BIST 100 14.505,48 %0,70 Altın 6.883,40 ₺/gr %1,42 Bitcoin $78.777 %0,33 Dolar 48,48 ₺ %0,02 Euro 56,47 ₺ %0,16 Sterlin 65,78 ₺ %0,17 Gümüş 105,90 ₺/gr %3,31 Ethereum $2.494,12 %0,22 İsviçre Frangı 59,91 ₺ %0,03 Kanada Doları 35,13 ₺ %0,13 Avustralya Doları 35,02 ₺ %0,10 Japon Yeni 0,00 ₺ %0,00 Suudi Riyali 12,91 ₺ %0,05 BAE Dirhemi 13,20 ₺ %0,02 Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,55 Çin Yuanı 7,23 ₺ %0,03
Foto Galeri Video Yazarlar
Anasayfa Özel Haber Baro Başkan Adayı Sökmen’den Baro için dikkat çeken vaatler!

Baro Başkan Adayı Sökmen’den Baro için dikkat çeken vaatler!

Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu'nun İzmir Barosu Başkan Adayı Serhat Sökmen, genç avukatların ekonomik sorunlarından vergi yüküne, kadın avukatların çalışma koşullarından baronun hizmet alanlarına kadar birçok başlıkta çözüm önerilerini sıraladı.

Baro Başkan Adayı Sökmen’den Baro için dikkat çeken vaatler!

ÖMER FARUK ALTIN / EGE'YE BAKIŞ - İzmir Barosu'nun ekim ayında yapılacak başkanlık seçimlerine sayılı günler kala Cumhuriyetçi Avukatlar grubunun başkan adayı Serhat Sökmen, Ege'ye Bakış'a değerlendirmelerde bulundu.

Genç avukatların hukuk fakültesi ve staj sürecinin ardından ağır ekonomik yüklerle karşı karşıya kaldığını ifade eden Sökmen, özellikle BAĞ-KUR primleri ve vergi yükünün mesleğe yeni başlayan avukatlar için önemli bir sorun oluşturduğunu dile getirdi.

Avukatlığın aynı zamanda bir kamu görevi olduğunu vurgulayan Sökmen, genç meslektaşların mesleklerini sürdürebilmeleri için ekonomik olarak desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Sökmen, 30 yaşına kadar olan avukatların BAĞ-KUR primlerinden muaf tutulması ve gelir vergisi konusunda destek sağlanması için ilgili kurumlarla görüşmeler gerçekleştirdiğini aktardı.

Sökmen ayrıca kadın avukatların çalışma hayatında karşılaştığı sorunlardan baro hizmetlerinin geliştirilmesine, ekonomik destek mekanizmalarından katılımcı yönetim anlayışına kadar birçok başlıkta vaatlerini anlattı.

"GENÇ MESLEKTAŞLARIMIN EKONOMİK OLARAK RAHATLATILMALARI GEREKİYOR"

Avukatların mali yükler altında ezildiğini söyleyen Sökmen, “İzmir Barosu'nun tabii ki yetkileri ve görevleri sınırlı. Buraya geçip de çok yüksek perdeden bir sürü vaat verebilirim. Ama baronun görevleri Avukatlık Kanunu'yla sınırlandırılmış durumda. Fakat baro eğer güçlü olursa, baro eğer sözü dinlenen bir yönetim anlayışı sergilerse, avukatların sorunlarını çözebilmek için en üst perdede taleplerini kabul ettirebilecek şekilde hareket ederse birçok sorunu çözebiliriz. Ne yapabiliriz mesela? Şimdi biz genç meslektaşımızı hukuk fakültesinden mezun olduktan ve stajını bitirdikten sonra hemen "Git ofisini aç" noktasında bırakıyoruz. İzmir, sigortalı avukat çalıştıracak kadar çok meslektaşın bulunduğu bir yer değil. Ama ne oluyor? Genç meslektaşım ofisini açıyor. Kira parası, mobilya masrafları, mobilyaların taksitleri ve bir de her ay BAĞ-KUR primi geliyor. Şimdi burada "genç girişimci" diye bir uygulama vardı. Genç girişimci desteği üzerinden genç avukatlar da BAĞ-KUR prim muafiyetinden yararlanabiliyordu. Ama bu uygulama bir tasarruf düzenlemesiyle tamamen kaldırıldı. Avukatlık, doğası gereği aynı zamanda bir kamu görevidir. Kamu görevi olduğu için avukatlara ayrı bir mevzuat uygulanması gerekir. Genç meslektaşlarımızın da mesleklerini düzgün şekilde icra edebilmeleri için ekonomik olarak biraz rahatlatılmaları gerekiyor. Bunu da sonuç olarak baro bütçesinden kendilerine para yardımı yaparak gerçekleştirmeyeceğiz. Nasıl yapacağız? 30 yaşına kadar olan meslektaşlarımızın BAĞ-KUR primlerinden muaf tutulması ve aynı zamanda gelir vergisi konusunda destek sağlanması yönünde bir çalışma yürütüyoruz. Şu anda gerekli başvuruları yaptım. Bana geri dönüşler oldu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndan, Hazine'den çeşitli yanıtlar aldım. Bunun bir yasa çalışması gerektirdiğini biliyorum. Ben daha farklı bir yol çizdim. Oradan "Talebinizi kabul edemeyiz" şeklinde bir ret kararı aldım. Şimdi bunu Kamu Denetçiliği Kurumu'na taşıyorum. Kamu Denetçiliği Kurumu tavsiye niteliğinde kararlar veriyor. BAĞ-KUR prim muafiyetinden yararlanması yönünde bir yasa düzenlemesi yapılması için tavsiye kararı aldırmaya çalışacağım. Bu tavsiye kararı alındığında, Meclis'teki yasa çalışmasının da çok daha kolay ilerleyebileceğini düşünüyorum” dedi.

"HUKUK SİSTEMİNİN DÜZGÜN İLERLEMESİ İÇİN AVUKATIN EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞINI SAĞLAMASI GEREKİYOR"

Avukatların emeklilik göstergelerinin değişmesi gerektiğini ifade eden Sökmen, “Ekonomik sorunlar sadece genç meslektaşlarımızın problemi değil. Mesleğin her yaş grubuna yayılmış durumda. İnanılmaz şekilde ileri seviyede. Üstat meslektaşlarımız 22-23 bin lira emekli maaşı alıyorlar. Bu çok ciddi bir sorun. Çünkü avukatı tamamen sigorta sistemiyle baş başa bırakıyorsunuz. BAĞ-KUR primine ne oluyor? Meslektaşımız çok yüksek gelir elde edemediği için BAĞ-KUR primini asgariden yatırıyor. Siz BAĞ-KUR primini asgariden yatırırsanız, emekli olduğunuzda maaşınız da en alt kademeden oluyor. Bu göstergelerin değişmesi gerekiyor. Avukatlık bir kamu görevidir ve ülkenin hukuk sisteminin düzgün işlemesi için avukatın ekonomik bağımsızlığının sağlanması gerekir. Nasıl bağımsız hâkim teminatından söz ediyorsak, avukatın da ekonomik bağımsızlığını sağlamamız gerekiyor. Bu nedenle avukatların emeklilik göstergelerini tamamen değiştirmemiz gerekiyor. Bununla ilgili de çalışmalarımız var” diye konuştu.

"SEÇİLİR SEÇİLMEZ İŞ GELİŞTİRME KOMİSYONU KURACAĞIM"

Başkanlığı kazanması durumunda İş Geliştirme Komisyonu kuracağını belirten Sökmen şunları söyledi:

“Kadın meslektaşlarımız çocuk sahibi olduktan sonra mesleği sürdürmekte çok zorlanıyorlar. Adliyede bir anaokulu var ama bu anaokuluna sadece hâkim ve savcı çocukları gidebiliyor. Neden avukat çocukları gidemiyor? Biz yargının üç sacayağından biri değil miyiz? Ama uygulamada hâkim ve savcıya "Çocuğunu işe giderken buraya bırak" deniliyor, avukata ise bu imkân sağlanmıyor. Bu sorunun da mutlaka üzerine gideceğim. Daha ekonomik açıdan baktığımızda, baro imkânlarıyla bu ekonomik yangına ne kadar su serpebiliriz diye düşünüyoruz. Mesela biz e-imza için bir token kullanıyoruz ve bunun bir maliyeti var. Neden ilk mesleğe başlayan avukatlara bu token ilk üç yıl ücretsiz verilmesin? Bu nasıl olabilir? Barolar Birliği ihaleye çıkarken şöyle bir şart koyabiliriz: "Ben ihaleye çıkıyorum ama ilk defa token alacak genç meslektaşlara bunu ücretsiz olarak sağlayacaksınız." Böylece genç meslektaşlar ilk e-imzalarını ücretsiz alabilir. Aslında baktığımız zaman çözüm önerileri çok, yapılabilecekler çok. İzmir Barosu Başkanlığı'na seçilir seçilmez İş Geliştirme Komisyonu kuracağım. Avukatlara ekonomik açıdan katkı koyabilecek hangi alanları açabiliriz, bunun üzerine gitmek istiyorum.

"BUNLAR BİR ZORUNLULUK"

Baro yönetimi meslek odaklı hareket etmekten korkmuş durumda. Adliyenin baro odasına girdim. Yaz boyunca klimalar ve vantilatörler çalışmadı. Düzgün temizlik yapılamadı. Sigara izmaritlerinin cirit attığı, vantilatörün çalışmadığı, 45 derecelik bir ortamda avukatlar dinlenmek ve nefes almak için oraya çıkıyorlar. Bu şekilde olmaz. İlk ve hızlı şekilde, avukatların daha rahat edebilmesi için bütün avukatların bulunduğu mekânlarda gerekli çalışmaları hemen yapacağız. Avukatların, mesleğin liyakatine ve onuruna yakışır şekilde bir arada bulunabilecekleri ortamları sağlayacağız. Bu birinci hedefimiz. Kadın meslektaşlarımızın da gerçek anlamda çocuklarını duruşma saatlerinde bırakabilecekleri alanlarla ilgili ciddi problemleri var. Çocuklarını adliyeye getiremiyorlar. Bu sorunun üzerine de etkin bir şekilde gidip çözüm üretmek istiyorum ve bunu yapmayı düşünüyorum. Ekonomik açıdan da daha güçlü bir şekilde İş Geliştirme Komisyonu kurarak, avukatlara ekonomik anlamda nasıl daha fazla katkı sağlayabiliriz sorusunun üzerine hızlı bir şekilde çalışmak istiyorum. Bunu herkes söylüyor: CMK ücretleri, adli yardımın düzgün şekilde işletilmesi... Bana göre bunlar artık bir vaat değil. Bunlar bir zorunluluk, bir gereklilik” dedi.

"BEN SOKAKTA OLMAKTAN KAÇMADIM AMA..."

İzmir Adliyesi’nin yetersiz olduğunu söyleyen Sökmen, yeni bir adliye sarayına ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Sökmen, “Ben İstanbul'da meslek hayatıma devam ederken de aynı sorun vardı. Daha sonra Adalet Bakanlığı, Çağlayan'da çok büyük bir adliye yaparak bu sorunun önüne geçti. Bizim de aynı şekilde bir lobi oluşturarak, avukatları bu kadar bölen anlayışın karşısında duran, sözümüzü dinletebilen bir anlayışla büyük bir adliye binasının yapılmasına öncülük etmemiz gerekiyor. Bu, Barolar Birliği'nin ya da baronun tek başına yapabileceği bir şey değil. Bunun Adalet Bakanlığı'nın bütçesinden yapılması gerekiyor. Ama Adalet Bakanlığı'nı buna ikna edebilmek için ne lazım? Güçlü baro ve güçlü avukat. Hep aynı noktaya geliyoruz. Vaat vermek kolay. Vaat verir, istediğiniz kadar sıralarsınız. Ama o masaya oturduğumda karşımdakini ikna edemiyorsam, o vaadin ne anlamı var? Ben kendimi ikna edebilme konusunda güçlü görüyorum. Çünkü ya diyecekler ki: "Serhat Sökmen dolu dolu bir adam geldi, bunları sonuna kadar savundu." Benim görüşümle onun görüşü farklı olabilir ama "Adam doğru söylüyor" dedirtebilmek önemli. Elbette sokakta verilecek mücadeleler de vardır. Ben bundan da asla kaçmam. Kaçmadım da. Gezi olayları olsun, başka süreçler olsun, hiçbir zaman sokakta olmaktan kaçmadım. Ama bazı hakların alınma yeri sokak değildir. Oturduğunuz zaman diplomasi masasında, karşı görüşte olan insanı ikna edebilmek gerekir. Bu da saygınlıkla olur. İzmir Adliyesi’ndeki Baro odası Cumhuriyetçi Avukatlar döneminde yapıldı. Çok güzel bir çalışma gerçekleştirildi. Bu ana adliye yapılırken dönemin Baro Başkanı, Cumhuriyetçi Avukatlar'dan rahmetli Nevzat Erdemir'di. Erdemir, bizzat dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek ile görüşüp 43 metrekare olarak planlanan bu alanın daha büyük bir şekliyele bugün 350-400 metrekarelik bir alanı aldı.  Ama Nevzat Başkan sözü dinlenen bir insan. Çünkü gerçekten ağırlığı olan bir isim. Bunun şöyle bir önemi var: İstediğiniz zaman bazı şeyleri yapabilirsiniz” şeklinde konuştu.

"OCAK AYINDAN BERİ DENETİM RAPORLARINA ULAŞAMIYORUZ"

2026 yılı Ocak ayı itibariyle İzmir Barosu'nun denetim raporlarına erişemediklerini dile getiren Sökmen, “2026 Ocak ayından beri; denetim raporlarına ulaşamıyoruz. 2026 Ocak ayındaki son denetim raporunda bizim Baro Bahçe diye bir yerimiz var. Bu Baro Bahçe'yi Çağdaş Yönetimi aldı, güzel. Teşekkür ederiz. Baroya bir taş üstüne taş koyan her grup ve her meslektaşa saygımız sonsuz. Onların çabalarıyla oldu. Ama sonra düzgün yönetemediler. Neden yönetemiyorlar? Gidin, baroda gördüğünüz düzensizliğin aynısını orada da görürsünüz. Kendi çalıp kendi oynuyorlar. Ben oraya gittiğimde, kişi başı 250-300 lira bir içeceğe veriyorum. Yemeğin fiyatı aynı. Neredeyse Bayraklı'daki herhangi bir mekândan hiçbir farkı yok fiyat olarak. Avukata da doğru düzgün bir indirim yok. Yüzde 10-15 gibi sınırlı bir indirim var. Ama Ocak 2026'da bir ayda 340 bin lira nasıl zarar ettirdiniz orayı? 340 bin lira zarar edilebilir mi? Bunu zarar olarak yazarsınız. Avukata iyi bir şey yapacağım diye fiyatı ürünü 50 liraya indirirseniz anlayacağım. Ama gidin bakın, normal mekânlarla fiyat farkı yok. Kira vermiyorsunuz. Hizmet anlayışında da öyle bir kalite yok. Yüksek maliyetli personel çalıştırma durumu yok. Oradaki çalışanları da zaten görüyoruz. İnsan karşısında "Merhaba, hoş geldiniz, nasıl yardımcı olabiliriz?" yaklaşımı yok. Suratına bakmayan bir anlayış var. Ve siz burayı personel giderleriyle birlikte düşündüğünüzde, acaba ağırlama giderleri gibi başka kalemler mi kullanılıyor diye insanın aklına geliyor. Gelişen ve değişen ihtiyaçlar karşısında adliyeden uzak kaldı orası. Adliyeden uzak kalmakla beraber sosyal imkânların olduğu bir yerde de değil. İçerisinde baro odaları var, konferans salonları var. Ancak avukata sosyal açıdan bir aktivite sağlayacak alanlarımız yok. Yalandan bir tane pinpon masası koymuşlar mesela. Halbuki Barolar Birliği ile iyi ilişkiler yürüterek, adliyelere yakın, büyük, yüksek ve aynı zamanda içerisinde sosyal tesislerin de yer alabileceği bir bina neden olmasın?  Bu tamamen vizyon ve proje meselesi. Daha ferah, sosyal imkânların bulunduğu büyük bir baro kompleksi neden kurmayalım? Kurabiliriz. Mesela Ankara'da baronun güzel bir şekilde birlikte çalıştığı bir otel var. Ama bizim İzmir'de meslektaşlarımız, "İzmir'e geldiğimde nerede kalabilirim?" diye sorduğunda önerebileceğimiz çok iyi yerler olmuyor. Baroyla anlaşmalı, meslektaşların rahatlıkla kullanabileceği bir yer yok. Ben zaten bir meslektaşımı Baro Bahçe'ye bu pozisyonda yönlendirmem. Çünkü açıkçası iyi olduğunu düşünmüyorum. Güzel değil, temiz değil. İyi hizmet alamıyorsunuz. Ama buna rağmen sanki çok iyi hizmet alıyormuşsunuz gibi bir ücretlendirmeyle karşı karşıya kalıyorsunuz” dedi.

"VERGİSEL YÜKÜMLÜLÜKLERİN HIZLI BİR ŞEKİLDE ÇÖZÜLMESİ GEREKİYOR"

Sökmen, avukatların üzerindeki vergi yüküne de değinerek şunları söyledi:

“Bir avukat, bir anonim şirket kadar vergilendiriliyor. 100 bin liralık bir dava alsam örneğin. 100 bin liralık makbuz kestiğimde bunun yaklaşık 48 bin 700 lirası devlete gidiyor. Stopaj, KDV, damga vergisi derken... Ya ben anonim şirket değilim ki. Ben kamu görevi ifa etmeye çalışan, hukukun düzgün şekilde işlemesi için çaba gösteren bir avukatım. Sen benim kazancıma niye bu kadar çok ortak oluyorsun? Avukat bu kadar yüksek vergi yükü karşısında ekonomik açıdan zorlandığı için kayıt dışılığa yönelmek zorunda kalabiliyor. Çünkü düşünüyor ki: "Ben makbuz kesersem bu kadar vergi vereceğim." Biz esnaf değiliz ki.  Biz tamamen makbuzla çalıştığımızda, kazancımızın neredeyse yarısına devlet ortak oluyor. Bunu nasıl çözebiliriz? Elbette baronun ya da avukatın doğrudan vergi düzenleme yetkisi yok. Ama tekrar söylüyorum; güçlü bir baro, sorunları bilen bir baro... Sorunları gerektiği gibi, yüksek sesle ve kararlı biçimde dile getiren; hakkını alabilecek şekilde mücadele eden bir baro ve arkasında güçlü meslektaşlar olursa bunu da çözebiliriz. Şimdi avukatı kayıt dışı ekonomiye yönlendirdiğiniz zaman, müvekkil ile meslektaş arasındaki saygınlık ilişkisi de zarar görüyor. Bu nedenle vergisel yükümlülüklerin de hızlı şekilde çözülmesi gerekiyor

Keza sigortalı çalışan avukatların da büyük sorunları var. Çünkü mesleki ve ekonomik durum iyi olmadığı için yanında avukat çalıştıran üstat meslektaşlar yeterli maaşı veremiyor. Yeterli maaş verilemeyince, birkaç defa yanında çalışan avukatların ücretlerine ilişkin tarifeler yayınlandı. Şimdi "90 bin lira almalı" deniliyor. Ben de isterim. Ama 90 bin lira maaş verebilecek kaç tane avukat var? Bu sorunu da biliyoruz. Ama öyle kolayca "Bunu yapın" demekle olmuyor. Ben de bugün oturup "İzmir Barosu, sigortalı çalışan avukatlara ilişkin tarife yayınladı. Bağlı çalışan avukatlar aylık net 90 bin liranın altında maaş alamaz" diyebilirim. Ama o zaman ne olacak? Bu insanlar iş bulamayacak. Çünkü 90 bin lira verebilecek çok fazla avukat yok. Böyle bir gerçeklik yok. Biz İzmir'de o kadar yüksek gelirler elde etmiyoruz.

"EŞİTLİKÇİ BİR ANLAYIŞ İLE HAREKET ETTİM"

Barodaki kadın avukat sayısının yüksek olması nedeniyle kadınların yönetim ve diğer kurullarda güçlü şekilde temsil edilmesi gerektiğini ifade eden Sökmen şunları söyledi:

"Mesleki ağırlık ve sayımıza göre kadın-erkek eşitliğini mutlaka sağlamamız gerekiyordu. Ben bunu en ince ayrıntısına kadar değerlendirdim. Hemen hemen her organımızdaki meslektaşlarımızı eşit şekilde dağıtmaya özen gösterdim. Ancak bu benim tek başıma verdiğim bir karar değildi. Yönetimde de kadın ve erkek sayısının eşit ya da kadın sayısının bir tık fazla olacağı şekilde bir düzenleme yaptık. Çünkü baromuzda kadın meslektaş sayısı oldukça fazla. Dolayısıyla kadın meslektaşlarımızın sorunlarını daha iyi anlayabilecek, daha fazla empati kurabilecek ve çözüm üretebilecek kadın meslektaşlarımızın yönetimlerde, denetimlerde ve disiplin kurullarında yer alması gerekiyor. Ben açıkçası eşitlikçi bir anlayışla hareket ettim. Listemde kadın ve erkek sayısı bütün organlarda dengeli. Ancak kadınlar lehine aşırı bir fazlalık da oluşturmadım. Çünkü pozitif ayrımcılık bazı durumlarda farklı sorunlara da yol açabiliyor. Pozitif ayrımcılık yaparken de hakkı hak sahibine teslim etmek gerekiyor. Liyakatten ve olması gereken dengeden uzaklaşmamak lazım. Bu bağlamda örneğin yönetim kurulunda 5 kadın, 5 erkek; disiplin kurulunda 2 kadın, 3 erkek; denetim kurulunda ise 2 kadın, 1 erkek şeklinde bir dağılımımız var. Çünkü herkesin hakkını en iyi şekilde savunması ve dile getirebilmesi gerekiyor. Burada yapılacak ayrımcılığın da liyakat ve ihtiyaç temelinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Eskiden, barolar ikiye bölünmeden ve sistem değiştirilmeden önce Türkiye Barolar Birliği delegasyonu açısından İzmir'in delege sayısı 30'du. Bu nedenle listelerimizde çok sayıda meslektaşa yer verebiliyor, dezavantajlı gruplardan daha fazla meslektaşımızı sisteme dahil edebiliyorduk. Fakat şimdi İzmir Barosu üzerinden, yani barolar üzerinden siyasal hesaplar yapıldığı için sistem değiştirildi. Koskoca İzmir Barosu'nun şu anda Türkiye Barolar Birliği delegesi olarak yalnızca 5 kişi var. Böyle olunca da listelerde yer verebileceğimiz meslektaş sayısı azalıyor. Bu nedenle her dezavantajlı gruptan meslektaşımıza listelerde yeterince yer veremiyoruz. Baroların komisyonları ve merkezleri var. Bu komisyonlarda ve merkezlerde katılımcı bir anlayışla her meslektaş, adeta bir yönetim kurulu üyesi gibi çalışmalara katılabilir ve karar alma mekanizmasında söz sahibi olabilir. Ben de meslektaşlarıma sizin aracılığınızla burada bir söz vermek istiyorum: Katılımcı bir baro anlayışını mutlaka hayata geçireceğim. Herkesi dinlemek gerekiyor. Zaten hakkaniyetli ve dengeli bir liste oluşturacağız. Dediğim gibi, bu liste oluşumu da gerçek anlamda eşitlikçi bir anlayışla gerçekleştirilecek"

Çağdaş Avukatlar grubunun seçim kazanmasının sebebinin katılım oranının düşüklüğü olduğuna dikkat çeken Sökmen, "İzmir Barosu'nda Çağdaş Grup'un seçim kazanma dinamiklerinden bir tanesinin de seçimlere katılan meslektaş sayısının azlığı olduğunu düşünüyorum. Şimdi bizim bu dönemde yaklaşık 15 bin meslektaşımız var. Her döneme baktığınızda yüzde 50'nin altında oy kullanılıyor. Yani bu 15 bin kişinin 7 bine yakını sandığa gelmiyor. Oradan da 2 bin 500, 3 bin oy alan grup İzmir Barosu yönetimine geliyor. Ama bizim grup anlayışımızdaki meslektaşlar aslında İzmir Barosu'nun sessiz çoğunluğu. Ancak artık Çağdaş Grup kadar birbirine konsolide olmuş bir yapı olmadığımız için, biraz daha dağınık bir yapıda kaldığımız için meslektaşlarımızı sandığa taşımakta zorlanıyoruz. Oy kullanma oranı yükselse, inanıyorum ki Cumhuriyetçi Avukatlar'ın düşüncesi ve "Baro avukat içindir" anlayışı, İzmir Barosu yönetiminde olması gereken ve avukatların büyük çoğunluğunun teveccüh göstereceği bir anlayış olacaktır.

"BAZI MESLEKTAŞLARIMIZ KÜSMÜŞ DURUMDA"

Peki meslektaşlarımız neden sandığa gelmiyor? Bunun iki sebebi var. Birincisi, Cumhuriyetçi Avukatlar içerisindeki geçmiş dönemlerde yaşanan bölünmeler nedeniyle bazı meslektaşlarımız küsmüş durumda. "Yine mi bölünüyorsunuz? Sürekli ayrışıyorsunuz. Bir bütün olamıyorsunuz. Seçimi kazanabilecek durumdayken yine kendi içinizde bölünüyorsunuz" diye düşünen meslektaşlarımız var.

İkincisi ise Çağdaş Grup'un baro pratiği nedeniyle meslek örgütlerinden umutlarını kesmiş olmaları. "Ne olacak, ben oy kullanmaya gitsem ne değişecek? Meslek örgütü bana ne yapacak?" diye düşünüyorlar. Halbuki bakın, biz ne yapacağımızı anlatıyoruz. Serhat Sökmen olarak ben meslektaşlara sigorta poliçesi oluşturulması için çalışacağım. Anaokulu sorununu çözmek için mücadele edeceğim. Meslektaşlarımızın haklarını her kurumda sonuna kadar arayacağım.

"GENÇ AVUKATLAR MECLİSİ'Nİ YENİDEN AÇACAĞIM"

Genç Avukatlar Meclisi'ni yeniden açarak genç avukatların sorunlarını doğrudan, katılımcı bir anlayışla çözmeye çalışacağım. Bunları anlatıyorum, söylüyorum, meslektaşlarımızı davet ediyorum. Bana oy vermek zorunda değilsiniz. Ama gelin, oyunuzu kullanın. Meslek örgütünüze sahip çıkın. "Meslek örgütümüz zaten hiçbir şeyi değiştirmiyor" diye düşünebilirsiniz. Ama gelin, beni deneyin. Bizim anlayışımızı görün. O zaman güçlü bir baronun, haklarınızı sonuna kadar savunan bir baronun nasıl olabileceğini göreceksiniz. Belki de Türkiye'deki hukuk değişiminin öncüsü olacak bir baro oluşturabiliriz. Neden olmasın? Biz geçmişte, Nevzat Başkan döneminde, "Acaba İzmir Barosu bu konuda ne diyecek?" diye bakılan bir kurumduk, bir örgüttük. Fakat şimdi, başta söylediğim gibi, İzmir Barosu bu özelliğini kaybetmiş durumda.



Özel Haber Haberleri

Tümü

Baro Başkan Adayı Sökmen'den Çağdaş Grup'a sert eleştiri:...

İzmir Barosu’nun ekim ayında yapılacak başkanlık seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Avukatlar...

19 saat önce

Başkan adayı Çolak'tan 'çok sesli baro' vaadi: Her...

İzmir Barosu başkanlığına bağımsız adaylığını açıklayan Tacettin Çolak, mevcut yönetimi...

3 gün önce

Tüprag'a karşı 6 köy birleşti: Madeni köyümüze sokmayacağız!

Uşak'ta bulunan ve önemli su kaynaklarını besleyen Murat Dağı'nda maden tehdidi devam ederken,...

10 gün önce

Sengel'den Grup Başkanvekilliği açıklaması: "Bilgim...

İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde CHP’den YENİ Parti’ye geçişlerin ardından grup...

1 ay önce

İlkay Çiçek CHP'den istifa etti: "Partim tarafından...

Menderes Belediyesi'ne yapılan operasyonda tutuklanan Belediye Başkanı İlkay Çiçek CHP'den...

1 ay önce

CHP - YENİ Parti arasında 'Whatsapp' krizi: Cemil Tugay...

CHP'den istifa etmesinin ardından yoluna bağımsız devam edeceğini dile getiren İzmir Büyükşehir...

1 ay önce

DEM Partili Akın'dan 'Çeşme Projesi' çıkışı: Günlük 36...

DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, İzmir'de uzun yıllardır yapılmak istenen Çeşme...

2 ay önce

Avukat Nesil Kör'den gençlerin tutuklanmasında CHP iddiası!

Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi ve tutuklanmasının ardından 19 Mart’ta ülke...

1 yıl önce

Bir belge 2 detay! Soyer dönemindeki skandal atama o...

Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın kızı Özgegül Yalım'ın geçtiğimiz Tunç Soyer döneminde İzmir...

2 yıl önce

Özel mülkiyeti ihlalden, kafasına göre park etmeye…...

Son yıllarda gençler arasında oldukça yaygınlaşan elektrikli scooterlar, birçok tartışmayı da...

2 yıl önce

Kuş Cennet'inde çevre felaketi kapıda! Herkes biliyor ama...

 Son yıllarda yaşanan su krizi ve çevresel tahribat, binlerce kuş türünün yaşamını tehdit ettiği...

2 yıl önce

Mimarlar Odası'ndan Foça Belediyesi'ne mahkeme yanıtı:...

Yargıya taşınan ‘ekoköy’ projesi için Mimarlar Odası, Foça Belediyesi’ne yüklendi. Oda Başkanı...

2 yıl önce