Nedir Bu Doğrudan Demokrasi?
Bugün sizi biraz geçmişe götüreceğim. Önce ilkokul yıllarımıza bir bakalım. O yıllarda öğrendiğimiz, yönetim biçimleri ile ilgili konuşalım biraz. Yönetim ikiye ayrılırdı hani...
Monarşi yani krallıklar, imparatorluklar ve demokrasi. Bunlar da kendi içinde kısımlara ayrılırlar. Mutlak monarşi, yani tek yetkili kral. Hiçbir sorumluluk yok. Astığı astık, kestiği kestik! Diğeri mutlaki monarşi yani bir meclis var. Ama alınan kararlar kralın hoşuna gitmezse değiştirebilir. Yani aslında çok da bir fark yok! Meclis uslu uslu, kralı kızdırmayan kararlar alırsa ne ala, almazsa kral gerekeni yapar!
Bugün, kıta Avrupasının çoğunluğu böyle yönetilir! Ve bizim algılarımızla öyle oynanmıştır ki, bize Atatürk'ten armağan modern bir Cumhuriyetimiz varken, bu emperyalist, kolonici, katil krallıkları, demokrasi açısından, kendi Cumhuriyetimizin üzerinde görüyoruz!
Halbuki gerçekler, bu yazdıklarıma yakın bile değil!
Örneğin, İngiltere'de parlamento 2022 yılında, brexit kanunu ile kralliyet ailesinin istemediği bir karara imza attı. Peki vampir kraliçe ne yaptı? Parlamentoyu fes etti! Milyonlarca İngiliz'in iradesini yok saydı, çöpe attı. Yeni parlamento belirledi ve başbakan olarak da, bizim kadrolu hain gazeteci Ali Kemal'in torunu Boris'i başbakan yaptı! Normalde aylarca, yıllarca konuşulması gereken bu konu, hiç gündemde tutulmadı! Başka sansasyonel haberler cımbızlanarak öne çıkarıldı ve konu unutturuldu! Aynısı bizde yada Rusya, Çin gibi ülkelerde olsa, kıyamet kopardı! Yıllarca konuşulurdu! Temcit pilavı gibi, ısıtıp ısıtıp önümüze getirirlerdi!
Kıta Avrupasındaki belli başlı krallıkları sayalım mı? İngiltere krallığı , İspanya krallığı, Hollanda krallığı, Belçika krallığı, Norveç krallığı, Danimarka krallığı, İsveç krallığı...
Bunlar belli başlı olanları, Monaco, Andora vs. daha bir sürü küçük krallık mevcut! Demokrasi olanlar ise 2. dünya savaşı mağlubu Almanya, Fransa, İtalya ve birkaç küçük Cumhuriyet. Fakat bunlardan Fransa da, bu krallıklarla birlikte hareket eder. Çünkü sömürgecidir. İtalya ekonomik olarak, bunlara bağlıdır. Almanya ise savaştan sonra, kendini toparlamış gibi görünse de, önemli ekonomik değerlerinin, yahudilerin elinde olması sebebiyle, bunlara karşı çıkamaz! Yani kıta Avrupası, demokrasinin beşiği gibi görünse de, aslında hepsi Epstein çetesinin üyeleridir!
Gelelim demokrasi çeşitlerine...
İlki şu an ülkemizde de uygulanan temsili demokrasi. Yani halkın, temsilciler (milletvekilleri) seçmesiyle oluşturulan meclisin bizim adımıza kararlar alması...
İkincisi ise, ülkenin bütün fertlerinin, bir araya gelmesi ve bütün konularda karar vermesi. Yani her bireyin milletvekili olması durumu...
Nasıl? Heyecan verici, değil mi?
Bunu antik Yunan'da uygulamaya çalışmışlar. Her evden, bir erkek, yani evin reisi, meclise girmiş ve küçük şehir devletlerini böyle yönetmişler.
İlkokuldaki öğretmenim Gülşen Özkul'un bu dersi işlerkenki sesi, hala kulaklarımda: "Tabi, bunu günümüzde uygulamak mümkün değil. Konya Ovasında bile buluşsak, 60 milyon sığamayız!" demişti.
Öğretmenim şimdi 85 milyon olduk! Ama ben hepimizin rahat rahat sığacağı bir yer biliyorum! İnternet!!!
Evet... Çok rahat sığarız! İnternetle ilk tanıştığım yıllar olan 2000'lerin başından beri, bunları söylüyorum. Doğrudan Demokrasi artık mümkün! Ama hangi şartlarla?
Şunu en başından söyleyeyim; Atatürk interneti görseydi, çoktan Doğrudan Demokrasi'ye geçmiştik! Atatürk gibi özgürlükçü bir zeka, bunu asla ıskalamazdı.
Bir tarihte, nasıl akademisyen olduğuna akıl erdiremediğim, aklı kıt, yetkisi bol bir zevat, "Ben, eğitimsiz kesimin, niteliğine güveniyorum" tarzı akıllara zarar, bir açıklama yapmıştı. Ben ise bunun tam tersini düşünüyorum. Türkiye'nin okumuş kesiminin zekasına güveniyorum!
Şimdi biraz öngörü geliştirmeye çalışalım.
İlk etapta Türkiye'deki bütün, Asker, Polis, Öğretmen, Memur, Doktor, Hemşire, Mühendis, Memur, Bürokrat ve Bilim İnsanı gibi toplamda 15-20 milyon vatandaşlarımızdan oluşan bir meclis düşünün. Bunlara bir de teknoloji kullanmayı bilen 7-10 milyon arası Emeklilerimizi ilave edin. Ve bunlara bir Türkiye Büyük Millet Meclisi kurun, sanal ortamda. Ve bu insanların her gün sosyal medyaya girer gibi, Millet Meclisine girip kanunları oyladıklarını tahayyül edin!
Şaka gibi geldi değil mi? Şaka değil işte! Bu mümkün! Karşı çıkacakların söyleyeceklerini, duyar gibiyim! Olmaz! Hacklenir o platform! Hayır efendim. Hiçbirşey olmaz! Buyurun, bankaları hackleyin o zaman?-Onlar hacklenemez, onların güvenlik duvarı var. Güvenliği sağlayan bilişimcileri var!
Eee? Sorun ne o zaman? Demek ki güvenlik sorunu olmaz. Koca Türkiye Cumhuriyeti iki üç tane bilişimci bulamayacak değil herhalde?
Temsili demokrasilerdeki tuzakları görüyoruz! Mesela en başta, milletvekillerinin manipüle edilmesi...
Oğlunu şu makama getiririm, kızını şu koltuğa oturturum! Şu ihale sana kalır, bu özelleştirmeden pay alırsın! Tutmadı mı? Adam onurlu mu çıktı? Tehdit başlar! Başına şunlar gelir! Oğlun kaybolur! Kızını bir daha göremezsin! İşlerin bozulur! Sana ekmek yedirmeyiz, bu memlekette! Suçlulardan seçtikleri, milletvekiliği bitince hapse girecek yada adi suçlardan yargılanacak olanları saymıyorum bu hesapta! Öyleleri de var. Biliyorsunuz...
Ayrıca hepsini de manipüle etmene de gerek yok! Belli bir sayı yeterli! Diğerleri, kendilerini parçalasalar, yine bir şey değişmez! Atı alan, Üsküdar'ı geçer!
Peki, 10 milyon emekliyi satın alabilir misiniz? O emekliler sana, çoluğunun, çocuğunun, torununun geleceğini satar mı?
Doğrudan Demokrasi konusu, imkansız değil arkadaşlar. Uygulamada da var. İsviçre 1 milyon öz vatandaşıyla bu sisteme geçti sessiz sedasız. İtalya'da Po şehri de böyle yönetiliyor.
Bu sistem en çok, biz Atatürk çocuklarına yakışır!
Bir sonraki yazımın konusu, Yeni Parti neden kuruldu?(Kurduruldu!!!) Butlan'daki amaç ne? Sizler için yorumlamaya çalışacağım...
Sevgi ve Saygılarımla
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.