN SİYASİ KARŞILIĞI OLUŞTURAMADI”

Açıklamalarına ikinci baroların kurulmak istenmesine yönelik eleştirilerde bulunarak devam eden Gültekin, baroların iktidarın istediği şekilde yönlendirebileceği kurumlar olmadığını ifade ederek, “İkinci baroların kurulmasıyla birlikte özellikle İstanbul ve Ankara gibi büyük barolarda iktidar yanlısı grupların etkili olduğu söylenemez. Bu gruplar zaten aday çıkarmıyor, ikinci barolar bu anlamda beklenen siyasi karşılığı oluşturmadı. Bunu öncelikle belirtmek gerekiyor. Burada doğrudan seçime değil, baroların bağımsız yapısına yönelik bir müdahale söz konusu. Baroların uluslararası güvenceleri var. Havana Kuralları olarak bilinen, avukatlık mesleğinin bağımsızlığına ilişkin Birleşmiş Milletler ilkeleri ve Avrupa standartları çerçevesinde meslek örgütlerinin korunması gerekiyor. Barolar, iktidarın istediği şekilde yönlendirebileceği sıradan bir kurum değildir. Bu tür müdahaleleri, örgütlü gücümüzle ve hukuki mücadeleyle karşılayacağız. Zaten bu tür girişimlerin hukuki bir karşılığı da bulunmuyor. İstanbul Barosu hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde de bunun örneklerini gördük. Barolar Birliği seçimleri açısından da geçmişte müdahale örnekleri yaşandı. Özellikle TBB Başkanlığı’nda Metin Feyzioğlu'nun yönetimde kalması için iktidarın destek verdiği bir dönem oldu. Avukatlara yeşil pasaport hakkı gibi bazı düzenlemeler de bu süreçte gündeme getirildi. Ancak avukatlar bu tür adımlara rağmen tercihlerini yaptı ve Metin Feyzioğlu yönetiminin devam etmesini istemedi” dedi.

“ÇOK GÜZEL AÇIKLAMALAR YAPIYORSUNUZ AMA BİR MEKANİZMA DA KURULMASI GEREKİYOR”

İzmir Barosu’nun eylemlilik konusunda yeteri kadar aktif olmadığına vurgu yapan Gültekin, İzmir Avukat Hareketi’nin yönetime gelmesi durumunda, çok sesliliği sağlayacaklarını ve komisyonların aktif çalışmalar yürüteceğini belirtti.

İzmir Avukat Hareketi’nin listesinde kadın avukatların daha fazla yer aldığını ifade eden Gültekin, farklı düşüncelerde avukatların da listede yer aldığını belirterek, “Liste oluşturma sürecimiz de tek kişinin kararıyla gerçekleşmedi. Eğilim yoklamaları, kurullar ve uzun tartışmalar sonucunda isimler belirlendi. Bizim için en önemli kriter liyakatti. Bunun yanında önceliklerimizden biri de mesleğe patronaj ilişkileri üzerinden bakmayan, bağımsızlığını merkeze alan, kendi mesleki pratiğini özgür biçimde sürdüren meslektaşlarımızla bir yapı oluşturmaktı. Listemizde daha önce Çağdaş Avukatlar Grubu'na ya da Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu'na oy vermiş meslektaşlarımız da bulunuyor. Bu nedenle bizim en önemli özelliklerimizden biri çeşitliliğimiz” dedi.

“SOSYAL MEDA BAROCULUĞUNUN ÖTESİNE GEÇİLMELİDİR”

Gültekin açıklamalarına şu ifadelerle son verdi:

“Baroların güçten düşmesinin ve toplum nezdindeki etkisini kaybetmesinin nedenlerinden biri de alandan çekilmiş olmalarıdır. Baroların alandan çekilmemesi gerekir. Özellikle İzmir Barosu'nda da gördüğümüz en önemli sorunlardan biri budur. Sosyal medyanın hayatımıza bu kadar yoğun girmesi, baroların görünürlüğünü artırdı. Bu aslında olumlu bir gelişmeydi ancak barolar bunu yanlış kullandı. Bir konu hakkında açıklama yapmak, sosyal medyada bir paylaşım yapmak ve gündem oluşturmak; baronun soruna temas ettiği, çözüm için harekete geçtiği algısını oluşturdu. Ancak çoğu zaman açıklamanın arkasında gerçek bir mekanizma kurulmadı. Dava açılmadı, raporlama yapılmadı, hukuki takip gerçekleştirilmedi. Bu yalnızca İzmir Barosu'na özgü bir sorun değil. Türkiye genelinde gördüğümüz bir durum var: Sosyal medya baroculuğu. Baronun görevi, bireysel olarak tepki gösteren bir meslektaştan farklı olmaktır. Bir avukat sosyal medyada kendi tepkisini ortaya koyabilir, bu değerlidir. Ancak baro bunun ötesine geçmelidir. Baro o tepkiyi örgütlemeli, hukuki mekanizmaları kurmalı, alanda olmalı ve daha fazlasını yapmalıdır. Zaten kanunun barolara yüklediği görev de budur”



Güncel Haberleri

Tümü

Eski İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Burhan Özfatura...

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin eski başkanlarından Dr. Burhan Özfatura, geçirdiği ani kalp...

14 dakika önce

Konak Belediyesi'nden ihale: Gültepe'deki cami yıkılacak

Konak Belediyesi ilçede risk teşkil eden yapıların yıkımı için ihaleye çıkıyor.

2 saat önce

İzmir'de yeni haftada hava nasıl olacak?

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) verilerine göre İzmir’de yeni haftada hava sıcaklıklarında...

4 saat önce

Eski Başkan Burhan Özfatura yoğun bakıma kaldırıldı

İzmir Büyükşehir Belediyesi eski başkanlarından Dr. Burhan Özfatura, gece saatlerinde geçirdiği...

1 gün önce

TOKİ'den Tarihi Kampanya! Yüz Binlerin Yararlanacağı...

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığının (TOKİ),...

1 gün önce

Billboard krizine ilişkin Başkan Ünsal'dan açıklama:...

Büyükşehir Belediyesi ile Karşıyaka Belediyesi arasında billboard krizi patlak verdi; Büyükşehir...

1 gün önce

İzmirli taksiciler için kritik uyarı: Airbaglere dikkat!

İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, taksiler başta olmak üzere tüm...

1 gün önce

Meral Akşener Vakfı'nın kuruluşu tamamlandı!

Meral Akşener'in adını taşıyan vakfın kuruluşu tamamlandı. Resmi Gazete'de yayımlanan karara...

1 gün önce

Girne faciasından bir acı haber daha: 554 metre...

Girne Limanı ile Taşucu Limanı arasında sefer gerçekleştirirken batan geminin enkazında bir...

2 gün önce

Emekli Albay Hasan Atilla Uğur'a ev hapsi!

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde şüpheli ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada...

2 gün önce

TPD'nin X hesabına erişim engeli talep edildi!

Türkiye Psikiyatri Derneği, “Ailem Güvende” soruşturması kapsamında derneğin X hesabına erişim...

2 gün önce

Emek ve Demokrasi Güçleri’nden OVP ve özelleştirme çıkışı

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile 8 otoyolun...

2 gün önce